Sayıştay Başkanlığı'nın Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) 2025 yılı Denetim Raporu'nda, üniversite yerleşkesindeki yurt binalarının Türkiye Diyanet Vakfı'na ait iktisadi işletmeye bırakılmasının hukuki dayanağının bulunmadığı tespit edildi. Rapor, söz konusu devrin üniversitenin özel bütçesine gelir sağlama imkânını ortadan kaldırdığını da vurguluyor. Kamu kaynaklarının kullanımı ve üniversitelerin mali özerkliği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyan bu bulgu, yurtların işletme hakkının nasıl devredildiği sorusunu gündeme getiriyor.
Sayıştay raporunda yer alan tespitler
Sayıştay denetçileri, Van YYÜ'nün 2025 yılına ait mali işlemlerini incelerken, yerleşke içindeki yurt binalarının Türkiye Diyanet Vakfı'na bağlı bir iktisadi işletmeye tahsis edilmesine ilişkin herhangi bir yasal çerçeve bulunmadığını belirledi. Raporda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve ilgili mevzuatın üniversitelere yurt işletmeciliği konusunda belirli yükümlülükler getirdiği, ancak bu yükümlülüklerin özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesine izin vermediği ifade ediliyor. Denetim raporu, devir işleminin üniversite yönetim kurulu kararıyla mı yoksa idari bir tasarrufla mı gerçekleştiğinin net olmadığını, ancak her iki durumda da yasal dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koyuyor.
Ayrıca rapor, yurt binalarının Diyanet Vakfı iktisadi işletmesine devredilmesiyle birlikte üniversitenin bu birimlerden elde ettiği kira, barınma ve hizmet gelirlerinden mahrum kaldığını tespit ediyor. Üniversitenin özel bütçesine önemli bir gelir kalemi sağlayan yurtların işletme hakkının devri, mali yapıyı olumsuz etkiliyor. Sayıştay, bu durumun kamu zararına yol açıp açmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Hukuki dayanak tartışması ve olası sonuçları
Yükseköğretim kurumlarının yurt ve barınma hizmetleri, 2547 sayılı Kanun'un yanı sıra 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ile de düzenleniyor. Üniversitelerin kendi yerleşkelerinde yurt açması ve işletmesi mümkünken, bu hizmetlerin bir vakfa devredilmesi için açık bir yasal hüküm bulunmuyor. Hukukçular, kamu malı niteliğindeki taşınmazların özel hukuk tüzel kişilerine tahsisinin ancak kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle mümkün olabileceğini savunuyor. Van YYÜ yönetiminin bu devir işlemini hangi gerekçeyle yaptığı ise henüz resmi olarak açıklanmadı.
Türkiye Diyanet Vakfı, Türkiye genelinde birçok üniversitede yurt işletmeciliği yapıyor. Vakfın iktisadi işletmeleri aracılığıyla yürüttüğü bu faaliyetler, genellikle protokollerle veya tahsis kararlarıyla hayata geçiriliyor. Ancak Sayıştay'ın Van YYÜ'ye ilişkin raporu, bu tür devirlerin hukuki altyapısının denetim organlarınca sorgulanmaya başladığını gösteriyor. Benzer uygulamaların diğer üniversitelerde de bulunup bulunmadığı, önümüzdeki dönemde Sayıştay raporlarına yansıyabilir.
Kamu kaynaklarının kullanımı ve mali özerklik
Üniversitelerin özel bütçeli kuruluşlar olduğu ve gelirlerini kendi kaynaklarından sağlamak zorunda olduğu biliniyor. Yurt gelirleri, birçok üniversite için önemli bir finansman kalemi oluşturuyor. Van YYÜ özelinde, yurtların devriyle birlikte bu gelirden vazgeçilmesi, üniversitenin mali özerkliğine darbe vuruyor. Sayıştay raporu, üniversite yönetimine bu durumu düzeltmesi için öneride bulunuyor. Öneriler arasında, devir işleminin gözden geçirilmesi ve yurtların tekrar üniversite bünyesine kazandırılması yer alıyor.
Kamu kaynaklarının etkin kullanımı ilkesi gereği, üniversitelerin taşınmazlarını ve gelir getirici varlıklarını özel hukuk kişilerine devretmesi, hesap verebilirlik açısından da sorun oluşturuyor. Sayıştay denetimleri, bu tür işlemlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor. Van YYÜ'nün yaşadığı durum, diğer yükseköğretim kurumları için de bir uyarı niteliğinde.
Bağlam ve değerlendirme
Türkiye'de yükseköğrenim yurtları, uzun yıllardır Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) eliyle yürütülüyor. Ancak son yıllarda vakıf üniversiteleri ve özel yurtların yanı sıra, Diyanet Vakfı gibi hayır kurumlarının da yurt işletmeciliğinde rol aldığı görülüyor. Bu genişleme, beraberinde denetim ve hukuki uygunluk tartışmalarını getiriyor. Sayıştay'ın Van YYÜ raporu, bu tartışmaların somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Raporun kamuoyuna yansıması, üniversite yönetiminin atacağı adımlar ve olası yargı süreçleri, konunun seyrini belirleyecek. Kamu kaynaklarının korunması ve üniversitelerin mali bağımsızlığı açısından denetim organlarının uyarıları dikkate alınmadığı takdirde, benzer ihlallerin artabileceği endişesi dile getiriliyor.