Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Katar merkezli Al Jazeera televizyonuna verdiği röportajda, ABD yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik çabalarında Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat devreye girdiğini itiraf etti. Şara, yaptırımların kaldırılması için yürütülen diplomatik temaslarda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kişisel girişimlerinin belirleyici olduğunu söyledi.
Erdoğan'ın Kişisel Diplomasisi
Şara, röportajında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye'ye yönelik uluslararası toplum nezdinde girişimlerde bulunduğunu ve Washington yönetimiyle yapılan görüşmelerde doğrudan temas kurduğunu ifade etti. Şara, "Türkiye, bu süreçte en güçlü destekçimiz oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'li yetkililerle bizzat görüşerek yaptırımların kaldırılması için yoğun çaba sarf etti. Bu, Suriye halkının yeniden ayağa kalkması için kritik bir adımdı" dedi.
Röportajın tam metninde Şara, Suriye'nin yeniden inşası için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyduklarını belirterek, özellikle ABD'nin uyguladığı yaptırımların ülke ekonomisini felç ettiğini ve bu yaptırımların kaldırılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Şara, bu noktada Türkiye'nin ve Erdoğan'ın arabuluculuğunun yaptırımların hafifletilmesi için diplomatik zemin hazırladığını sözlerine ekledi.
Suriye'nin Yeniden İmarı ve Bölgesel İşbirliği
Ahmed Şara, Suriye'nin savaşın yıkıcı etkilerinden kurtulması için bölge ülkeleriyle yakın işbirliği içinde çalıştıklarını, bu kapsamda Türkiye ile ilişkilerin her alanda güçlendirildiğini kaydetti. Şara, "Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi istikrarı için önemli bir ortak. İki ülke arasındaki dayanışma, yeni dönemde daha da derinleşecek" diye konuştu.
Yaptırımların kaldırılması sürecinde Türkiye'nin yanı sıra Katar ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerinin de destek verdiğini belirten Şara, bu ülkelerin Suriye'deki insani krizin çözümüne katkı sağladığını ifade etti. Suriye lideri, uluslararası toplumun Suriye'ye yönelik yaklaşımının değişmeye başladığını, bunun da rejimin meşruiyetini artırdığını söyledi.
ABD ile İlişkilerde Yeni Dönem
Şara, röportajında ABD ile ilişkilerin normalleşmesi konusunda da umutlu olduğunu belirtti. ABD yönetiminin Suriye'deki yaptırım politikasını gözden geçirmesiyle birlikte iki ülke arasında diyalog kanallarının açıldığını aktaran Şara, bu süreçte Türkiye'nin köprü vazifesi gördüğünü sözlerine ekledi. Şara, "Türkiye, ABD ile Suriye arasındaki görüşmelerin ilerlemesi için arabuluculuk yaptı. Bu diplomasi trafiği, yaptırımların tamamen kaldırılmasına zemin hazırlayacak" dedi.
Suriye'de 2011'den bu yana devam eden iç savaş, ülkeyi ekonomik ve sosyal açıdan derinden etkilemişti. Yaptırımlar da bu tabloyu ağırlaştıran faktörlerden biri olmuştu. Türkiye'nin girişimlerinin, Suriye'nin yeniden yapılandırma sürecine olumlu yansıması bekleniyor.
Öte yandan uzmanlar, Türkiye'nin bu adımının bölgesel dengeleri de etkileyeceği görüşünde. Ankara'nın Şam yönetimiyle ilişkilerini normalleştirme süreci, Arap Birliği ülkelerinin Suriye ile temaslarını da hızlandırabilir. Bu durum, Orta Doğu'da yeni bir diplomatik dalga yaratabilir.
Türkiye-Suriye İlişkilerinde Normalleşme
Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler, iç savaşın başladığı 2011'den bu yana kopma noktasına gelmişti. Ancak son dönemde iki ülke arasında istihbarat düzeyinde görüşmeler başlamış, sınır güvenliği ve terörle mücadele konularında işbirliği gündeme gelmişti. Şara'nın bu açıklamaları, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşme yönünde ilerlediğinin bir göstergesi olarak yorumlandı.
Siyasi gözlemciler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kişisel diplomatik gayretlerinin, Suriye'nin uluslararası alanda yeniden kabul görmesinde kritik bir dönüm noktası olduğunu ifade ediyor. Türkiye'nin bölgesel güç olarak etkisini artırması, Suriye'nin yeniden inşasında söz sahibi olmasını da beraberinde getirebilir.
Sonuç olarak, Ahmed Şara'nın bu itirafı, Türkiye'nin Suriye dosyasındaki artan etkisini ortaya koyarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kişisel inisiyatifinin yaptırım sürecinde ne denli belirleyici olduğunu da gözler önüne serdi. Önümüzdeki dönemde bu girişimlerin meyve vermesi, hem Suriye halkı hem de bölge istikrarı açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.