İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Rahmet Camii, Siyonist gruplar tarafından kundaklanarak ateşe verildi. Olay sırasında cami duvarlarına Filistinlileri hedef alan ölüm tehditleri ve Yahudi sembolleri çizildi. Filistinli yetkililer saldırıyı 'savaş suçu' olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler acil toplantı çağrısında bulundu.
Saldırının detayları
Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya göre, saldırı gece saatlerinde Batı Şeria'nın kuzeyindeki bir köyde bulunan Rahmet Camii'ne düzenlendi. Siyonist yerleşimciler camiye molotof kokteyli atarak yangın çıkardı. Yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kısmen söndürülürken, camide büyük çapta maddi hasar oluştu. Duvarlarda "Filistinlilere ölüm", "Bu topraklar bizim" gibi tehditkar ifadeler ve Davud Yıldızı çizimleri bulundu.
Uluslararası tepkiler
Filistin Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınayarak uluslararası toplumun İsrail işgaline karşı harekete geçmesini istedi. Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü, olayın "dini hoşgörüsüzlüğün vahim bir örneği" olduğunu belirtti. Avrupa Birliği de saldırıyı kınarken, İsrail hükümetinden sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep etti. İsrail yönetimi olayı "şiddet eylemi" olarak tanımlasa da, Filistinli yetkililer bunun devlet destekli yerleşimci şiddetinin bir parçası olduğunu savunuyor.
Benzer olaylar artıyor
Son aylarda Batı Şeria'da cami ve kiliselere yönelik saldırıların arttığı gözleniyor. İnsan hakları örgütlerine göre, 2024 yılında en az 15 ibadethane benzer saldırılara maruz kaldı. Uzmanlar, bu tür olayların bölgedeki tansiyonu daha da yükselteceği uyarısında bulunuyor. Filistinliler, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik yaptırımları artırması gerektiğini vurguluyor.
Bağımsız değerlendirme
Rahmet Camii'ne yönelik bu saldırı, yalnızca bir ibadethane kundaklaması değil, aynı zamanda Filistin halkının varlığına yönelik sembolik bir tehdittir. Uluslararası hukuka göre savaş suçu sayılabilecek bu eylem, İsrail işgali altındaki topraklarda artan radikal yerleşimci hareketlerinin bir yansımasıdır. Bölgedeki dini ve etnik gerilimin daha da artmaması için uluslararası toplumun acil ve somut adımlar atması gerekmektedir.