Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Türkiye’nin savunma sanayisindeki yerlilik oranının yüzde 83’e yükseldiğini duyurdu. Görgün, bu başarıda kritik rol oynayan KAAN ve SİPER projelerinde geniş bir tedarik ağı oluşturulduğunu belirtti. Milli muharip uçak KAAN için 750, uzun menzilli hava savunma sistemi SİPER için ise yaklaşık 1000 firmanın görev aldığını ifade etti.
Yerlilik Oranındaki Artışın Arkasında Yatan Strateji
Türkiye savunma sanayisi, son yirmi yılda dışa bağımlılığı azaltmak için kapsamlı bir yerelleştirme stratejisi izledi. 2000’li yılların başında yüzde 20’lerde olan yerlilik oranı, Ar-Ge yatırımları, kamu-özel iş birlikleri ve KOBİ destekleriyle bugün yüzde 83 seviyesine ulaştı. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda yürütülen projeler, sadece ana yüklenicilerle sınırlı kalmayıp, alt sistem tedarikçilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Bu sayede kritik teknolojilerde dışa bağımlılık minimize edildi.
Prof. Dr. Haluk Görgün, yaptığı açıklamada, “Yerlilik oranındaki bu artış, sadece niceliksel bir başarı değil; aynı zamanda niteliksel olarak da teknoloji üretme kabiliyetimizin göstergesidir. KAAN ve SİPER gibi projelerde binlerce firma görev alıyor, bu da ekosistemi güçlendiriyor.” dedi.
KAAN Projesi: 750 Firmanın Katkısıyla Milli Muharip Uçak
Türkiye’nin ilk milli muharip uçağı KAAN, 5. nesil savaş uçağı özellikleriyle dikkat çekiyor. Projede 750’den fazla firma görev alıyor. Bu firmaların büyük bir kısmı KOBİ statüsünde olup, uçak gövdesi, aviyonik sistemler, motor parçaları, yazılım ve haberleşme ekipmanları gibi kritik alanlarda üretim yapıyor. KAAN’ın ilk uçuşunu 2023 yılında gerçekleştirmesiyle birlikte tedarik zinciri daha da genişledi.
Proje kapsamında yerli ve milli imkanlarla geliştirilen alt sistemler arasında radar, elektronik harp sistemleri, uçuş kontrol bilgisayarları ve kompozit malzemeler bulunuyor. SSB, KAAN’ın 2030’lu yıllarda envantere girmesini hedefliyor. Bu süreçte tedarikçi firmaların kalite standartlarını karşılaması ve zamanında teslimat yapması büyük önem taşıyor.
SİPER Hava Savunma Sistemi: 1000 Firmanın Görev Aldığı Dev Ağ
Uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi SİPER, Türkiye’nin hava savunma kabiliyetini artırmak için geliştiriliyor. Projede yaklaşık 1000 firma görev alıyor. Bu firmalar, füze güdüm sistemleri, itki motorları, radar yazılımları, lançer mekanizmaları ve komuta kontrol altyapısı gibi alanlarda uzmanlaşmış durumda. SİPER’in seri üretim aşamasına geçmesiyle birlikte tedarik ağının daha da büyümesi bekleniyor.
Savunma Sanayii Başkanlığı, SİPER’in yerli imkanlarla üretilmesi sayesinde dışa bağımlılığın azaldığını ve operasyonel esnekliğin arttığını vurguluyor. Sistem, hem sabit hem de mobil platformlardan ateşlenebiliyor ve çok katmanlı hava savunma mimarisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Tedarik Ağının Ekonomik ve Teknolojik Etkileri
KAAN ve SİPER projelerinde görev alan binlerce firma, savunma sanayisinin yanı sıra sivil sektöre de teknoloji transferi sağlıyor. Özellikle yazılım, malzeme bilimi ve elektronik alanlarında geliştirilen teknolojiler, otomotiv, havacılık ve enerji gibi sektörlerde kullanılabiliyor. Bu durum, Türkiye’nin teknoloji ihracatını da olumlu etkiliyor.
Ayrıca, savunma sanayisindeki yerlilik oranının artması, döviz kuru dalgalanmalarına karşı direnci artırıyor ve stratejik bağımsızlığı güçlendiriyor. SSB verilerine göre, savunma sanayisi ihracatı 2023 yılında 5,5 milyar doları aşarak rekor kırdı. 2024 hedefi ise 6 milyar doların üzerinde.
Gelecek Hedefleri ve Zorluklar
Yerlilik oranının yüzde 83’e çıkması önemli bir kilometre taşı olsa da, hâlâ dışa bağımlı olunan kritik alanlar bulunuyor. Özellikle uçak motorları, yüksek performanslı sensörler ve bazı özel malzemelerde ithalat devam ediyor. SSB, önümüzdeki dönemde bu alanlara odaklanarak yerlilik oranını yüzde 90’ın üzerine çıkarmayı hedefliyor.
Prof. Dr. Haluk Görgün, “Hedefimiz sadece yüzde 100 yerlilik değil; aynı zamanda dünya standartlarında rekabet edebilecek ürünler geliştirmek. KAAN ve SİPER, bu vizyonun somut örnekleridir.” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayisindeki bu gelişmeler, Türkiye’nin bölgesel ve küresel güvenlik dengelerindeki konumunu da güçlendiriyor. Yerli tedarik ağı sayesinde ambargo ve kısıtlamalara karşı dayanıklılık artıyor, operasyonel bağımsızlık pekişiyor. Önümüzdeki yıllarda KAAN ve SİPER’in seri üretime geçmesiyle birlikte, savunma sanayisinin ekonomiye katkısının daha da artması bekleniyor.