Sayıştay'ın yükseköğrenim kurumlarına ilişkin denetim raporları, Yükseköğretim Kalite Kurulu'nun (YÖKAK) yasal olarak kendisine ait nihai akreditasyon onay yetkisini bağımsız dış değerlendirme derneklerine devrettiğini ortaya koydu. Raporda ayrıca Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı'nda (ÖSYM) milyonlarca lirayı bulan usulsüzlükler tespit edildi. Denetim bulguları, yükseköğretim sistemindeki kalite güvence mekanizmalarında ciddi yapısal sorunlara işaret ediyor.
YÖKAK'ın yetki devri yasalara aykırı
Sayıştay raporuna göre, YÖKAK 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle kendisine verilen nihai akreditasyon onay yetkisini, bağımsız dış değerlendirme derneklerine devretti. Bu durum, kurumun yasal sorumluluğunu yerine getirmediği anlamına geliyor. YÖKAK'ın asli görevi, yükseköğretim kurumlarının kalite düzeylerini bağımsız olarak değerlendirmek ve akreditasyon kararlarını nihai olarak onaylamak. Ancak mevcut uygulamada, bu yetki fiilen derneklere bırakılmış durumda.
Uzmanlar, bu tür bir yetki devrinin kalite güvencesi sisteminde keyfiliğe ve standart eksikliğine yol açabileceğini belirtiyor. Ayrıca, akreditasyon süreçlerinin şeffaflığı ve hesap verebilirliği de zedeleniyor. Sayıştay, raporunda YÖKAK'ın bu uygulamayı derhal sonlandırarak yasal yetkisini kullanması gerektiğini vurguluyor.
ÖSYM'de milyonluk usulsüzlük
Denetim raporlarında ÖSYM Başkanlığı'na ilişkin de çarpıcı bulgular yer alıyor. ÖSYM'nin bazı harcamalarında usulsüzlük tespit edildi; kurumun milyonlarca liralık kaynağı mevzuata aykırı şekilde kullandığı belirlendi. Raporda, özellikle ihale süreçleri, personel alımları ve danışmanlık hizmetlerindeki ödemelerdeki düzensizliklere dikkat çekiliyor.
Sayıştay, ÖSYM'nin kamu kaynaklarını etkin, ekonomik ve verimli kullanmadığını, bazı harcamaların belgesiz veya gerekçesiz yapıldığını kaydetti. Bu usulsüzlüklerin toplam milyonlarca lirayı bulduğu ifade ediliyor. ÖSYM yönetiminin, denetim bulgularına ilişkin olarak henüz kamuoyuna yansıyan bir açıklaması bulunmuyor.
Yükseköğretimde kalite tartışması
Sayıştay'ın bu raporu, Türkiye'de yükseköğretimde kalite güvencesi sisteminin ne kadar sağlıklı işlediği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. YÖKAK'ın yetki devri, üniversitelerin akreditasyon süreçlerinde bağımsız kuruluşların etkisini artırırken, bu kuruluşların denetimi ve standartları konusunda belirsizlikler bulunuyor.
Eğitim uzmanları, akreditasyonun nihai onayının mutlaka YÖKAK gibi kamu otoritesi tarafından yapılması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, farklı derneklerin farklı kriterler uygulaması, üniversiteler arasında eşitsizliklere ve kalite algısında bulanıklığa yol açabilir. Ayrıca, ÖSYM'deki usulsüzlükler, sınav sistemi ve yerleştirme süreçlerine duyulan güveni de sarsabilir.
Denetimlerin önemi ve sonraki adımlar
Sayıştay denetimleri, kamu kurumlarının hesap verebilirliği açısından kritik bir işlev görüyor. Ancak raporlarda tespit edilen usulsüzlüklerin ne kadarının yaptırıma dönüştüğü ise belirsiz. Geçmiş yıllarda benzer bulgulara rağmen bazı kurumlarda iyileştirme yapılmadığı biliniyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve ilgili bakanlıkların, Sayıştay raporları doğrultusunda harekete geçmesi bekleniyor. Özellikle YÖKAK'ın yetki devri uygulamasının sonlandırılması ve ÖSYM'deki mali usulsüzlüklerin soruşturulması için adımlar atılabilir. Kamuoyu, bu süreçte şeffaflık ve hesap verebilirlik talep ediyor.
Sonuç olarak, Sayıştay'ın bu raporu, yükseköğretimde kalite ve güvenilirlik açısından önemli bir uyarı niteliğinde. Kurumların yasal çerçevede hareket etmesi ve denetim bulgularını dikkate alması, sistemin sağlığı için elzem görünüyor.