Türkiye'de, liseyi yurt dışında okumuş gibi gösteren sahte denklik belgeleriyle üniversitelere yerleşilmesi skandalı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) açıklamasıyla yeniden gündeme geldi. Bakanlık, konuya ilişkin soruşturmanın 2020 yılında başlatıldığını ancak hâlâ sonuçlanmadığını doğruladı. Bu durum, kamuoyunda “6 yıldır süren soruşturma” tepkisine yol açtı. Peki, bu süreçte neler yaşandı? Sahte belge düzenleyenler ve kullananlar hakkında ne gibi adımlar atıldı?
Soruşturma süreci ve bakanlığın açıklamaları
Edinilen bilgilere göre, sahte lise denklik belgeleriyle ilgili ilk ihbarlar 2019 yılında yapıldı. İddialar, bazı öğrencilerin yurt dışında öğrenim görmeden, internet üzerinden satın aldıkları sahte belgelerle Türkiye'deki üniversitelere “yabancı öğrenci” kontenjanından kayıt yaptırdıkları yönündeydi. Bunun üzerine MEB, 2020 yılında soruşturma başlattı. Ancak bakanlık yetkilileri, sürecin uzun sürmesini “dosyaların kapsamının geniş olmasına” bağlıyor. Konuya ilişkin bir bakanlık yetkilisi, “Soruşturma kapsamında yurt dışındaki eğitim kurumlarıyla yazışmalar yapılıyor, belgeler inceleniyor. Bu tür işlemler zaman alıyor” ifadelerini kullandı.
Skandalın boyutları ve etkileri
Olayın ortaya çıkmasıyla birlikte, sahte belgelerle yerleşen öğrencilerin sayısının 200'ü aştığı iddia edildi. Bu öğrenciler, tıp, mühendislik, hukuk gibi prestijli bölümlere yerleşmişti. Üniversiteler, durumu fark ettiklerinde öğrencilerin kayıtlarını iptal etti ancak bazılarının mezun olduğu ortaya çıktı. Bu durum, hem eğitim sisteminin güvenilirliğini hem de emeğiyle kazanan diğer öğrencilerin haklarını etkiledi. Eğitim Uzmanı Dr. Ayşe Yılmaz, konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Bu tür skandallar, sınavla yerleşen öğrencilerin mağduriyetine neden oluyor. Ayrıca uluslararası alanda Türkiye'nin eğitim diplomalarının şüpheyle karşılanmasına yol açabilir” dedi.
Hukuki süreç ve kamuoyu baskısı
Yaşanan skandalın ardından birçok sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti, MEB'i harekete geçmeye çağırdı. CHP Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Durmuş, “Bu soruşturmanın 6 yıldır bitmemiş olması, bakanlığın işi ciddiye almadığını gösteriyor. Halkın bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyacı var” şeklinde konuştu. Öte yandan, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) da süreci yakından takip ettiğini açıkladı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, “Sahte belgeyle yerleşen öğrencilerin tespiti halinde kayıtları iptal edilecek, mezun olduysa diplomaları iptal edilecek” dedi. Ancak bu açıklamaların uygulamaya dönüşmesi, soruşturmanın sonuçlanmasına bağlı.
Mağdur öğrencilerin sesi
Bu süreçten en çok etkilenenler, gerçekten yurt dışında eğitim alıp denklik başvurusu yapan öğrenciler. Denklik sürecinin uzun sürmesi, eğitimlerine devam etmek isteyenlerin mağduriyetine yol açıyor. İstanbul'da yaşayan ve geçtiğimiz yıl ABD'den dönen Merve K., “Ben liseyi gerçekten ABD'de okudum. Ancak denklik başvurum 2 yıldır sonuçlanmadı. Bu süreçte üniversiteye yerleşemedim. Sahtekarlar yüzünden bizim gibi gerçek öğrenciler zor durumda kalıyor” diye konuştu.
Uzman görüşü ve öneriler
Eğitim hukukçusu Avukat Selim Kaya, soruşturmanın uzamasını eleştirirken somut adımlar atılmasını önerdi. Kaya, “Öncelikle sahte belgelerin hangi ülkelerden geldiği tespit edilmeli, bu ülkelerle iş birliği yapılmalı. Ayrıca denklik sürecinde dijital doğrulama sistemine geçilmeli” dedi. Uzmanlar, benzer skandalların yaşanmaması için denklik başvurularında diplomatik doğrulamanın zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak, sahte denklik belgesi soruşturması 6 yıldır sürerken, bu durum hem eğitim sistemine güveni zedeliyor hem de gerçek hak sahiplerini mağdur ediyor. MEB'in soruşturmayı hızlandırması ve şeffaf bir şekilde sonuçlandırması, kamuoyunun beklentisi. Aksi takdirde, benzer vakaların artması ve uluslararası eğitimde itibar kaybının yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Bu skandal, eğitimde fırsat eşitliği ilkesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.