Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre, dünya çapında 15 farklı sanayi sektörüne yönelik devlet teşvikleri 2024 yılında 2008-2009 küresel finansal krizinden bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Raporda, teşviklerin özellikle yeşil enerji, yarı iletkenler, elektrikli araçlar ve sağlık teknolojileri gibi stratejik sektörlerde yoğunlaştığı belirtildi. Artan jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri kırılganlıkları, hükümetlerin yerli üretimi destekleme çabalarını hızlandırdı.
Teşviklerin boyutu ve sektörel dağılım
OECD raporu, devlet teşviklerinin toplam değerinin küresel gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) %1,5'ine yaklaştığını ortaya koydu. Bu oran, COVID-19 salgını sonrası dönemdeki %1,2'nin de üzerinde gerçekleşti. En büyük teşvik artışı yeşil enerji alanında kaydedilirken, bunu çip üretimi ve batarya teknolojileri izledi. ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası, AB'nin Yeşil Mutabakatı ve Çin'in 'Made in China 2025' hamlesi gibi büyük ölçekli programlar, teşvik yarışında başı çekiyor.
Kriz sonrası en yüksek seviye
OECD Ekonomi Direktörü Maria Borges, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Teşviklerdeki bu artış, devletlerin sanayi politikalarına dönüşünün bir göstergesi. 2008 krizinden sonra teşvikler düşüş eğilimindeydi ancak pandemi ve Ukrayna savaşıyla birlikte yeniden yükselişe geçti" ifadelerini kullandı. Raporda ayrıca, teşviklerin bir kısmının verimsiz olduğu ve ticaret gerilimlerini artırabileceği uyarısı da yer aldı.
Türkiye'deki durum
Türkiye'de de benzer bir eğilim gözleniyor. 2023 yılında yürürlüğe giren Yeşil Sanayi Teşvik Paketi ve teknoloji odaklı yatırım programları, uluslararası trendle paralellik taşıyor. Ancak OECD raporu, teşviklerin hedeflenen sektörlerde kalıcı istihdam ve verimlilik artışı sağlaması için tasarımın iyi yapılması gerektiğine vurgu yapıyor.
Küresel etkiler ve uyarılar
Raporda, teşvik yarışının gelişmekte olan ülkeleri dezavantajlı konuma getirebileceği, ticaret blokları arasındaki uçurumu derinleştirebileceği belirtiliyor. OECD, hükümetleri teşvik politikalarında şeffaflık ve uluslararası iş birliğine davet ediyor. Uzmanlar, teşviklerin yenilikçilik ve iklim hedefleriyle uyumlu olmasına dikkat çekiyor.
Özetle, 2024 yılı sanayi teşviklerinin küresel ölçekte 2009 kriz sonrası dönemi aratmayan bir yoğunluğa ulaştığı görülüyor. Bu durum, devletlerin ekonomik güvenlik ve endüstriyel bağımsızlık arayışlarının bir yansıması olarak değerlendirilirken, uzun vadeli verimlilik ve ticari dengeler açısından dikkatle izlenmesi gereken bir alan olarak öne çıkıyor.