Silivri açıklarında meydana gelen gemi kazasına ilişkin bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ön tespit raporu tamamlandı. Raporda, gemide görevli birinci kaptanın seyir emniyetinin sağlanmasına yönelik gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği, üçüncü kaptan ile vardiya zabitinin ise çatışmayı önlemek için gerekli tedbirleri almadığı tespit edildi. Kaza, İstanbul'un Silivri ilçesi açıklarında meydana geldi.
Kaza nasıl gerçekleşti?
Edinilen bilgilere göre, Silivri açıklarında seyreden gemi, seyir halindeyken henüz belirlenemeyen bir nedenle kaza yaptı. Olayın ardından bölgeye sahil güvenlik ve kurtarma ekipleri sevk edildi. Kazada can kaybı yaşanmazken, gemide maddi hasar meydana geldi. Konuya ilişkin soruşturma başlatılırken, bilirkişi heyeti olayın meydana geliş şeklini ve sorumluluk durumunu tespit etmek üzere çalışma yürüttü.
Hazırlanan ön tespit raporunda, kazanın oluşumunda birden fazla mürettebatın ihmali olduğu yönünde bulgulara yer verildi. Rapora göre, gemideki seyir emniyeti zincirinde kopukluk yaşandı. Birinci kaptanın, seyir emniyetinin sağlanmasına ilişkin gözetim ve denetim görevini tam olarak yerine getirmediği belirtildi. Bu durum, gemideki hiyerarşik kontrol mekanizmasının işlemediğini ortaya koyuyor.
Üçüncü kaptan ve vardiya zabitine yönelik tespitler
Raporda dikkat çeken bir diğer husus ise üçüncü kaptan ve vardiya zabitinin sorumluluğuna ilişkin değerlendirmeler oldu. Bilirkişi heyeti, bu iki görevlinin çatışmayı önlemek için gerekli tedbirleri almadığını tespit etti. Denizcilik kurallarına göre, seyir halindeki gemilerde vardiya zabitleri ve kaptanlar, çatışma riskini önceden fark ederek gerekli manevraları yapmakla yükümlü. Ancak raporda, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği ifade edildi.
Uzmanlar, benzer kazaların önlenmesi için seyir emniyeti prosedürlerinin titizlikle uygulanması gerektiğini vurguluyor. Deniz trafiğinin yoğun olduğu bölgelerde, özellikle gece saatlerinde vardiya değişimlerinde yaşanan iletişim eksiklikleri, kazalara davetiye çıkarabiliyor. Silivri açıklarında yaşanan olayda da benzer bir ihmal zincirinin etkili olduğu değerlendiriliyor.
Olayın hukuki boyutu ve sonraki süreç
Ön tespit raporu, kazanın tarafları açısından önemli sonuçlar doğuracak. Rapor, cumhuriyet başsavcılığına sunulacak ve soruşturma kapsamında delil olarak değerlendirilecek. Bilirkişi raporunun kesinleşmesiyle birlikte, kusurlu bulunan mürettebat hakkında yasal işlem başlatılması gündeme gelebilir. Denizcilik mevzuatına göre, seyir emniyeti ihlalleri idari para cezasından tutuklamaya kadar varan yaptırımlarla sonuçlanabiliyor.
Kaza sonrası geminin durumu ve çevresel etkiler de inceleniyor. Silivri açıklarında herhangi bir kirlilik veya deniz canlılarına zarar verici bir durum tespit edilmediği öğrenildi. Yetkililer, bölgede seyir güvenliğini artırmaya yönelik ek önlemler alınabileceğini belirtti.
Denizcilik emniyeti ve alınması gereken dersler
Bu tür kazalar, denizcilik sektöründe seyir emniyeti kültürünün önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) standartlarına göre, gemilerde etkin bir seyir vardiyası yönetimi için net iletişim, yeterli personel ve düzenli eğitim şart. Ancak uygulamada, özellikle ticari baskılar ve zaman kısıtları nedeniyle bu kuralların esnetilebildiği görülüyor.
Silivri açıklarındaki kaza, benzer risklerin diğer gemiler için de geçerli olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, kaptanların ve vardiya zabitlerinin çatışma önleme konusunda sürekli eğitimden geçirilmesi, radar ve otomatik tanımlama sistemlerinin (AIS) etkin kullanımı ve köprüüstü kayıt cihazlarının (VDR) düzenli incelenmesi gibi önlemlerin hayati olduğunu vurguluyor.
Ön tespit raporu, kazanın nedenlerini aydınlatmaya yönelik ilk adım olarak değerlendiriliyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında, tüm mürettebatın ifadelerine başvurulacak ve teknik incelemeler tamamlanacak. Silivri açıklarında yaşanan bu olay, deniz trafiğinin yoğun olduğu bölgelerde seyir emniyeti denetimlerinin artırılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.