İsrail'in, Flydubai krizi üzerinden yeni bir 11 Eylül saldırısı provokasyonu hazırladığı iddiası gündemi sarstı. Mossad'ın, Flydubai uçağının yolcu ve mürettebat listesini uçuştan 48 saat önce temin ettiği belgelenirken, "uçağı düşürmek istedi" denilen Ummanlı yardımcı pilotun isminin de listede yer aldığı öğrenildi. Olay, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun bilgisi dahilinde yürütülen bir sahte bayrak operasyonu olarak değerlendiriliyor.
Mossad'ın 48 saat önceden aldığı liste
Edinilen bilgilere göre, Mossad, Flydubai'ye ait uçağın seferinden tam 48 saat önce yolcu ve mürettebat manifestosunu ele geçirdi. Bu listede, uçağı kaçırmak veya düşürmekle suçlanan Ummanlı yardımcı pilotun adı da yer alıyordu. İsrail istihbaratının bu bilgiyi, uçuş öncesinde bir "sahte bayrak" senaryosu için kullandığı öne sürüldü.
Flydubai krizi olarak adlandırılan olayda, İsrail'in ikinci bir 11 Eylül devşirmeye kalktığı ancak planın kısa sürede açığa çıktığı ifade edildi. Netanyahu'nun "katil" olarak anıldığı iddialarda, operasyonun Mossad tarafından yönetildiği ve uçağın düşürülmesi halinde suçun Ummanlı pilota atılacağı belirtildi.
Ummanlı pilotun ismi ve operasyonun detayları
"Uçağı düşürmek istedi" denilen Ummanlı yardımcı pilotun ismi henüz net olarak doğrulanamadı. Ancak Mossad'ın listeyi 48 saat önceden alması, operasyonun önceden planlandığını gösteriyor. İsrail'in, Flydubai uçağını hedef alarak bölgede yeni bir kriz yaratmayı amaçladığı, böylece uluslararası kamuoyunu yanıltmayı hedeflediği öne sürüldü.
Olayın ortaya çıkmasıyla birlikte İsrail'in itibarı bir kez daha sarsıldı. Mossad'ın söz konusu listeyi nasıl elde ettiği ise ayrı bir soru işareti. Uzmanlar, bu tür bir istihbarat sızıntısının ancak üst düzey bir işbirliğiyle mümkün olabileceğini belirtiyor.
İkinci 11 Eylül provokasyonu iddiası
İsrail'in, 11 Eylül saldırılarına benzer bir provokasyonla dünya kamuoyunu yönlendirmeye çalıştığı iddiası, bölgedeki gerilimi artırdı. Flydubai krizi, İsrail'in son dönemdeki tartışmalı operasyonlarına bir yenisini ekledi. Netanyahu hükümeti, henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, bu tür sahte bayrak operasyonlarının bölgesel istikrarı bozduğunu ve güveni sarstığını vurguluyor. Flydubai olayının ardından, İsrail'in bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerinin nasıl etkileneceği merak konusu.
Arka plan: Flydubai ve Mossad bağlantısı
Flydubai, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli bir havayolu şirketi. Mossad'ın, BAE ve Umman gibi Körfez ülkelerindeki operasyonları uzun süredir tartışılıyor. İsrail'in, bölgedeki istihbarat ağını kullanarak havayolu şirketlerine sızması, daha önce de gündeme gelmişti. Ancak bu kez doğrudan bir uçuşun hedef alınması, olayın ciddiyetini artırıyor.
Mossad'ın 48 saat önceden aldığı liste, istihbaratın ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Ummanlı pilotun seçilmesi ise, suçun bir Körfez ülkesine yıkılması amacını taşıyor olabilir. Bu durum, İsrail'in bölgedeki düşmanlıkları körüklemeye yönelik bir strateji izlediği yorumlarına yol açtı.
Netanyahu'nun rolü ve tepkiler
Katil Netanyahu olarak anılan İsrail Başbakanı'nın, operasyonun merkezinde olduğu iddia ediliyor. Netanyahu'nun, iç siyasetteki sıkışmışlığını aşmak için dış provokasyonlara başvurduğu biliniyor. Flydubai olayı, bu tür girişimlerin son örneği olarak gösteriliyor.
Türkiye ve diğer bölge ülkelerinden henüz resmi bir tepki gelmedi. Ancak olayın basına yansıması, İsrail karşıtı söylemleri güçlendirebilir. Uluslararası toplumun, sahte bayrak operasyonlarına karşı ortak bir tavır alması gerektiği vurgulanıyor.
Bağımsız değerlendirme
Flydubai krizi, İsrail'in bölgede yürüttüğü istihbarat faaliyetlerinin ne denli tehlikeli boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor. Mossad'ın uçuş listesini önceden ele geçirmesi, havacılık güvenliği açısından da büyük bir açık. Sivil havayolu yolcularının hedef alınması, uluslararası hukuka aykırı. İsrail'in bu tür operasyonlarla bölgesel barışı sabote etmesi, uzun vadede kendi güvenliğini de tehdit ediyor. Olayın aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi, bölgede adaletin tesisi için şart.