Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi'nin ibadete açılışının 6. yıl dönümünde, kültür sanat dünyası önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. “Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi” adlı fotoğraf sergisi, Sultan II. Abdülhamid döneminde hazırlanan Yıldız Albümleri'nden 20. yüzyılın başında İstanbul'u görüntüleyen fotoğrafçıların objektiflerinden Ayasofya'nın kadim tarihini sanatseverlerle buluşturuyor. Daha önce hiç yayımlanmamış bu kareler, Ayasofya'nın hem Bizans hem Osmanlı dönemine ait izlerini gözler önüne seriyor.
Ayasofya'nın Görsel Tarihi İlk Kez Bir Arada
Sergi, Ayasofya'nın 1500 yılı aşkın tarihini belgeleyen fotoğrafları bir araya getiriyor. Özellikle Sultan II. Abdülhamid'in 19. yüzyıl sonlarında hazırlattığı Yıldız Albümleri, dönemin en kapsamlı görsel arşivlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu albümlerde yer alan Ayasofya fotoğrafları, yapının o günkü halini detaylı bir şekilde gösteriyor. Ayrıca 20. yüzyılın başlarında İstanbul'u fotoğraflayan yabancı ve yerli fotoğrafçıların kareleri de sergide yer alıyor. Bu fotoğraflar, Ayasofya'nın geçirdiği dönüşümleri ve farklı dönemlerdeki kullanımını gözler önüne seriyor.
Serginin küratörü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Ayasofya, sadece bir yapı değil, medeniyetlerin tanığıdır. Bu fotoğraflar, onun geçmişine ışık tutarken, aynı zamanda İstanbul'un sosyal ve kültürel dokusunu da yansıtıyor. Yıldız Albümleri'nden seçtiğimiz kareler, ilk kez gün yüzüne çıkıyor” dedi.
Yıldız Albümleri'nden Günümüze Miras
Yıldız Albümleri, Sultan II. Abdülhamid döneminde imparatorluğun önemli yapılarını ve bölgelerini belgelemek amacıyla hazırlanmıştı. Bu albümlerde Ayasofya'ya özel bir önem verilmiş ve caminin içi ile dışına ait çok sayıda fotoğraf çekilmişti. Bu fotoğraflar, dönemin en önemli arşiv kaynakları arasında sayılıyor. Sergide, albümlerden seçilen 60'ın üzerinde fotoğrafın yanı sıra, 20. yüzyıl başlarında İstanbul'u görüntüleyen fotoğrafçıların eserleri de yer alıyor.
Fotoğraflar, Ayasofya'nın mozaiklerinden mermerlerine, devasa kubbesinden minarelerine kadar pek çok ayrıntıyı gözler önüne seriyor. Özellikle caminin o dönemdeki bakımsız hali ile bugünkü restore edilmiş hali karşılaştırıldığında, ne kadar büyük bir çalışma yapıldığı da ortaya çıkıyor. Sergi, tarihe tanıklık etmek isteyenler için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Ayasofya'nın Fetihle Gelen Yeni Kimliği
Ayasofya, 1453 yılında İstanbul'un fethiyle birlikte camiye dönüştürüldü. Osmanlı döneminde yapıya eklenen minareler, mihrap, minber ve diğer İslami ögelerle yeni bir kimlik kazandı. Fotoğraflarda bu izlerin büyük bir uyum içinde olduğu görülüyor. 1935'te müzeye dönüştürülen Ayasofya, 2020'de alınan kararla yeniden cami olarak ibadete açıldı. Bu süreç, hem Türkiye'de hem dünyada geniş yankı uyandırdı.
Sergi, Ayasofya'nın müze dönemine ait fotoğraflarla da zenginleştirilmiş. Bu kareler, yapının hem turistik bir mekan olarak hem de kutsal bir mabet olarak nasıl kullanıldığını gösteriyor. Ziyaretçiler, fotoğraflar arasında gezerken adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyor.
“Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi” sergisi, Ayasofya'nın sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda kültürel bir miras olduğunun altını çiziyor. Sergi, Ayasofya'nın tarihsel önemine dikkat çekmenin yanı sıra, geçmişten günümüze taşınan görsel bir hafıza oluşturuyor.
Ayasofya'nın bu anlamlı sergisi, sanatseverlere olduğu kadar tarihçilere ve araştırmacılara da yeni bir perspektif kazandıracak nitelikte. Farklı dönemlere ait fotoğrafların bir arada sunulması, yapının sürekliliğini ve değişimini gözlemleme fırsatı veriyor. Bu eşsiz mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması, hepimizin ortak sorumluluğu.