YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 2016 yılında milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik Anayasa değişikliği görüşmelerinde yaptığı uyarıların bugün haklı çıktığını belirterek, “Israrla uyardık, yine de dinlemediler” açıklamasında bulundu. Tanrıkulu, o dönemde dokunulmazlıkların kaldırılmasının hukuki ve siyasi sonuçlarına dikkat çektiklerini, ancak iktidar partisinin bu uyarıları göz ardı ettiğini söyledi.
“Dokunulmazlık kaldırılması bir siyasi intikam aracına dönüştü”
Tanrıkulu, 2016’daki Anayasa değişikliği sürecinde dokunulmazlıkların kaldırılmasının sadece belirli milletvekillerini hedef alan bir uygulama olduğunu savundu. O dönemde yaptığı konuşmalarda, bu adımın yargı bağımsızlığını zedeleyeceğini ve siyasi çoğulculuğu baskılayacağını ifade ettiğini hatırlatan Tanrıkulu, “Bugün gelinen nokta, uyarılarımızın ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Dokunulmazlık kaldırma mekanizması, adeta bir siyasi intikam aracına dönüştü. Milletvekilleri, seçmen iradesini temsil etmek yerine yargı eliyle siyasetten uzaklaştırılmaya çalışılıyor” dedi.
Sezgin Tanrıkulu, 2016’da kabul edilen Anayasa değişikliğinin ardından birçok milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırıldığını ve bu sürecin hukuki temelden yoksun olduğunu öne sürdü. Tanrıkulu, “O gün ‘Bu kapıyı açarsanız, yarın herkesin kapısına dayanır’ demiştik. Ne yazık ki dinlemediler. Şimdi Meclis’teki muhalefet sesi susturulmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı.
Dokunulmazlık tartışmasının arka planı
Türkiye’de milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin süreç, 2016 yılında TBMM’de kabul edilen Anayasa değişikliğiyle başladı. 20 Mayıs 2016’da kabul edilen ve 8 Haziran 2016’da yürürlüğe giren düzenleme ile milletvekillerinin dokunulmazlıkları, Anayasa’nın 83. maddesinde yapılan değişiklikle kaldırıldı. Bu değişiklik, özellikle HDP’li milletvekillerini hedef aldığı gerekçesiyle eleştirilmişti. O dönemde YENİ Parti henüz kurulmamıştı; Sezgin Tanrıkulu ise CHP İstanbul Milletvekili olarak görev yapıyordu ve değişikliğe karşı çıkan isimler arasındaydı.
Dokunulmazlık kaldırma süreci, 2016’dan bu yana birçok milletvekilinin yargılanmasına ve bazılarının tutuklanmasına yol açtı. Özellikle HDP eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile çok sayıda HDP’li milletvekili tutuklandı. Tanrıkulu, bu sürecin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu savunarak, “Dokunulmazlıkların kaldırılması, Meclis’in iradesini yok sayan bir müdahaledir. Seçilmişlerin görevini yapmasını engelleyen bu uygulama, demokrasiyi derinden yaralamıştır” diye konuştu.
“Uyarılarımızı sadece biz değil, uluslararası kuruluşlar da dile getirdi”
Sezgin Tanrıkulu, 2016’daki süreçte sadece kendisinin değil, Avrupa Konseyi, Venedik Komisyonu ve uluslararası insan hakları örgütlerinin de dokunulmazlıkların kaldırılmasının sakıncalarına dikkat çektiğini belirtti. Tanrıkulu, “O dönemde Venedik Komisyonu raporları, dokunulmazlığın kaldırılmasının keyfi uygulamalara yol açabileceğini söylüyordu. Biz de Meclis kürsüsünden aynı uyarıları yaptık. Ama iktidar, kendi siyasi hesapları uğruna bu uyarıları kulak ardı etti” dedi.
Tanrıkulu, bugün gelinen noktada dokunulmazlık kaldırma sürecinin sadece HDP ile sınırlı kalmadığını, muhalefetin tamamını kapsayan bir baskı aracı haline geldiğini savundu. “Dokunulmazlık, milletvekilinin seçmenine karşı sorumluluğunu yerine getirmesinin teminatıdır. Bu teminatı ortadan kaldırmak, milli iradeyi gasp etmektir” şeklinde konuştu.
Siyasi partilerden ve hukukçulardan tepkiler
Sezgin Tanrıkulu’nun açıklamaları, siyaset ve hukuk çevrelerinde yankı buldu. CHP ve HDP’den bazı milletvekilleri, dokunulmazlıkların kaldırılmasının demokrasiye verilen bir zarar olduğunu dile getirirken, iktidar kanadı ise dokunulmazlıkların kaldırılmasının yargıya olan güveni artırdığını savunuyor. Hukukçular ise dokunulmazlık uygulamasının siyasi amaçlarla kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Dokunulmazlık, milletvekillerini keyfi yargılamalara karşı korur. Ancak bu koruma, siyasi saiklerle kaldırılırsa, ortaya çıkan tablo demokrasi açısından endişe verici olur” ifadelerini kullandı. Moroğlu, 2016’daki düzenlemenin ardından yaşanan gelişmelerin, dokunulmazlık kaldırma sürecinin nasıl bir siyasi baskı aracına dönüştüğünü gösterdiğini söyledi.
Öte yandan, YENİ Parti’nin dokunulmazlık konusundaki tutumu da merak ediliyor. Partinin, önümüzdeki dönemde dokunulmazlık uygulamalarına ilişkin bir yasa teklifi hazırlığında olduğu öğrenildi. Sezgin Tanrıkulu, partisinin bu konuda kararlı bir duruş sergileyeceğini belirterek, “Dokunulmazlık, seçilmişlerin dokunulmazlığıdır; siyasi iktidarın değil. Bu dengeyi yeniden tesis etmek için mücadele edeceğiz” dedi.
Tanrıkulu’nun açıklamaları, 2016’daki dokunulmazlık sürecinin yıldönümünde gündeme geldi. O dönemde “demokrasi şehidi” olarak anılan milletvekilleri için Meclis’te tören düzenlenmiş, ancak iktidar partisi bu törene katılmamıştı. Tanrıkulu, “Bugün hala aynı noktadayız. Uyardık, dinlemediler. Ama biz yine de uyarmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.