İran, ABD ile yürütülen nükleer ve Hürmüz Boğazı güvenliğine ilişkin müzakereleri, İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarını gerekçe göstererek askıya aldı. Tahran yönetimi, görüşmelerin devamı için İsrail'in Beyrut'taki saldırılarının durdurulmasını şart koşarken, Washington’dan gelen açıklamalar gerilimi tırmandırıyor.
Müzakereler neden kilitlendi?
ABD ile İran arasında aylardır süren dolaylı görüşmeler, özellikle uranyum zenginleştirme ve Hürmüz Boğazı'nda serbest geçiş konularında yoğunlaşmıştı. Ancak İsrail’in son haftalarda Lübnan’ın başkenti Beyrut’un Dahiye bölgesine yönelik hava saldırıları, Tahran’ın müzakere masasından kalkmasına neden oldu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, “İsrail’in saldırganlığına sessiz kalamayız. Bu şartlarda müzakerelerin anlamı kalmamıştır” dedi.
Sahadaki çatışmalar ve misillemeler
Diplomatik cephedeki bu tıkanıklığa rağmen, sahada çatışmalar tüm hızıyla sürüyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran destekli milis gruplarının Irak ve Suriye'deki üslerine yönelik saldırılarına karşılık verdiğini açıkladı. İran ise Hürmüz Boğazı’nda bir ABD savaş gemisine yakın takip yaptığını duyurdu. Bölgedeki tansiyon, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişe yol açtı.
Netanyahu’nun rolü
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ateşkes çağrılarına rağmen Lübnan’daki operasyonların süreceğini belirtti. Netanyahu, “Hizbullah’ın İran’dan aldığı silahları imha etmeden durmayacağız” ifadelerini kullandı. Bu durum, Tahran’ın masadan kalkmasında belirleyici faktör oldu.
Uzmanlar, İran’ın müzakere stratejisini bölgesel gelişmelere göre şekillendirdiğini, İsrail’in saldırgan tutumunun Tahran’ı sertleştirdiğini belirtiyor. Orta Doğu’da yeni bir kriz dalgası endişesi artarken, uluslararası toplum tarafları itidal çağırmaya devam ediyor.