Silivri açıklarında meydana gelen ve Türkiye'nin gündemine oturan gemi kazasıyla ilgili bilirkişi ön raporu tamamlandı. Raporda, ALSU isimli geminin batmasına yol açan olaylar zincirinin temelinde "çift taraflı köprüüstü disiplinsizliği, vardiya standartlarının tamamen terk edilmesi ve durumsal farkındalık kaybı" olduğu vurgulandı. Bilirkişiler, gemide tecrübeli bir kaptan ve ek bir gözcünün bulunması halinde batmanın önlenebileceğini belirtti. Kaza, denizcilik güvenliği ve seyir emniyeti konularında ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Kazanın Gelişimi ve Bilirkişi Tespitleri
Edinilen bilgilere göre, Silivri açıklarında seyreden ALSU gemisi, olumsuz hava koşulları ve yoğun deniz trafiği altında seyir halindeyken ani bir şekilde su almaya başladı. Kısa sürede kontrolün kaybedilmesiyle gemi batma noktasına geldi. Olayın ardından başlatılan idari ve adli soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi ön raporu, kazanın nedenlerine dair çarpıcı detaylar içeriyor.
Raporda, köprüüstünde görevli personelin vardiya düzenine uymadığı, seyir kurallarının ihmal edildiği ve çevresel faktörlerin yeterince değerlendirilmediği ifade edildi. Özellikle "çift taraflı köprüüstü disiplinsizliği" ifadesi, hem kaptanın hem de ikinci kaptanın görevlerini gerektiği gibi yerine getirmediğine işaret ediyor. Uzmanlar, bu tür bir ihmalin denizcilikte kabul edilemez olduğunu ve can kaybı riskini en üst seviyeye çıkardığını belirtiyor.
Bilirkişi raporunda, gemide yeterli sayıda gözcü bulunmamasının da altı çizildi. Denizcilik teamüllerine göre, seyir halindeki bir gemide özellikle gece veya düşük görüş koşullarında sürekli gözcü bulundurulması zorunludur. Ancak ALSU'da bu kuralın ihlal edildiği, köprüüstü ekibinin başka işlerle ilgilendiği ve durumsal farkındalığın yitirildiği tespit edildi. Raporda, "Gözcü olsaydı, batma engellenebilirdi" ifadesiyle, ihmalin doğrudan sonuca etkisi vurgulandı.
Denizcilik Standartları ve İhmalin Boyutu
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Türk boğazları deniz trafiği yönetmeliği, gemilerde vardiya standartlarını ve gözcü bulundurma zorunluluğunu açıkça tanımlar. Buna göre, her gemide seyir esnasında köprüüstünde yeterli sayıda personel bulunmalı, bir kişi sürekli olarak dışarıyı gözlemlemelidir. ALSU kazasında ise bu kuralların tamamen terk edildiği, personelin yorgunluk veya dikkatsizlik nedeniyle görevlerini savsakladığı öne sürülüyor.
Denizcilik uzmanları, bu tür ihlallerin sadece mürettebatın değil, aynı zamanda armatör şirketin ve denetim mekanizmalarının da sorumluluğunu gündeme getirdiğini belirtiyor. Geminin teknik donanımının yeterli olup olmadığı, bakım kayıtları ve personelin çalışma saatleri de soruşturma kapsamında inceleniyor. Ön raporda, kazanın salt insan hatasından kaynaklanmadığı, kurumsal ihmallerin de etkili olabileceği yönünde ipuçları yer alıyor.
Olayın ardından bölgede başlatılan arama kurtarma çalışmaları sona ererken, deniz kirliliği riskine karşı da önlemler alındı. Gemiye ait yakıt ve kargonun çevreye yayılmasını engellemek için Sahil Güvenlik ve çevre ekipleri seferber edildi. Kazada can kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair resmi açıklama yapılmadı; ancak mürettebatın bir kısmının kurtarıldığı, bazılarının ise kayıp olduğu bilgisi kamuoyuyla paylaşıldı.
Olası Sonuçlar ve Sektörel Yansımalar
Bilirkişi raporunun tamamlanmasının ardından savcılık, kusurlu bulunan kişiler hakkında yasal işlem başlatabilir. Denizcilik Genel Müdürlüğü'nün de olayla ilgili idari soruşturma yürüttüğü ve benzer kazaların önlenmesi için yeni denetim mekanizmaları üzerinde çalıştığı öğrenildi. Sektör temsilcileri, bu tür kazaların tekrarlanmaması için eğitim ve denetimlerin sıklaştırılması gerektiğini vurguluyor.
Silivri'deki gemi kazası, denizcilik sektöründe çalışma koşulları ve vardiya sistemine dair tartışmaları da alevlendirdi. Uzun çalışma saatleri, yetersiz dinlenme ve personel eksikliği gibi sorunların kazalara davetiye çıkardığı belirtiliyor. Uluslararası taşımacılık firmalarının maliyet baskısıyla mürettebat sayısını azaltması, deniz güvenliğini tehlikeye atıyor.
Sonuç olarak, Silivri açıklarındaki ALSU faciası, denizcilikte disiplinin ve gözcü bulundurmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bilirkişi raporu, kazanın önlenebilir olduğunu ortaya koyarken, sorumluların hesap vermesi ve benzer olayların yaşanmaması için köklü düzenlemelerin şart olduğunu gösteriyor.