Diyarbakır'da 2024 yılında kaybolduktan sonra ölü bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin hazırlanan 'Şeytantepe' adlı belgesel, sosyal medyada yayımlanmasının ardından tartışmalara yol açtı. Belgeselin içeriği ve paylaşım şekli üzerine başlatılan soruşturma, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Konuya yakın kaynaklar, soruşturmanın adli merciler tarafından yürütüldüğünü ve belgeselin yayımlanmasının ardından kamu düzenini etkileyebilecek unsurlar taşıyıp taşımadığının incelendiğini belirtti.
Belgeselin İçeriği ve Tepkiler
'Şeytantepe' adlı belgesel, Narin Güran'ın kayboluşu ve ölümüyle ilgili iddiaları derinlemesine ele alıyor. Belgeselde, olayın geçtiği bölge olan Şeytantepe'nin adı kullanılarak, yöre halkının ve yetkililerin tutumlarına dair çarpıcı iddialar yer alıyor. Yayımlandığı ilk saatlerden itibaren sosyal medyada büyük etkileşim alan belgesel, bazı çevrelerce olayın aydınlatılmasına katkı sağladığı belirtilirken, bazıları tarafından adli süreci etkilemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildi. Özellikle yayımlanma zamanlamasının, dosyanın kapanmak üzere olduğu bir döneme denk gelmesi dikkat çekti.
Soruşturmayı başlatan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, belgeselin içeriğinde soruşturmanın gizliliğine aykırı bilgiler yer alıp almadığını, ayrıca yayımlanma amacının adli süreci etkilemek olup olmadığını araştırdığı öğrenildi. Belgeselin yapımcısı veya yapımcıları hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmazken, sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlarda belgeselin 'kamu yararı' gözetilerek hazırlandığı ifade edildi.
Narin Güran Davası ve Adli Süreç
Narin Güran, 21 Ağustos 2024 tarihinde Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde ailesi tarafından kayıp ihbarıyla aranmaya başlanmış, 8 Eylül'de köy yakınlarındaki bir dere yatağında cansız bedenine ulaşılmıştı. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, aralarında anne, baba, ağabey ve amcanın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Tutuklanan sanıklar hakkında hazırlanan iddianamede, Narin Güran'ın öldürülmesi olayı 'canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmişti. Dava, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.
Duruşmalar boyunca kamuoyunun yakından takip ettiği dava, Türkiye gündeminde uzun süre yer işgal etmişti. Özellikle olayın ardından bölgede yaşanan gerginlikler ve toplumsal duyarlılık, sürecin hassasiyetini artırmıştı. Bu nedenle, dava sürerken yayımlanan bir belgeselin, yargılamayı etkileme potansiyeli taşıdığı gerekçesiyle soruşturma konusu yapılması, birçok hukukçu tarafından ‘ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkı arasındaki denge’ açısından değerlendiriliyor.
Soruşturmanın Kapsamı ve Olası Sonuçları
Başsavcılığın yürüttüğü soruşturmanın, belgeselin yapımcılarını ve yayımlayanları kapsadığı, ancak henüz kimse hakkında gözaltı veya adli kontrol kararı bulunmadığı belirtiliyor. Soruşturma kapsamında, belgeselin tam metninin incelendiği ve bilirkişi raporu alınacağı ifade ediliyor. Eğer belgeselin içeriğinde suç teşkil eden ifadeler veya görüntüler tespit edilirse, yapımcılar hakkında 'adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs' veya 'sesli ve görüntülü kayıtların hukuka aykırı olarak yayımlanması' suçlarından işlem yapılabileceği konuşuluyor.
Öte yandan, belgeselin yayımlanmasının ardından sosyal medyada Narin Güran davasıyla ilgili yeniden başlatılan kampanyalar ve etik tartışmalar, olayın toplumsal boyutunu ortaya koyuyor. Bazı sivil toplum kuruluşları, belgeselin olayın aydınlatılmasına katkı sağlayabileceğini savunurken, bazıları ise yargı sürecinin manipüle edilmesine neden olabileceği endişesini dile getiriyor. Bu tartışmalar, Türkiye'de suç haberciliği ve belgesel sinemasının sınırları konusunu da yeniden gündeme taşıdı.
Uzmanlar, benzer durumlarda yargı organlarının soruşturma başlatmasının yaygın olduğunu ifade ederken, belgeselin yayımlanma amacının kamu yararı olup olmadığının soruşturmanın akıbetini belirleyeceğini vurguluyor. Ayrıca, Narin Güran davasında henüz kesin hüküm verilmediğine dikkat çekilerek, medyanın ve yapımcıların, soruşturmanın gizliliği ve masumiyet karinesi ilkelerine riayet etmesi gerektiği belirtiliyor.