Sayıştay Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı'na ilişkin 2025 yılı denetim raporunu yayımladı. Raporda, Bakanlık bünyesindeki yatırım projelerinde gecikmeler, yönetmeliklere aykırı uygulamalar, uygunsuz tıbbi ekipmanlar ve tutulan yanlış kayıtlar öne çıkan bulgular arasında yer aldı. Özellikle şehir hastanelerine ilişkin tespitler, sağlık hizmetlerinin kalitesini ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını doğrudan etkileyebilecek nitelikte.
Yatırım Projelerinde Gecikme ve Yönetmelik Uyumsuzlukları
Sayıştay denetçileri, Sağlık Bakanlığı'nın yürüttüğü bazı yatırım projelerinin planlanan sürede tamamlanamadığını belirledi. Gecikmelerin nedenleri arasında ihale süreçlerindeki aksaklıklar, kaynak aktarımındaki gecikmeler ve projelerin fizibilite aşamasındaki eksiklikler gösterildi. Raporda ayrıca, bazı projelerin ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yürütülmediği vurgulandı. Örneğin, belirli sağlık tesislerinin inşasında kullanılan malzemelerin standartlara uygun olmadığı veya projelerin onaylanan planlardan sapma gösterdiği tespit edildi. Bu durum, hem maliyet artışına hem de hizmete sunulacak tesislerin kalitesiz olmasına yol açabilecek bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor.
Uygunsuz Ekipmanlar ve Kayıt Hataları
Raporda dikkat çeken bir diğer bulgu, Sağlık Bakanlığı'na bağlı kurumlarda kullanılan bazı tıbbi ekipmanların uygunluk kriterlerini taşımaması oldu. Denetçiler, özellikle görüntüleme cihazları, laboratuvar test kitleri ve sterilizasyon ekipmanlarında teknik şartnamelere aykırılık tespit etti. Bu ekipmanların bir kısmının bakım-onarım kayıtlarının düzenli tutulmadığı, bir kısmının ise kullanım ömrünü tamamlamasına rağmen hizmette kaldığı ifade edildi. Ayrıca, Bakanlık'ın stok ve envanter kayıtlarında ciddi tutarsızlıklar bulundu. Örneğin, bazı ilaç ve tıbbi sarf malzemelerinin miktarları ile kayıtlardaki rakamlar arasında fark olduğu, bazı demirbaşların ise kayıtlarda hiç görünmediği ortaya çıktı. Yanlış tutulan bu kayıtlar, kaynak israfına ve ihtiyaç anında malzeme temininde sıkıntılara yol açabilecek bir yönetim zafiyeti olarak yorumlandı.
Şehir Hastanelerindeki Çarpıcı Tespitler
Sayıştay raporunun en çarpıcı bölümlerinden biri şehir hastanelerine ilişkin bulgular oldu. Bazı şehir hastanelerinde çamaşır yıkama, sterilizasyon ve atık yönetimi gibi destek hizmetlerinin yeterince denetlenmediği ve hijyen standartlarına uyulmadığı belirtildi. Özellikle çamaşırhanelerde kullanılan kimyasal maddelerin doğru oranda kullanılmadığı, yıkama süreçlerinin uluslararası standartlara uygun olmadığı tespit edildi. Bu durum, hastane enfeksiyonları riskini artırabilecek bir tehlike olarak öne çıktı. Ayrıca, bazı şehir hastanelerinde tıbbi atıkların geçici depolama alanlarının yönetmeliklere uygun olmadığı ve atık bertaraf süreçlerinin takip edilmediği görüldü. Raporda, bu eksikliklerin hasta ve çalışan sağlığını tehdit edebileceği uyarısı yapıldı.
Bağlam ve Arka Plan
Sayıştay'ın bu raporu, Sağlık Bakanlığı'nın son yıllarda artan bütçesine rağmen denetim ve yönetişim alanında önemli boşluklar olduğunu gösteriyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye'de sağlık harcamalarının GSYH'ye oranı %5'in üzerinde seyrediyor ve Bakanlık bütçesi her yıl artış gösteriyor. Ancak denetim raporları, bu kaynakların etkin kullanılmadığını ve şeffaflık eksikliği bulunduğunu ortaya koyuyor. Özellikle şehir hastaneleri modeli, kamu-özel işbirliği kapsamında inşa edilmiş ve işletilmiş olup, bu modelin denetimi daha karmaşık bir hal alıyor. Sayıştay'ın bulguları, hem mevcut yatırımların verimliliğini hem de gelecekteki sağlık politikalarının planlanmasını etkileyebilecek nitelikte. Sağlık Bakanlığı'nın bu bulgulara yönelik ne tür düzeltici adımlar atacağı ise henüz bilinmiyor.
Sonuç olarak, Sayıştay raporu, Sağlık Bakanlığı'nın yönetim ve denetim mekanizmalarında iyileştirmeye ihtiyaç olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması, hasta güvenliğinin artırılması ve sağlık hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi için Bakanlık'ın bu tespitleri dikkate alarak gerekli reformları hayata geçirmesi bekleniyor. Aksi halde, benzer sorunların tekrarlanması ve sağlık sistemine olan güvenin zedelenmesi kaçınılmaz olabilir.