Türkiye savunma sanayiinde yerlilik oranı yüzde 83’e yükseldi. Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, 18 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, sektördeki yerlileşme çalışmalarında yeni bir eşiğin aşıldığını duyurdu. Bu oran, Savunma Sanayii Başkanlığı’nın (SSB) 2024-2028 Stratejik Planı’nda öngörülen hedeflerin de üzerine çıkıldığını gösteriyor.
Yerlilik Oranındaki Artışın Arka Planı
Savunma sanayiinde yerlilik, bir ülkenin kendi silahlı kuvvetleri için ihtiyaç duyduğu sistemleri ve alt bileşenleri kendi topraklarında tasarlama, geliştirme ve üretme kapasitesini ifade ediyor. Türkiye, son yirmi yılda bu alanda kayda değer bir dönüşüm geçirdi. 2000’li yılların başında yüzde 20’ler seviyesinde olan yerlilik oranı, izlenen stratejik politikalar, Ar-Ge yatırımları ve özel sektörün artan katılımıyla istikrarlı bir şekilde yükseldi.
SSB’nin 2024-2028 Stratejik Planı’nda 2026 yılı için öngörülen yerlilik hedefi, açıklanan yüzde 83’lük oranla aşılmış durumda. Bu gelişme, Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarını dışa bağımlılık olmadan karşılama yolunda attığı adımların somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Yerlileşmenin Kritik Alanları
Yerlilik oranındaki artış yalnızca nihai ürünlerde değil, aynı zamanda alt sistemler, yazılımlar, sensörler, motorlar ve malzemeler gibi kritik bileşenlerde de kendini gösteriyor. Özellikle insansız hava araçları, yerli helikopterler, milli muharip uçak projeleri, deniz platformları ve elektronik harp sistemleri bu kapsamda öne çıkıyor.
Savunma sanayiinde yerlileşme, sadece ekonomik bir hedef değil; aynı zamanda operasyonel bağımsızlık, tedarik güvenliği ve dış politikada manevra kabiliyeti açısından da stratejik bir öneme sahip. Dışa bağımlılığın azalması, ihracat potansiyelini de beraberinde getiriyor. Türkiye, son yıllarda savunma sanayii ihracatında rekor seviyelere ulaşarak küresel pazarda etkinliğini artırıyor.
Prof. Dr. Haluk Görgün’ün açıklaması, kamu ve özel sektör iş birliğinin, üniversitelerin ve araştırma kurumlarının katkılarının bir sonucu olarak öne çıkıyor. Yerlilik oranının yükselmesi, aynı zamanda nitelikli istihdam, teknoloji transferi ve yan sanayi gelişimi gibi alanlarda da zincirleme etkiler yaratıyor.
Gelecek Perspektifi ve Zorluklar
Yüzde 83’lük yerlilik oranı önemli bir başarı olsa da, kalan yüzde 17’lik dilim hâlâ kritik teknolojileri içeriyor. Özellikle gelişmiş motor teknolojileri, yarı iletkenler, özel alaşımlar ve bazı yazılım bileşenlerinde dışa bağımlılık devam ediyor. Bu alanlarda yapılacak yatırımlar, önümüzdeki dönemde yerlilik oranını daha da yukarı taşıyabilir.
Savunma sanayiinde yerlileşme, sürdürülebilirlik açısından da dikkatle ele alınması gereken bir konu. Ar-Ge’ye ayrılan kaynakların istikrarlı olması, nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi ve tedarik zincirinin güçlendirilmesi, bu başarının kalıcı hale gelmesi için belirleyici olacak. Ayrıca, küresel savunma sanayii pazarındaki rekabet ve jeopolitik dalgalanmalar, yerlilik stratejilerinin esnek ve dinamik tutulmasını gerektiriyor.
Türkiye’nin savunma sanayiindeki yerlilik oranını yüzde 83’e çıkarması, sektördeki uzun vadeli planlamanın ve kararlılığın bir yansıması. Bu gelişme, hem savunma kapasitesini güçlendiriyor hem de ekonomik ve teknolojik kazanımlar sağlıyor. Ancak, yerlilik oranının artması tek başına yeterli değil; üretilen sistemlerin operasyonel etkinliği, maliyet etkinliği ve ihracat performansı da yakından izlenmeli. Gelecek dönemde, kalan kritik teknolojilerdeki bağımlılığın azaltılması ve yerli çözümlerin uluslararası pazarda rekabet edebilirliği, Türkiye’nin savunma sanayiindeki konumunu belirleyecek temel unsurlar arasında yer alıyor.