Soma'da bir madende meydana gelen göçükte 5 işçinin yaşamını yitirmesi, Türkiye'nin maden güvenliği karnesini bir kez daha sorgulatıyor. Olay, maden ocaklarındaki denetimlerin yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme taşırken, mevcut mevzuatın kağıt üzerinde kaldığı eleştirileri güçlendi. Maden facialarının ardı ardına yaşanması, denetim mekanizmalarının etkinliğini tartışmaya açtı.
Denetimler Yetersiz mi?
Soma'daki facianın ardından gözler yine maden ocaklarındaki denetimlere çevrildi. Mevzuata göre maden ruhsatları risk gruplarına göre sınıflandırılıyor. Çok az riskli ruhsatlar 5 yılda bir, az riskli ruhsatlar 4 yılda bir, orta riskli ruhsatlar 3 yılda bir ve çok riskli ruhsatlar 2 yılda bir denetleniyor. Ancak uzmanlar, bu periyotların sahada uygulanmadığını ve denetimlerin yetersiz kaldığını vurguluyor.
Madencilik sektöründe yaşanan iş kazaları, denetimlerin sadece kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Özellikle kömür madenlerinde yaşanan göçük, patlama ve yangın gibi olaylar, alınan önlemlerin yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. Soma'daki son olay, denetimlerin sıklaştırılması ve cezai yaptırımların artırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Mevzuat ve Uygulama Arasındaki Uçurum
Türkiye'de maden güvenliği konusunda kapsamlı bir mevzuat bulunmasına rağmen, uygulamada ciddi sorunlar yaşanıyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, işverenlere önemli sorumluluklar yüklüyor. Ancak denetimlerin yetersizliği, işverenlerin bu kurallara uymamasına zemin hazırlıyor.
Denetim elemanlarının sayıca azlığı ve teknik donanım eksikliği, etkin denetimi engelliyor. Ayrıca, denetimlerin haberli yapılması, işverenlerin geçici önlemler alarak denetimden geçmesine olanak tanıyor. Uzmanlar, denetimlerin habersiz ve sık aralıklarla yapılması gerektiğini belirtiyor.
Siyasi İrade ve Sorumluluk
Maden kazalarının ardından siyasi sorumluluk tartışmaları da gündeme geliyor. Hükümet yetkilileri, denetimlerin artırıldığını ve gerekli önlemlerin alındığını savunurken, muhalefet ve sendikalar, denetimlerin yetersiz olduğunu ve siyasi iradenin samimi olmadığını dile getiriyor. Soma'daki olay, bu tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Maden işçileri, çalışma koşullarının ağır olduğunu ve can güvenliklerinin tehlikede olduğunu her fırsatta dile getiriyor. İşçi sendikaları, denetimlerin bağımsız kuruluşlar tarafından yapılması ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulunuyor.
Geçmişten Ders Alınmalı
Türkiye, 2014 yılında Soma'da 301 madencinin yaşamını yitirdiği büyük faciayı unutmadı. O günden bu yana çeşitli düzenlemeler yapılsa da, maden kazaları son bulmadı. 2022'de Bartın'da 41 işçi hayatını kaybetti, 2023'te ise çeşitli illerde maden kazaları yaşandı. Bu tablo, alınan önlemlerin yeterli olmadığını gösteriyor.
Uzmanlar, maden güvenliği konusunda köklü bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç olduğunu vurguluyor. İşverenlerin kâr odaklı yaklaşımı yerine işçi sağlığı ve güvenliğini önceleyen bir anlayış benimsemesi gerekiyor. Denetimlerin etkinliği artırılmalı, cezalar caydırıcı hale getirilmeli ve işçilerin eğitimi sürekli kılınmalı.
Sonuç: Bu Anlayışla Zor
Soma'da 5 işçinin daha hayatını kaybetmesi, mevcut denetim anlayışının sorgulanmasına neden oldu. Mevzuat ne kadar kapsamlı olursa olsun, uygulamada yaşanan aksaklıklar ve denetimlerin yetersizliği, faciaların önüne geçilmesini engelliyor. Samimi bir siyasi irade, etkin denetim ve işçi güvenliğini önceleyen bir yaklaşım olmadan bu sorunun çözülemeyeceği açık. Madenlerde can güvenliği sağlanana kadar denetimlerin sıklaştırılması ve sorumluların hesap vermesi gerekiyor.