Küresel sosyal medya platformları, 'üretken yapay zeka' adı altında Türkiye'deki medya kuruluşlarının haber arşivlerini bedelsiz kullanarak reklam gelirlerini kendi ülkelerine aktarırken, bir yandan da kendi paralarıyla hazırlattıkları 'pembe tablo' raporlarıyla imajlarını temizlemeye çalışıyor. Sabah yazarı Okan Müderrisoğlu, bugünkü köşe yazısında bu sömürü düzenini gözler önüne serdi.
Dijital Kartellerin Türkiye'deki Sömürü Çarkı
Müderrisoğlu, yazısında sosyal medya devlerinin Türkiye'deki faaliyetlerini eleştirerek, bu platformların reklam gelirlerinin büyük kısmını yurt dışına transfer ettiğini vurguladı. Türkiye'deki medya kuruluşlarının içeriklerinin yapay zeka algoritmaları tarafından tarandığını ve bu içeriklerin kullanıcı etkileşimini artırmak için kullanıldığını belirtti. Ancak bu içerikler için medya kuruluşlarına herhangi bir telif ödemesi yapılmadığını ifade etti.
Yazıda, sosyal medya şirketlerinin 'üretken yapay zeka' adı altında Türk medyasının arşivlerini bedelsiz çektiği, buna karşılık reklam gelirlerini 'vakumladığı' belirtildi. Bu durum, Türkiye'deki medya ekonomisine ciddi zarar verirken, küresel platformların kârlarını artırmaya devam ettiği kaydedildi.
Müderrisoğlu, bu platformların aynı zamanda algı operasyonları için ısmarlama raporlar hazırlattığını da yazdı. Kendi paralarıyla 'pembe tablo raporu' ısmarlayan şirketlerin, böylece kamuoyu nezdinde itibarlarını korumaya çalıştıkları ifade edildi. Bu raporlarda, platformların Türkiye ekonomisine katkılarından, istihdam yaratma potansiyelinden ve kültürel etkileşimden bahsedilerek, asıl sömürü düzeni gizleniyor.
Algı Operasyonu ve Gerçeklerin Üstü Örtülüyor
Yazıya göre, bu raporlar aracılığıyla sosyal medya devlerinin vergi muafiyetleri, veri sömürüsü ve yerel medya üzerindeki baskısı gibi konular gündemden uzaklaştırılıyor. Müderrisoğlu, 'M' ile başlayan ifadesinde, bu durumun sadece Türkiye'de değil, birçok ülkede benzer şekilde işlediğini belirterek, dijital kartellerin küresel ölçekte bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Uzmanlar, sosyal medya platformlarının içerik üreticilerine ve medya kuruluşlarına adil gelir paylaşımı yapmadığını, aksine kendi reklam gelirlerini artırmak için algoritmalarını kullandığını söylüyor. Türkiye'de son yıllarda dijital platformlara yönelik düzenlemeler yapılmaya çalışılsa da, bu şirketlerin küresel ölçekteki gücü nedeniyle etkili bir denetim sağlanamıyor.
Öte yandan, sosyal medya devlerinin Türkiye'deki temsilcilikleri aracılığıyla yürüttüğü lobi faaliyetleri, yasal düzenlemelerin gevşetilmesi yönünde baskı oluşturuyor. Bu durum, yerel medyanın rekabet gücünü zayıflatırken, kamuoyunun doğru bilgiye erişimini de tehdit ediyor.
Medya Ekonomisi ve Gelecek Perspektifi
Türkiye'de medya sektörü, dijitalleşmeyle birlikte zorlu bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Geleneksel reklam gelirlerinin azalması, haber kuruluşlarını dijital abonelik modellerine yönlendirirken, sosyal medya platformlarının içerikleri bedelsiz kullanması bu dönüşümü daha da zorlaştırıyor. Uzmanlar, telif haklarının korunması ve dijital platformların denetlenmesi için uluslararası işbirliğinin şart olduğunu belirtiyor.
Okan Müderrisoğlu'nun yazısı, dijital kartellerin sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve siyasi etkilerine de dikkat çekiyor. Yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi, bu platformların gücünü daha da artırırken, ulusal medyanın ve bağımsız gazeteciliğin korunması için acil önlemler alınması gerekiyor. Aksi halde, Türkiye'nin bilgi ekosistemi tamamen küresel kartellerin kontrolüne girebilir.
Sonuç olarak, sosyal medya devlerinin 'pembe tablo' raporları, gerçekleri örtbas etmekten başka bir işe yaramıyor. Kamuoyunun bu raporlara değil, bağımsız araştırmalara ve şeffaf verilere ihtiyacı var. Türkiye, dijital egemenliğini korumak için kendi yapay zeka ve sosyal medya politikalarını geliştirmeli, yerli platformları desteklemeli ve uluslararası arenada adil bir düzen için mücadele etmeli.