Geçtiğimiz hafta, yakın tarihin en tartışmalı figürlerinden biri olan Sırp General Ratko Mladiç, 84 yaşında hayata veda etti. Bosna Savaşı sırasında binlerce sivilin katledilmesi emrini bizzat veren Mladiç, savaştan sonra 16 yıl boyunca saklanmış, nihayet 2011'de yakalanmış ve 2017'de soykırım suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Lahey'deki Mahkeme kararlarını beklerken ölen Mladiç, ne çatışmaların kanlı izlerini ne de Srebrenitsa'da yaşananların utancını silabildi.
Savaş Suçları ve Soykırım Kararları
Ratko Mladiç, Bosna Savaşı sırasında Sırp ordusunun başında yer aldı. 1992-1995 yılları arasında Saraybosna kuşatması ve Srebrenitsa'da 8 binden fazla Boşnak erkeğin öldürülmesi dahil olmak üzere pek çok vahşette başrol oynadı. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY), Mladiç'i soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları dahil 11 ayrı suçtan suçlu buldu. Yargıçlar, kararında 'Srebrenitsa soykırımı, tarihin en karanlık sayfalarından biridir' ifadesine yer vermişti.
Mladiç'in emriyle gerçekleştirilen katliamlar, sadece Bosna'da değil, dünya genelinde derin yaralar açtı. Binlerce aile kayıplarını hâlâ arıyor; toplu mezarlar hâlâ gün ışığına çıkarılmadı. Mladiç'in ölümü, kurban yakınları için adalet duygusunu tam anlamıyla tatmin etmese de, bir dönemin kapanışını simgeliyor.
Kaçış Yılları ve Yakalanışı
Savaşın ardından Mladiç, Sırbistan'da devlet destekli bir korumayla yıllarca saklandı. Sırp yetkililer, yerinin bulunamadığını defalarca dile getirdi. Ancak 2011'de, Avrupa Birliği'nin baskısı ve Sırbistan'ın üyelik sürecindeki ilerlemeler doğrultusunda Mladiç, Voyvodina'da bir akrabasının evinde yakalandı. Yakalandığında sahte kimlik kullanıyordu ve uzun süredir görünüşünü değiştirmişti. Lahey'e gönderilen Mladiç, yargı süreci boyunca suçlamaları reddetti, 'Sırp halkının kahramanı' olduğunu iddia etti.
Mladiç'in yargılanması, uluslararası ceza hukuku açısından bir dönüm noktasıydı. Savaş suçlarının bireysel sorumluluğunu vurgulayan dava, etnik temizlik politikalarının cezasız kalmayacağını gösterdi. Ancak Mladiç, temyiz süreci sonuçlanmadan öldü; bu da bazı hukukçular tarafından 'adaletin tam olarak yerine gelmemesi' olarak yorumlandı.
Bosna'nın Hafızası ve Geleceği
Mladiç'in ölümü, Bosna'da ve dünyada farklı tepkilere yol açtı. Srebrenitsa'da kurulan Anma Merkezi'nde, kurban yakınları gözyaşları içinde 'Adalet yerini buldu mu?' diye soruyor. Bazıları için Mladiç'in ölümü bir tazminat gibi algılanırken, bazıları için ise acıların tazelenmesine neden oldu. Bosna'da hâlâ savaşın yaraları sarılmaya çalışılıyor; ancak siyasi kutuplaşma, etnik ayrılıklar ve hesap vermeme kültürü, toplumsal barışın önündeki engeller olarak duruyor.
Mladiç'in savunması, savaş sırasında Sırp askerlerinin 'kahramanca' mücadelesine vurgu yapmıştı. Ancak uluslararası mahkeme, bu savunmaları dikkate almadı. Srebrenitsa'nın soykırım olarak nitelendirilmesi, uluslararası toplumun ortak hafızasına kazındı. Mladiç'in ölümüyle birlikte, bu hafızanın canlı tutulması görevi yeni kuşaklara düşüyor. Bosna'nın geleceği, geçmişiyle yüzleşme ve hesap verme süreçlerinden geçecek; bu bağlamda Mladiç'in ölümü, bir dönemin sonu ama aynı zamanda yeni bir yüzleşme çağrısı olarak da okunabilir.