Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, NATO'nun gelecek zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada, ittifakın Avrupa kıtasını askerileştirmeye, savunma kapasitesini artırmaya ve Rusya ile silahlı çatışmaya hazırlanmaya odaklandığını ileri sürdü. Zaharova, bu hazırlıkların Soğuk Savaş dönemini aratmadığını belirterek, NATO'nun saldırgan politikalarının küresel güvenliği tehdit ettiğini savundu.
Zaharova: NATO provokasyonlardan vazgeçmiyor
Zaharova, Moskova'da düzenlediği basın toplantısında, NATO'nun 9-11 Temmuz'da Washington'da yapılacak zirvesinde alınacak kararlara yönelik endişelerini dile getirdi. Sözcü, ittifakın Doğu Avrupa'daki askeri varlığını artırdığına, Baltık ülkeleri ve Polonya'da konuşlanan çokuluslu taburları güçlendirdiğine dikkat çekti. "NATO, Rusya sınırlarına yakın bölgelerde sürekli tatbikatlar düzenliyor. Bu tatbikatların senaryoları, ittifakın bir çatışmaya hazırlandığını açıkça gösteriyor. Savunma bütçelerini artırma kararları da bu hazırlığın parçası" dedi.
İttifakın genişleme politikası sorgulanıyor
Zaharova, NATO'nun genişleme politikasının da çatışma riskini artırdığını vurguladı. Finlandiya'nın katılımı ve İsveç'in bekleyen üyelik başvurusuna atıfta bulunan sözcü, "Yeni üyelerin katılımı, askeri altyapının sınırlarımıza yaklaşması anlamına geliyor. Bu, güvenlik ikilemini derinleştiriyor ve diyalog şansını azaltıyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın NATO ile ilişkilerde kırmızı çizgilerinin olduğunu yineleyen Zaharova, Ukrayna'nın olası üyeliğinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Rusya'dan karşı adım sinyali
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, NATO'nun agresif adımlarına karşı Moskova'nın gerekli önlemleri alacağını duyurdu. Zaharova, "Rusya, ulusal güvenliğini sağlamak için her türlü tedbiri almaya hazırdır. Askeri doktrinimizde belirtildiği gibi, orantılı ve simetrik olmayan yanıtlar verebiliriz" dedi. Uzmanlar, bu açıklamaların ardından Rusya'nın batı sınırlarında yeni askeri yığınak yapabileceğini veya hipersonik füzeler gibi stratejik silahların konuşlandırılmasını hızlandırabileceğini yorumluyor.
NATO ise, tüm önlemlerin savunma amaçlı olduğunu ve Rusya'nın saldırgan tutumuna karşı caydırıcılık sağlamayı hedeflediğini savunuyor. İttifak yetkilileri, Rusya'nın 2014'te Kırım'ı ilhak etmesi ve Ukrayna'daki savaşı gerekçe göstererek Doğu kanadını güçlendirdiklerini belirtiyor.
Bağımsız analiz: Söylemler tırmanıyor, diplomasi zayıflıyor
Rusya ve NATO arasındaki bu söylem savaşı, iki taraf arasındaki güven bunalımının ne kadar derin olduğunu bir kez daha gösteriyor. Her iki taraf da karşı tarafı saldırgan olarak nitelendirirken, kendi eylemlerini meşrulaştırıyor. Oysa bu kısır döngü, Avrupa güvenlik mimarisini temelinden sarsıyor. Ukrayna'daki savaşın bitmemesi, diplomasi kanallarının neredeyse tümüyle tıkanmasına yol açtı. Zaharova'nın sözleri, Rusya'nın NATO'yu doğrudan tehdit olarak gördüğünü ve olası bir çatışmayı ciddiye aldığını ortaya koyuyor. Ancak bu kadar yüksek tonda bir söylem, yanlış anlaşılmalara ve istenmeyen bir çatışmaya kapı aralayabilir. Tarafların soğukkanlılığını koruması ve diyaloğa dönmesi, bölgesel ve küresel barış için hayati önem taşıyor.