Soma'da İmbat Madencilik'e ait maden ocağında meydana gelen patlamada 5 maden emekçisi yaşamını yitirdi. Olay, 2019 yılında Avrupa Birliği ile ortaklaşa başlatılan ve 17,6 milyon avro bütçeyle yürütülen iş güvenliği projesinin sahada karşılık bulmadığını gözler önüne serdi. Facia, madenlerde işçi ölümlerini durdurma iddiasıyla yola çıkan projelerin kâğıt üzerinde kaldığı eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.
Denetimsizlik Ölüm Getirdi
Edinilen bilgilere göre, İmbat Madencilik'e ait ocakta meydana gelen patlama sonrası 5 işçi hayatını kaybetti. Olay yerine çok sayıda kurtarma ekibi ve sağlık görevlisi sevk edildi. Maden ocağında güvenlik standartlarının yetersız olduğu, denetimlerin düzenli yapılmadığı iddiaları, facianın ardından bir kez daha tartışılmaya başlandı. Soma, 2014 yılında 301 madencinin hayatını kaybettiği büyük maden faciasıyla hafızalara kazınmıştı. Aradan geçen yıllara rağmen benzer bir acının yaşanması, iş güvenliği konusunda kalıcı adımların atılmadığını gösteriyor.
17,6 Milyon Avroluk Proje Ne Yaptı?
Türkiye'nin Avrupa Birliği ile 2019'da başlattığı ve 17,6 milyon avro bütçeyle yürüttüğü "Madenlerde İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geliştirilmesi" projesi, madenlerde ölümlü kazaları sıfıra indirmeyi hedefliyordu. Proje kapsamında denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, işçilere eğitim verilmesi ve teknik altyapının iyileştirilmesi öngörülüyordu. Ancak Soma'daki son facia, bu hedeflerin sahada ne kadar uygulandığı sorusunu beraberinde getirdi. Projenin resmi rakamlara göre tamamlanmış görünmesine karşın, maden ocaklarındaki denetim eksikliği ve işverenlerin güvenlik yatırımlarını ihmal etmesi, ölümlerin önüne geçilemediğini ortaya koydu.
Maden Emekçileri ve Aileleri Ne Diyor?
Hayatını kaybeden işçilerin aileleri ve meslektaşları, yıllardır aynı sorunları dile getirdiklerini ancak bir sonuç alamadıklarını belirtiyor. Maden işçileri, ocaklarda havalandırma sistemlerinin yetersiz olduğunu, metan gazı ölçümlerinin düzenli yapılmadığını ve kaçış yollarının bakımsız kaldığını ifade ediyor. Sendika temsilcileri ise denetimlerin bağımsız kuruluşlarca ve Haberli şekilde yapılması gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, işverenlerin kâr odaklı yaklaşımı ve güvenlik masraflarından kaçınması, madenciliği Türkiye'nin en riskli sektörlerinden biri haline getiriyor.
Yasal Düzenlemeler ve Uygulama Boşluğu
Türkiye'de 2015'te yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenlere ciddi yükümlülükler getiriyor. Ancak uygulamada denetimlerin yetersizliği, cezaların caydırıcı olmaması ve bürokratik engeller, mevzuatın etkisiz kalmasına yol açıyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli maden işletmelerinde güvenlik kültürünün yerleşmediği, işçilerin sendikalaşma oranının düşük olduğu biliniyor. Uzmanlar, sadece proje ve yasal düzenleme değil, aynı zamanda etkin denetim, ağır yaptırımlar ve işçi katılımının şart olduğunu belirtiyor.
Siyasi Yansımalar ve Gelecek
Soma'daki facia, siyasi arenada da yankı buldu. Muhalefet partileri, hükümeti iş güvenliği konusunda samimiyetsizlikle suçlayarak, AB destekli projelerin denetimden uzak olduğunu savundu. İktidar kanadı ise olayın soruşturulduğunu ve gerekli adımların atılacağını açıkladı. Ancak kamuoyunda, benzer acıların tekrarlanmaması için somut adımlar bekleniyor. Madenlerde yaşanan her ölüm, Türkiye'nin iş güvenliği karnesini daha da zayıflatıyor. Soma'da 2014'te 301 kişinin ölümüyle sonuçlanan facianın ardından yapılan düzenlemelerin bugün hâlâ yeterli olmadığı görülüyor. İmbat Madencilik faciası, kâğıt üzerinde kalan güvenlik vaatlerinin bedelini maden emekçilerinin canıyla ödediğini bir kez daha kanıtladı.
Bağımsız değerlendirme: Madencilik sektöründe ölümlerin durdurulması için yalnızca proje bütçeleri veya yasal metinler yeterli değil. Denetimlerin bağımsız, habersiz ve sürekli olması; işverenlerin güvenlik yatırımlarını kâr hırsının önüne koyması; işçilerin söz hakkının güvence altına alınması gerekiyor. Aksi halde Soma'da yaşanan acılar, başka madenlerde yeni mezarlar açmaya devam edecek.