İstanbul'un kuzeyindeki Şile ilçesinde faaliyet gösteren bir şirketin kalker ocağı genişletme projesi, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda bölgeyi "İstanbul'un akciğerleri" olarak tanımlamasına rağmen onaylandı. Proje kapsamında ormanlık alanda en az 3 bin 273 ağaç kesilecek ve yıllık kalker üretim kapasitesi 3.5 milyon tonun üzerine çıkarılacak. Karar, çevre örgütleri ve yerel halk tarafından tepkiyle karşılandı.
Proje detayları ve etkileri
Şirket tarafından hazırlanan ÇED raporunda, bölgenin ekolojik önemi vurgulanmasına karşın genişletme çalışmalarının çevreye vereceği zararın "kabul edilebilir" düzeyde olduğu belirtildi. Rapora göre, 3 bin 273 ağacın kesilmesinin yanı sıra 10 hektardan fazla ormanlık alan tahrip edilecek. Proje tamamlandığında, ocaktan yılda 3.5 milyon ton kalker çıkarılması planlanıyor. Bu miktar, mevcut kapasitenin yaklaşık yüzde 40 üzerinde.
Şile Belediyesi ve çevre örgütleri, projenin bölgenin su kaynaklarına ve biyolojik çeşitliliğine zarar vereceğini savunuyor. Özellikle, ocak alanının İstanbul'a içme suyu sağlayan baraj havzalarına yakınlığı endişeleri artırıyor. Uzmanlar, kalker ocağı genişletmesinin yeraltı sularını kirletebileceği ve toz emisyonlarının halk sağlığını tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor.
Bağlam ve arka plan
İstanbul'un kuzey ormanları, kentin hava kalitesi açısından kritik öneme sahip. Şile, bu ormanların en yoğun olduğu bölgelerden biri. Geçmişte de İstanbul'da üçüncü havalimanı ve Kanal İstanbul gibi büyük projeler, kuzey ormanlarının tahribatına yol açması nedeniyle eleştirilmişti. Çevre aktivistleri, Şile'deki kalker ocağı genişletmesini de bu zincirin bir halkası olarak görüyor. Türkiye'de maden ocaklarıyla ilgili ÇED süreçleri sık sık tartışma konusu oluyor; çevre örgütleri, raporların bağımsız kuruluşlarca hazırlanmadığını ve kamu yararının gözetilmediğini iddia ediyor. Şirket ise projenin istihdam yaratacağını ve bölge ekonomisine katkı sağlayacağını belirtiyor. Ancak konunun uzmanları, orman ekosisteminin geri dönüşü olmayan zararlar göreceğini, bu tür projelerin uzun vadede kente daha büyük maliyetler çıkaracağını ifade ediyor. Bu gelişme, çevre politikaları ve kalkınma arasındaki dengenin yeniden sorgulanmasına yol açtı. Sivil toplum kuruluşları, kararın iptali için hukuki süreç başlatmaya hazırlanıyor.