İstanbul'da 2021 yılında komşusu Fatih Özcan Işık'ın bıçaklı saldırısı sonucu yaşamını yitiren Selçuk Karaman'ın ailesi, sanığın 'kasten öldürme' suçundan cezalandırılması için yürüttüğü hukuk mücadelesini Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) taşıdı. Aile, yerel mahkemenin 'yaralama sonucu ölüm' kararını içlerine sindiremeyerek, savcılığın 'kasten öldürme' iddianamesine rağmen verilen kararın bozulmasını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini AYM'de dile getirecek.
Olayın geçmişi ve iddianame
İstanbul'un bir ilçesinde yaşanan olayda, Selçuk Karaman ile komşusu Fatih Özcan Işık arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıkmıştı. Tartışmanın büyümesi üzerine Işık, Karaman'ı bıçakla yaralamış, hastaneye kaldırılan Karaman kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili yürüttüğü soruşturma sonucunda Fatih Özcan Işık hakkında 'kasten öldürme' suçundan iddianame düzenlemiş ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açmıştı. İddianamede, bıçaklı saldırının öldürme kastı taşıdığı, sanığın eyleminde bilinçli olarak hayati bölgelere yöneldiği iddia edilmişti.
Yerel mahkemenin kararı ve ailenin tepkisi
Ancak yerel mahkeme, yargılama sürecinin sonunda sanığın 'kasten öldürme' suçundan değil, 'yaralama sonucu ölüme neden olma' suçundan cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme, olayın oluş şekli, sanığın kastının öldürmeye yönelik olmadığı, eylem sonucu meydana gelen ölümün kastı aşan bir sonuç olduğu gerekçesiyle hükmü bu şekilde kurdu. Karar, Karaman ailesi tarafından büyük üzüntü ve tepkiyle karşılandı. Aile avukatları, kararın hukuka aykırı olduğunu, savcılığın iddianamesi ile çeliştiğini ve adalet duygusunu zedelediğini belirterek istinaf yoluna başvurdu. Ancak istinaf mahkemesi de yerel mahkemenin kararını onayınca dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'a taşındı.
Yargıtay aşaması ve AYM başvurusu
Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda yerel mahkemenin kararını bozdu ve dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere geri gönderdi. Bozma kararında, 'kasten öldürme' iddiasıyla ilgili eksik inceleme yapıldığına dikkat çekildi. Ancak aile, bu süreçte adaletin bir türlü tecelli etmediğini belirterek, kararın bir kez daha yerel mahkemece verileceğini öngörerek AYM'ye bireysel başvuruda bulunmaya karar verdi. Karaman ailesi, AYM başvurusunda, makul sürede yargılanma hakkı, etkili soruşturma yürütülmesi hakkı ve yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürüyor.
Hukuki değerlendirme ve bağlam
Bu dava, Türkiye'de bıçaklı saldırılar sonucu meydana gelen ölümlerde failin cezalandırılması konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Adli Tıp Kurumu raporları, olayın oluş şekli ve sanığın beyanları gibi unsurlar, 'kasten öldürme' ile 'yaralama sonucu ölüm' arasındaki ince çizgiyi belirlemede kritik öneme sahip. Savcılığın iddianamesi ile mahkeme kararı arasındaki bu uyumsuzluk, yargı sistemindeki sorunlara dair kamuoyunda soru işaretleri oluşturuyor. Avukatlar, bu tür davalarda toplumsal vicdanın tatmin edilmesi ve adalet duygusunun güçlendirilmesi için kararların gerekçelerinin hukuki açıdan net ve ikna edici olması gerektiğini vurguluyor. Karaman ailesinin AYM'deki mücadelesi, yalnızca kendi adalet arayışları değil, aynı zamanda benzer mağduriyetlerin önlenmesi açısından da önem taşıyor.