İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Şile Belediyesi'ne yönelik düzenlenen üçüncü dalga rüşvet operasyonunda 16 şüpheliyi gözaltına aldı. Operasyon kapsamında belediye binası ve şüphelilerin evlerinde aramalar yapıldı. Soruşturmanın, belediyedeki imar planı değişiklikleri ve ihale süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı ihbarı üzerine başlatıldığı öğrenildi.
Operasyonun detayları
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, sabah saatlerinde eş zamanlı olarak 25 adrese düzenlenen baskınlarda aralarında belediye çalışanları, özel sektör yöneticileri ve aracıların da bulunduğu 16 kişi yakalandı. Gözaltına alınanların emniyetteki işlemleri sürüyor. Soruşturmanın gizlilik kararı nedeniyle şüphelilerin ifadeleri henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Operasyonda ele geçirilen dijital materyaller ve belgeler inceleniyor. Daha önceki iki dalgada toplam 28 kişi gözaltına alınmış, bazıları tutuklanmıştı.
Belediyedeki iddialar ve süreç
Şile Belediyesi'ne yönelik ilk operasyon Şubat 2024'te gerçekleştirilmiş, belediye başkan yardımcıları ve daire müdürlerinin de aralarında olduğu 12 kişi gözaltına alınmıştı. İkinci dalga Mayıs ayında yapılmış ve 16 şüpheli yakalanmıştı. Soruşturma kapsamında, belediyenin imar yetkilerini kullanarak bazı firmalara haksız kazanç sağladığı, ihale süreçlerinde torpil yapıldığı ve rüşvet karşılığında inşaat ruhsatı verildiği iddia ediliyor. Şile Belediyesi ise iddiaları reddederek, operasyonların siyasi amaçlı olduğunu savunuyor. Belediye Başkanı İlhan Yıldız, daha önce yaptığı açıklamada belediyesinin her türlü denetime açık olduğunu ve adli sürecin takipçisi olduğunu belirtmişti.
Bağlam ve değerlendirme
Şile, İstanbul'un kuzeyinde yer alan ve son yıllarda hızlı bir yapılaşma sürecine giren bir ilçe. İmar planı değişiklikleri ve yeni projeler, belediye ile yatırımcılar arasındaki ilişkileri sık sık gündeme getiriyor. Bu tür operasyonlar, yerel yönetimlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik konularını yeniden tartışmaya açıyor. Kamuoyunun, soruşturmanın sonuçlanmasını ve adli sürecin tüm yönleriyle aydınlatılmasını beklemesi gerekiyor. Demokrasinin temel ilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğü, bu tür davalarda kendini göstermelidir.