Rusya'da Ukrayna savaşına karşı çıkan liberal Yabloko partisinin üyesi Elena Perepelitsa, Moskova'da "yasaklı bir kuruluşa bağış yaptığı" iddiasıyla gözaltına alındı. Gözaltı işlemi, partinin genel başkan yardımcısı Maksim Kruglov'un 7 yıl hapis cezasına çarptırılmasından kısa bir süre sonra gerçekleşti. Perepelitsa'nın avukatı, müvekkilinin ifade vermeyi reddettiğini ve gözaltına itiraz ettiğini açıkladı.
Gözaltı Süreci ve Suçlamalar
Elena Perepelitsa, 26 Mart 2025 sabahı Moskova'daki evinden alınarak Krasnodar Bölgesi'ne götürüldü. Yetkililer, Perepelitsa'nın Rusya'da "aşırılıkçı" ilan edilen bir kuruluşa maddi destek sağladığını iddia ediyor. Avukatına göre, Perepelitsa'ya yöneltilen suçlama, Rusya Ceza Kanunu'nun 282. maddesi kapsamında değerlendiriliyor ve bu madde 5 ila 10 yıl arasında hapis cezası öngörüyor. Yabloko partisi sözcüsü, Perepelitsa'nın pasifist görüşleri nedeniyle hedef alındığını belirterek, "Bu, siyasi bir baskıdır. Elena, savaş karşıtı duruşuyla bilinir ve hiçbir yasa dışı faaliyette bulunmamıştır" dedi.
Arka Plan: Yabloko Partisi ve Baskılar
Yabloko, Rusya'nın en eski liberal partilerinden biri olarak 1993 yılında kuruldu. Ukrayna savaşının başlamasından bu yana parti, çatışmaların sona erdirilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak bu tutum, partiyi hükümetin sert baskılarına maruz bıraktı. 2022'de parti üyelerine yönelik çok sayıda gözaltı ve dava açıldı. Genel başkan yardımcısı Maksim Kruglov, mart ayı başında "orduyu itibarsızlaştırmak" suçlamasıyla 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kruglov'un avukatı, cezanın siyasi saiklerle verildiğini savunarak temyize başvuracaklarını açıkladı. Perepelitsa'nın gözaltına alınması, yurtdışında da geniş yankı uyandırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Rus yetkililerin muhalif sesleri susturmaya yönelik bu tür eylemlerini kınıyoruz" ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği de konuya ilişkin bir açıklama yaparak, Rusya'da hukukun üstünlüğünün altını oyulduğunu belirtti. Bu tür gözaltıların, Rusya'da siyasi muhalefetin giderek daha zor koşullar altında faaliyet göstermesine yol açtığı değerlendiriliyor. Sivil toplum kuruluşları, bu durumun ülkede ifade özgürlüğü alanının daraldığının bir göstergesi olduğunu vurguluyor.