Eylül 2026'da en az 1.270 X hesabının Türkiye'den erişime engellendiği, bu hesapların yüzde 90'ının platform tarafından doğrudan görünmez kılındığı bildirildi. Bağımsız izleme gruplarının derlediği verilere göre, engellemeler ağırlıklı olarak gazeteci, akademisyen ve muhalif siyasetçi hesaplarını kapsıyor. Son bir yılda benzer uygulamaların sistematik hale geldiği belirtiliyor.
Engellemelerin boyutu ve dağılımı
Eylül 2026'ya ilişkin veriler, toplam 1.270 hesabın erişime kapatıldığını gösteriyor. Bunların yaklaşık 1.143'ü, yani yüzde 90'ı, X'in kendi kararıyla Türkiye'den görünmez hale getirildi. Kalan yüzde 10'luk kısım ise mahkeme kararları veya resmi talepler sonucu erişime engellendi.
Engellenen hesaplar arasında haber ajansları, araştırmacı gazeteciler ve sivil toplum kuruluşu yöneticileri bulunuyor. İzleme grupları, engellemelerin belirli bir dönemde yoğunlaştığını ve seçim dönemlerine denk geldiğini öne sürüyor. X yönetiminden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Hükümet ve platform arasındaki gerilim
X'in Türkiye'deki temsilcilik açma süreci 2023'ten bu yana tartışmalı. 2020'de yürürlüğe giren sosyal medya düzenlemesi, platformlara Türkiye'de temsilci bulundurma zorunluluğu getirmişti. O dönemde birçok platform temsilci atarken, X uzun süre direnmiş ve ardından kısmi uyum sağlamıştı.
2025'te çıkarılan ek düzenlemelerle, içerik kaldırma taleplerine 24 saat içinde yanıt verilmemesi halinde para cezaları ve bant daraltma yaptırımları gündeme gelmişti. Bu yasal çerçeve, platformun Türkiye'den gelen taleplere daha hızlı yanıt vermesini gerektiriyor. Ancak X'in son dönemde attığı adımlar, yalnızca resmi taleplerle sınırlı değil.
Uzmanlar, X'in kendi inisiyatifiyle aldığı "görünmez kılma" kararlarının şeffaflıktan uzak olduğunu vurguluyor. Platform, bazı durumlarda hesapları tamamen kapatmak yerine, yalnızca belirli coğrafyalardan erişimi kısıtlayabiliyor. Bu yöntem, kullanıcıların hesapların varlığından haberdar olmasını zorlaştırıyor.
Sansür iddiaları ve uluslararası tepkiler
Uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları, Türkiye'deki son engelleme dalgasını endişeyle izliyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve benzeri kuruluşlar, X'in şeffaflık raporlarını güncellemesi ve engelleme gerekçelerini açıklaması çağrısında bulundu. Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında da benzer şeffaflık yükümlülükleri bulunuyor.
Ancak Türkiye'deki kullanıcılar için durum daha karmaşık. VPN kullanımı artsa da, hükümetin VPN erişimini kısıtlamaya yönelik adımları gündemde. 2026 başında bazı VPN sağlayıcılarına erişim engeli getirilmişti. Bu da bilgiye erişimi daha da zorlaştırıyor.
Muhalefet partileri, engellemelerin seçim güvenliğini tehdit ettiğini savunuyor. Özellikle yerel seçim dönemlerinde sosyal medyanın kritik bir bilgi kaynağı olduğu düşünülürse, bu tür kısıtlamaların seçmen davranışını etkileyebileceği belirtiliyor.
X'in savunması ve belirsizlikler
X yönetimi, geçmişte yaptığı açıklamalarda, yerel yasalara uyum sağlamak zorunda olduklarını ve yalnızca yasal talepleri yerine getirdiklerini savunmuştu. Ancak son veriler, engellemelerin önemli bir kısmının yasal talepler dışında gerçekleştiğini gösteriyor. Platformun algoritmik olarak belirli içerikleri öne çıkarmaması veya gölgelemesi de (shadowban) ayrı bir tartışma konusu.
Bağımsız araştırmacılar, X'in içerik moderasyonunda yapay zeka kullanımının arttığını ancak bu sistemlerin şeffaf olmadığını belirtiyor. Kullanıcılar, hesaplarının neden görünmez kılındığını öğrenmekte güçlük çekiyor. İtiraz mekanizmaları ise yetersiz.
Bağlam: Türkiye'de internet sansürü tarihi
Türkiye, internet sansürü konusunda uzun bir geçmişe sahip. 2007'de çıkarılan 5651 sayılı kanun, internet içeriğini düzenleme ve engelleme yetkisi veriyordu. 2014'te Twitter ve YouTube'a erişim engelleri getirilmiş, bu engeller yoğun tepkiler sonrası kaldırılmıştı. 2017'de Wikipedia'ya erişim engellenmiş, ancak Anayasa Mahkemesi kararıyla 2020'de yeniden açılmıştı.
Son yıllarda sosyal medya platformlarına yönelik baskılar artarak devam etti. 2020'deki düzenleme, platformlara temsilci zorunluluğu getirirken, 2022'de dezenformasyonla mücadele adı altında yeni cezalar içeren bir yasa kabul edildi. Bu yasa, gazeteciler ve muhalifler tarafından sansür aracı olarak eleştirildi.
Eylül 2026'daki engelleme dalgası, bu tarihsel sürecin bir devamı olarak görülüyor. Ancak bu kez engellemelerin platformun kendi kararıyla yapılması, sorumluluğun paylaşımı konusunda yeni tartışmalar yaratıyor. Hükümet yetkilileri, sosyal medya şirketlerinin "sorumlu davranması" gerektiğini söylerken, muhalefet bu tür uygulamaların ifade özgürlüğünü ortadan kaldırdığını savunuyor.
Uluslararası platformların Türkiye'deki operasyonları, küresel dijital haklar mücadelesi açısından da örnek teşkil ediyor. X'in aldığı kararlar, diğer platformlar üzerinde de baskı oluşturabilir. Önümüzdeki dönemde, engellemelerin artıp artmayacağı ve uluslararası tepkilerin ne yönde gelişeceği belirsizliğini koruyor. Kullanıcılar ise alternatif iletişim kanalları arayışında.