Türkiye genelinde savcılıklarda biriken soruşturma dosyası sayısı 11 milyon 600 bine ulaştı. Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı güncel istatistiklere göre, bu sayı son bir yılda yüzde 15 artış gösterdi. Özellikle son dönemde toplumun farklı kesimlerinden isimlere yönelik yürütülen soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalar yargı sisteminin üzerindeki yükü artırırken, uzmanlar bu durumun adalet hizmetlerinin etkinliğini olumsuz etkilediği görüşünde. Bakü'den İstanbul'a, Ankara'dan İzmir'e kadar birçok ildeki adliyelerde dosya yoğunluğu nedeniyle duruşma tarihleri aylar sonrasına erteleniyor. Peki, bu tablo adalet sisteminin geleceği için ne anlama geliyor?
Dosya Sayısındaki Artışın Nedenleri
Adalet Bakanlığı'nın verileri, 2023 yılı sonunda 9,8 milyon olan savcılık dosya sayısının 2024 yılı sonunda 11,6 milyona yükseldiğini gösteriyor. Bu artışta en büyük etken olarak son bir yılda yürütülen kapsamlı soruşturmalar gösteriliyor. Özellikle siyasi partilere yönelik kapatma davaları, belediye başkanlarına yönelik gözaltılar ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan soruşturmalar dosya sayısını hızla artırdı. Ayrıca, ekonomik krizin etkisiyle artan ticari anlaşmazlıklar ve icra takipleri de adliyelerin iş yükünü artıran faktörler arasında.
Öte yandan, yargı reformu kapsamında yapılan düzenlemelerin beklendiği gibi sonuç vermediği, özellikle soruşturma aşamasında yaşanan gecikmelerin bu tabloyu derinleştirdiği belirtiliyor. Türkiye Barolar Birliği'nin (TBB) yaptığı açıklamada, dosya yoğunluğunun adalete erişimi zorlaştırdığı, duruşmaların yıllarca sürdüğü ve mağdurların mağduriyetinin arttığı vurgulandı. TBB Başkanı, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı kadar hızın da önemli olduğunu unutuyoruz. Bir dosyanın sonuçlanması yıllar alıyorsa, o ülkede adaletten söz etmek güçleşir" dedi.
Yargı Sistemine Güven ve Uluslararası Eleştiriler
Savcılık dosyalarındaki bu artış, yalnızca iç kamuoyunda değil, uluslararası platformlarda da yankı buldu. Avrupa Birliği'nin Türkiye İlerleme Raporu'nda, yargının bağımsızlığı ve etkinliği konusunda ciddi endişeler dile getirilirken, hakim ve savcı sayısının yetersizliğine dikkat çekildi. Raporda, "Türkiye'deki yargı sistemi, artan iş yükü altında ezilmektedir ve bu durum adaletin zamanında tecellisini engellemektedir" ifadelerine yer verildi. Ayrıca, mülkiyet hakkı ihlalleri, ifade özgürlüğü kısıtlamaları ve siyasi müdahale iddiaları da raporda yer alan başlıklar arasında.
Uzmanlara göre, dosya sayısındaki artışın bir diğer nedeni de savcılıkların ihtiyati tedbir kararlarını sıkça uygulamaya başlaması. Özellikle mal varlığına el koyma, yurtdışı çıkış yasağı ve tutuklama gibi önlemler, soruşturmanın kapsamını genişletiyor ve dosyaların kapanmasını geciktiriyor. Ceza hukuku alanında çalışan avukatlar, bu durumun "davaların uzaması, adaletin gecikmesi" anlamına geldiğini ve bunun da hem şüpheliler hem de mağdurlar için ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.
Çözüm Önerileri ve Gelecek Perspektifi
Adalet Bakanlığı'nın bu tabloya ilişkin bir açıklama yapmamış olması dikkat çekerken, muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, acil bir adalet reformuna ihtiyaç duyulduğunu dile getiriyor. Önerilen çözümler arasında; hakim ve savcı sayısının artırılması, arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarının yaygınlaştırılması, soruşturma sürelerinin yasal olarak sınırlandırılması ve adli kolluğun etkinliğinin artırılması yer alıyor. Ayrıca, dosyaların elektronik ortamda işlenmesi ve yapay zeka destekli sistemlerin kullanılması, iş yükünün azaltılmasında önemli bir rol oynayabilir.
Ancak, bu önerilerin hayata geçirilmesi için siyasi iradenin yanı sıra yargıya duyulan güvenin de tesis edilmesi gerekiyor. Son yıllarda yapılan anayasa değişiklikleri ve HSK düzenlemeleri, yargı bağımsızlığı konusunda tartışmaları beraberinde getirmişti. Dosya sayısındaki artış, yargıya olan güveni daha da zedeleyebilir. Dolayısıyla, bu veriler bir uyarı niteliği taşıyor: Türkiye, adalet sistemini derhal reforme etmezse, hem vatandaşların adalete erişimi giderek zorlaşacak hem de uluslararası alanda saygınlığı azalacaktır. Adaletin gecikmesi, adaletsizliğin ta kendisidir; bu sözün dikkate alındığı bir süreç umut ediyoruz.