Türkiye'de basın özgürlüğüne yönelik müdahaleler hız kesmeden devam ediyor. LGBTİ haberleri gerekçe gösterilerek internet sitesi erişime kapatılan T24'ün, kullanıcı adı değiştirilen X (eski adıyla Twitter) hesabı da erişime engellendi. Böylece sansür dalgası bir adım daha ileri taşındı ve bağımsız medya kuruluşlarının dijital varlığı hedef alınmaya devam ediyor.
Erişim engeli nasıl geldi?
Edinilen bilgilere göre, T24'ün X platformundaki hesabı, kullanıcı adı değiştirildikten kısa bir süre sonra erişime engellendi. Kuruluşun site erişiminin ardından sosyal medya hesabının da kapatılması, sansürün çok boyutlu bir hal aldığını gösteriyor. İnternet sitesine yönelik erişim engeli kararının gerekçesi olarak LGBTİ haberleri gösterilmişti. Bu gerekçe, uluslararası basın kuruluşları ve sivil toplum örgütleri tarafından siyasi bir hamle olarak değerlendirilmişti. Şimdi benzer bir müdahale, kuruluşun sosyal medya varlığına yönelik gerçekleştirildi.
T24, Türkiye'de uzun yıllardır bağımsız gazetecilik yapan ve özellikle iktidara yakın olmayan haberleriyle tanınan bir mecraydı. Son dönemde artan baskılar, medya kuruluşlarının hem web siteleri hem de sosyal medya hesapları üzerinden hedef alındığını ortaya koyuyor. X hesabının engellenmesi, doğrudan bir mahkeme kararına mı yoksa platformun kendi politikalarına mı dayandığı henüz netleşmiş değil. Ancak kullanıcı adı değişikliğinin hemen ardından engel gelmesi, teknik takip ve izleme iddialarını gündeme getiriyor.
Sansürün boyutları ve arka plan
Türkiye'de son yıllarda internet sitelerine yönelik erişim engelleri sıkça başvurulan bir yöntem haline geldi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve mahkemeler aracılığıyla verilen kararlarla yüzlerce haber sitesi erişime kapatıldı. T24 de bu dalganın son halkalarından biri oldu. LGBTİ içerikli haberlere ilişkin gerekçeler, son dönemde muhafazakâr kesimin tepkisini çeken yayınlar için sık sık kullanılıyor. Bu durum, ifade özgürlüğü savunucuları tarafından endişeyle karşılanıyor.
Uluslararası basın özgürlüğü endekslerinde Türkiye, son yıllarda sürekli olarak alt sıralarda yer alıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi kuruluşlar, Türkiye'yi "gazeteciler için en tehlikeli ülkeler" arasında gösteriyor. T24 gibi kuruluşlara yönelik sistematik engellemeler, bu tabloyu daha da derinleştiriyor. Sosyal medya platformları da son yıllarda Türkiye'deki içerik kaldırma talepleriyle karşı karşıya kalıyor. X, daha önce birçok kez hükümet yanlısı içerikleri öne çıkarmak veya muhalif hesapları kısıtlamakla suçlanmıştı. T24'ün hesabının engellenmesi, bu tartışmaları yeniden alevlendirebilir.
Öte yandan, T24'ün site trafiği ve sosyal medya etkileşimi, engellemelere rağmen okuyucular tarafından çeşitli yollarla takip edilmeye devam ediyor. Ancak her yeni engel, bağımsız haberciliğin sürdürülebilirliğini daha da zorlaştırıyor. Sansür dalgasının nereye kadar süreceği belirsizliğini korurken, basın ve ifade özgürlüğü savunucuları uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor.
Bu son gelişme, Türkiye'de medya özgürlüğünün ne denli kırılgan bir zeminde olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bağımsız gazeteciliğin ayakta kalabilmesi için yalnızca yasal düzenlemeler değil, aynı zamanda dijital platformların şeffaf ve tutarlı politikalar izlemesi gerekiyor. T24'ün X hesabına getirilen erişim engeli, sansürün sadece resmi kanallarla değil, özel şirketler aracılığıyla da işleyebileceğini gösteriyor. Gözler şimdi hem Türkiye'deki yetkililerde hem de X yönetiminde: Bu engelin arkasında hangi gerekçe var ve benzer müdahaleler devam edecek mi?