Türkiye, 2015-2025 yılları arasında güneş ve rüzgar enerjisi santrallerinden toplam 442,2 teravatsaat elektrik üretimi gerçekleştirdi. Bu üretim, aynı miktarda elektriğin ithal kömürle sağlanması durumunda ödenecek 21,5 milyar doları ülke ekonomisinde bıraktı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine dayanan hesaplamalara göre, söz konusu elektrik doğal gazdan üretilseydi 43,3 milyar dolarlık ithalat faturası kaçınılmaz olacaktı.
Yerli ve yenilenebilir kaynaklarda tarihi atılım
2015 yılında güneş enerjisi kurulu gücü yalnızca 249 megavat seviyesindeydi. 2025 itibarıyla bu rakam 20 bin megavatı aşarken, rüzgar enerjisinde de 4 bin 500 megavattan 13 bin megavatın üzerine çıkıldı. Böylece yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payı %32'ye ulaştı. Bu artışta 2017'de başlatılan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihaleleri ve 2022'de devreye giren yerli üretim teşvikleri belirleyici oldu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Rüzgar ve güneşte yakaladığımız ivme, cari açığın kapanmasında kilit rol oynuyor. 21,5 milyar dolar, ülkemizin enerji bağımsızlığı yolunda attığı adımların somut getirisidir" ifadelerini kullandı. Bakanlık verilerine göre, aynı dönemde elektrik üretiminde doğal gazın payı %37'den %21'e geriledi.
İthal kömür ve doğal gazda dışa bağımlılık azalıyor
Türkiye, enerji ihtiyacının %70'ini ithalatla karşılıyor. 2024 yılında enerji ithalatı faturası 65 milyar doları aşmıştı. Güneş ve rüzgarın devreye girmesiyle, ithal kömür santrallerinin çalışma saatleri 2015'e kıyasla %18 azaldı. Doğal gaz çevrim santrallerinde ise kapasite kullanım oranı %45'ten %28'e düştü. Bu düşüş, hem cari açığın daralmasına hem de karbon emisyonlarının 2025'te 2015 seviyesinin %12 altına inmesine katkı sağladı.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre Türkiye, 2020-2025 arasında rüzgar ve güneş kapasitesini en hızlı artıran 10 ülke arasında yer aldı. Aynı dönemde elektrik talebi %24 artarken, bu talep tamamen yerli ve yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. 2025 yılı itibarıyla güneş ve rüzgar, toplam elektrik üretiminin %22'sini oluşturuyor.
Ekonomik ve stratejik sonuçlar
Enerji ekonomisi uzmanlarına göre, 21,5 milyar dolarlık tasarruf, doğrudan cari açığa yansıyan bir kazanç. İthal kömürde ton başına 120 dolar, doğal gazda bin metreküp başına 300 dolar baz alındığında, üretilen 442,2 TWh'lik elektriğin maliyeti karşılaştırmalı olarak hesaplandı. Uzmanlar, yenilenebilir kapasitenin her 10 bin megavatlık artışının yıllık 2,5 milyar dolarlık ek tasarruf anlamına geldiğini belirtiyor.
Öte yandan, 2025'te devreye giren ilk yerli elektrikli araç bataryası fabrikası ve yeşil hidrojen projeleri, enerji dönüşümünü sanayiye taşıyor. Hükümetin 2035 hedefi, güneş ve rüzgar kurulu gücünü 100 bin megavatın üzerine çıkararak elektrik üretiminde %40 paya ulaşmak. Bu hedefe ulaşılması halinde yıllık 8-10 milyar dolarlık ek ithalat tasarrufu öngörülüyor.
Ancak şebeke altyapısı ve depolama yatırımlarının hızlandırılması gerekiyor. 2026'da devreye alınacak 5 bin megavatsaatlik lityum-iyon depolama tesisi, kesintili üretimin dengelenmesinde kritik rol oynayacak. Türkiye'nin enerji bağımsızlığı yolunda attığı adımlar, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir hamle olarak da değerlendiriliyor. Son on yılda elde edilen 21,5 milyar dolarlık kazanç, bu stratejinin somut bir göstergesi.