Batı Asya'daki askeri gerilimler ve enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, küresel petrol devlerinin kasasını doldurmaya devam ediyor. Dünyanın en büyük sekiz petrol üreticisi, bu yılın ikinci çeyreğinde toplam net kârını 93 milyar dolara çıkararak tarihi bir rekora imza attı. Suudi Aramco ve ExxonMobil'in öncülüğünde gerçekleşen bu kazanç patlaması, enerji krizi ve iklim değişikliği tartışmalarının gölgesinde, sermayenin savaştan nasıl beslendiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Rekor Kârda Jeopolitik Etkenler
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, söz konusu dönemde Brent petrolün varil fiyatı ortalama 110 dolar seviyesinde işlem gördü. Batı Asya'daki çatışmalar, özellikle Hürmüz Boğazı'na yönelik tehditler, arz güvenliği endişelerini artırdı ve fiyatları yukarı çekti. Bu durum, petrol şirketlerinin kâr marjlarını doğrudan olumlu etkiledi. ExxonMobil tek başına 17.6 milyar dolar net kâr açıklarken, Suudi Aramco ise 48.4 milyar dolarla tarihin en yüksek çeyreklik kârını elde etti. Şirketler, artan kârlarını hissedarlara dağıtırken, yenilenebilir enerji yatırımlarının ise hala istenilen düzeyde olmadığı eleştirileri gündeme geliyor.
Analistler, bu kâr artışının sadece jeopolitik risklerden kaynaklanmadığını, aynı zamanda pandemi sonrası toparlanan küresel talebin ve OPEC+'ın üretim kısıntılarının da etkili olduğunu belirtiyor. Ancak savaş ortamının fiyatları suni olarak yüksek tuttuğu gerçeği, enerji şirketlerinin 'savaş kârı' olarak nitelendirilen bu kazançlarını tartışmaya açıyor.
Krizden Fırsat Çıkaran Sektör
Batı Asya'daki yıkım, yalnızca petrol şirketlerini değil, aynı zamanda savunma sanayisini ve enerji tüccarlarını da zenginleştirdi. Ancak en büyük payı petrol devleri alıyor. İklim aktivistleri, bu şirketlerin fosil yakıt yatırımlarını artırarak küresel ısınmayı hızlandırdığını ve aynı zamanda savaşın finansmanına dolaylı katkı sağladığını savunuyor. Öte yandan, yükselen enerji faturaları ve enflasyon, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşam maliyetini artırırken, dev şirketlerin rekor kârları toplumsal eşitsizlikleri derinleştiriyor.
Avrupa Birliği, bu tür beklenmedik kârlara 'beklenmedik kazanç vergisi' getirmeyi tartışırken, ABD'de Biden yönetimi şirketlere akaryakıt fiyatlarını düşürme çağrısında bulundu. Ancak şirketler, yatırımcı getirilerini önceliklendirdiklerini savunarak bu taleplere direniyor. Enerji ekonomisti Dr. Selin Akçay konuyla ilgili olarak, "Bu sistem, savaş ve kriz ortamının doğal bir sonucu olarak sermayenin daha da yoğunlaşmasına neden oluyor. Şirketler, riski sıradan vatandaşa yüklerken kârı kendilerine ayırıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Bu tablo, küresel enerji dönüşümünün ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha gösteriyor. Fosil yakıtlara bağımlılık azalmadıkça, bu tür kriz kârlarının devam etmesi bekleniyor. Uzmanlar, yeşil enerji yatırımlarının hızlandırılmasının yanı sıra, enerji şirketlerinin kârlarının şeffaf bir şekilde denetlenmesi ve bu kaynakların iklim uyum projelerine aktarılması gerektiğini belirtiyor.