Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde kullandığı resmi X hesabı, Türkiye'de erişime kapatıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı olarak görev yaparken tutuklanan İmamoğlu'nun bu hesabı, kısa süre önce oluşturulmuş ve geniş bir takipçi kitlesine ulaşmıştı. Erişim engeli, sosyal medya platformlarına yönelik uygulamalar kapsamında geldi. Hesabın kapatılma nedeni henüz resmi olarak açıklanmadı, ancak yetkililerin bu tür adımları yasal çerçevede gerçekleştirdiği biliniyor.
Erişim Engeli ve Gelişmeler
Ekrem İmamoğlu'nun "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" adını taşıyan X hesabı, bugün itibarıyla Türkiye'den erişime kapatıldı. Kullanıcılar, hesaba giriş yapmaya çalıştıklarında "Bu içerik Türkiye'de erişime engellenmiştir" uyarısıyla karşılaşıyor. Hesap, kapatılmadan önce yüz binlerce takipçiye ulaşmış ve İmamoğlu'nun adaylık mesajları, miting duyuruları ve açıklamaları paylaşılıyordu. Erişim engeli, sosyal medya platformlarının Türkiye'deki temsilcilikleri aracılığıyla uygulandı. Benzer uygulamalar daha önce de siyasi parti liderleri ve muhalefet figürlerinin hesapları için yapılmıştı.
Hukuki Süreç ve Tepkiler
Konuyla ilgili olarak İmamoğlu'nun avukatları, erişim engelinin hukuka aykırı olduğunu ve itiraz edeceklerini açıkladı. Avukatlık ofisinden yapılan açıklamada, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği vurgulandı. CHP genel merkezi de konuya ilişkin bir kınama mesajı yayımladı. Parti sözcüsü, "Türkiye'de muhalefetin sesi her geçen gün daha fazla kısılmaya çalışılıyor. Bu keyfi uygulamalar demokrasiye zarar veriyor" dedi. Hükümet cephesinden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak geçmişte yetkililer, sosyal medya paylaşımlarının yasal sınırları aştığı durumlarda erişim engeli kararları alındığını belirtmişti.
İmamoğlu'nun Adaylık Süreci
Ekrem İmamoğlu, tutukluluğuna rağmen cumhurbaşkanlığı adaylığını sürdürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yaptığı çalışmalarla tanınan İmamoğlu, 2019 yerel seçimlerinde AK Parti'nin adayına karşı kazandığı zaferle muhalefetin yükselen yıldızı olmuştu. Mart 2025'te gözaltına alınan ve ardından tutuklanan İmamoğlu, "rüşvet ve terör suçlamalarıyla" yargılanıyor. Kendisi suçlamaları reddediyor ve hakkında açılan davaların siyasi olduğunu iddia ediyor. Adaylık başvurusu, CHP tarafından geçtiğimiz hafta yapılmış ve ofis çalışmaları sosyal medya üzerinden yürütülüyordu.
Sosyal Medya Kısıtlamaları Türkiye'de Artıyor
Bu son erişim engeli, Türkiye'de sosyal medya platformlarına yönelik kısıtlamaların arttığı bir dönemde geldi. 2024 yılında başlatılan "dezenformasyonla mücadele" yasası kapsamında, birçok hesap ve içerik erişime kapatıldı. X platformu (eski adıyla Twitter), özellikle muhalif seslerin eleştirilerine hedef olmuştu. Geçtiğimiz ay, bazı gazetecilerin ve sivil toplum kuruluşlarının hesapları da erişime kapatılmıştı. Uzmanlar, bu durumun Türkiye'de ifade özgürlüğünü ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtiyor. Sosyal medya şirketleri ise yasalara uymak zorunda olduklarını, yerel mahkeme kararlarını uyguladıklarını açıklıyor.
Bu gelişme, İmamoğlu'nun adaylık kampanyasının en önemli iletişim aracının kaybedilmesi anlamına geliyor. Kampanya ekibinin alternatif kanallar üzerinden çalışmalarını sürdüreceği bildirildi. Ancak erişim engelinin, adaylık sürecini olumsuz etkilemesi bekleniyor. Türkiye'de yaklaşık 80 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunuyor ve siyasi partiler seçim çalışmalarını büyük ölçüde bu platformlar üzerinden yürütüyor.
Uluslararası Tepkiler
Erişim engeline dünyadan da tepkiler geldi. Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, kapatma kararını kınadı. Avrupa Birliği Komisyonu'nun sözcüsü, "Türkiye'de ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar derin endişe yaratıyor" açıklamasında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı ise gelişmeyi yakından takip ettiğini duyurdu. Bu uluslararası baskılar, Türkiye'nin Avrupa Konseyi ve diğer uluslararası kuruluşlardaki yükümlülüklerini hatırlatıyor.
Türkiye'de geçmişte Wikipedia, YouTube gibi platformlara ve birçok haber sitesine erişim engelleri uygulanmış, bu durum uluslararası alanda eleştirilmişti. Ancak hükümet yetkilileri, kararların bağımsız yargı tarafından verildiğini ve ulusal güvenlik gerekçeleriyle alınabileceğini savunuyor. Yine de muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri, bu tür engellemelerin otoriterleşmenin bir göstergesi olduğunu öne sürüyor.