Kanada hükümeti, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kanada mallarına uyguladığı yüzde 50'lik gümrük vergisine yanıt olarak hazırladığı misilleme tarifelerini gece yarısı itibarıyla yürürlüğe koydu. Söz konusu tarifeler, toplam değeri 30 milyar doları bulan ABD menşeli ürünleri kapsıyor. Karar, iki NATO müttefiki arasındaki ticaret savaşını yeni bir aşamaya taşıdı.
Misilleme Listesinde Neler Var?
Kanada'nın açıkladığı listede çelik ve alüminyum ürünleri, tarım ürünleri, meyve suları, viski ve bazı tüketim malları yer alıyor. Ottawa yönetimi, söz konusu vergilerin ABD'li üreticileri ve ihracatçıları doğrudan hedef alacağını belirtti. Tarifeler, ABD'nin Kanada çelik ve alüminyumuna getirdiği yüzde 50 oranındaki ek vergiye doğrudan yanıt niteliğinde.
Kanada Maliye Bakanı Chrystia Freeland, düzenlediği basın toplantısında, "ABD'nin haksız ve orantısız vergilerine karşı kendi çıkarlarımızı korumak zorundayız. Bu misilleme, Amerikalı karar alıcıların Kanada ekonomisine verdiği zararın bedelini ödemelerini sağlayacak" dedi. Freeland, ayrıca Kanada'nın Dünya Ticaret Örgütü nezdinde de girişimlerde bulunacağını sözlerine ekledi.
Ekonomik Etkiler ve Sektörel Yansımalar
Uzmanlar, 30 milyar dolarlık misilleme paketinin iki ülke arasındaki ticaret hacmini önemli ölçüde azaltacağını öngörüyor. Kanada, ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından biri konumunda. Yıllık iki yönlü ticaret hacmi 700 milyar doları aşıyor. Yeni tarifeler, otomotiv, enerji ve tarım sektörlerinde tedarik zincirlerini sarsabilir.
Kanada Çelik Üreticileri Birliği Başkanı Catherine Cobden, kararı olumlu karşıladıklarını belirterek, "Hükümetin attığı bu adım, sektörümüzün ayakta kalması için kritik. ABD'nin haksız vergileri binlerce Kanadalı işçinin geçimini tehdit ediyordu" ifadelerini kullandı. Öte yandan Amerikan Ticaret Odası, misillemenin iki ülke ekonomisine de zarar vereceği uyarısında bulundu.
Trump'tan İlk Tepki: 'Kanada Bizden Faydalanıyor'
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Kanada'yı "ABD'den yıllardır faydalanmakla" suçladı. Trump, "Kanada bizim çiftçilerimizi ve işçilerimizi yıllarca sömürdü. Şimdi faturayı ödüyorlar. Vergileri artırmaya devam edeceğiz" dedi. Trump yönetimi, çelik ve alüminyum vergilerini "ulusal güvenlik" gerekçesiyle savunuyor.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau ise yaptığı yazılı açıklamada, "Kanada asla boyun eğmeyecek. Egemen ekonomik kararlarımızı korumak için elimizden geleni yapacağız. Amerikan halkına dostane mesajımız şu: Bu ticaret savaşı kimseye kazandırmaz" ifadelerine yer verdi. Trudeau, eyalet valileriyle acil toplantı düzenleyerek alınacak ek önlemleri görüştü.
Ticaret Savaşının Arka Planı
ABD'nin çelik ve alüminyum vergilerini yüzde 50'ye çıkarma kararı, Mart 2025'te yürürlüğe girmişti. Kanada başlangıçta 15 milyar dolarlık bir misilleme paketi açıklamış, ancak ABD'nin vergi oranını artırması üzerine bu rakam 30 milyar dolara çıkarıldı. İki ülke arasındaki görüşmeler geçtiğimiz hafta sonuçsuz kalmıştı.
Uluslararası Para Fonu (IMF), ticaret savaşının küresel büyümeyi yavaşlatabileceği uyarısında bulundu. IMF Başkanı Kristalina Georgieva, "Korumacılık dalgası, Kovid-19 sonrası toparlanmayı sekteye uğratabilir. Tüm tarafları diyaloga çağırıyoruz" dedi. Dünya Bankası da Kuzey Amerika'nın büyüme tahminini 0,5 puan aşağı çekti.
Kanada'nın misilleme tarifeleri, Meksika ve Avrupa Birliği gibi diğer ticaret ortaklarının da benzer adımlar atabileceği yönünde sinyaller veriyor. ABD'nin çelik ithalatında Türkiye'nin payı düşük olsa da, küresel tedarik zincirindeki dalgalanmalar Türk ihracatçısını da dolaylı yoldan etkileyebilir. Ottawa'nın kararı, önümüzdeki günlerde ABD Kongresi'nde de tartışılacak.
Kanada'nın bu hamlesi, ekonomik egemenliğini koruma yönünde kararlı bir duruş sergilediğini gösteriyor. Ancak ticaret savaşlarının genellikle karşılıklı kayıplarla sonuçlandığı gerçeği unutulmamalı. Kısa vadede her iki ülkenin de tüketicileri ve üreticileri artan maliyetlerle karşı karşıya kalacak. Uzun vadede ise Kuzey Amerika'nın serbest ticaret mimarisinin ciddi bir sınavdan geçtiği açık. Tarafların masaya dönmesi için diplomatik kanalların açık tutulması, bölgesel istikrar açısından hayati önem taşıyor.