Rusya Dışişleri Bakanlığı, İngiltere ve Fransa'nın Ukrayna'ya uzun menzilli füzeler sağlama olasılığına ilişkin açıklamalarda bulunarak, bu ülkelerin 'ateşle oynadığını' belirtti. Moskova yönetimi, Batı'nın Ukrayna'ya artan askeri desteğinin çatışmayı doğrudan bir NATO-Rusya savaşına dönüştürme riski taşıdığını savunuyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, yaptığı yazılı açıklamada, İngiltere ve Fransa'nın Ukrayna'ya uzun menzilli silah tedarikinin 'kabul edilemez' olduğunu ve bunun Rus topraklarına yönelik saldırılarda kullanılması durumunda Moskova'nın 'sert misilleme' yapacağını ifade etti. Zakharova, 'Bu adımlar, Kiev rejimini bir kez daha beslemekten başka bir işe yaramaz. İngiltere ve Fransa, Rusya'nın çıkarlarını hiçe sayarak ateşle oynamaktadır. Bu tür eylemlerin sonuçları ağır olacaktır' dedi.
Batı'nın Artan Askeri Desteği
Son haftalarda İngiltere ve Fransa'nın Ukrayna'ya uzun menzilli seyir füzeleri sağlamayı değerlendirdiğine dair haberler uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İngiltere'nin 'Storm Shadow' füzelerinin Ukrayna'ya teslim edildiği biliniyor. Fransa ise 'Scalp-EG' füzelerini Ukrayna'ya göndermişti. Ancak şimdi bu ülkelerin, Rusya içindeki hedeflere ulaşabilecek daha uzun menzilli sistemler üzerinde çalıştığı iddia ediliyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Batı'dan Rusya topraklarına saldırı izni verilmesi çağrısında bulunuyor. Zelenskiy, batılı liderlere seslenerek, 'Ukrayna'nın kendini savunabilmesi için uzun menzilli silahlara ve bu silahların Rus topraklarındaki askeri hedeflere karşı kullanılmasına ihtiyacı var' ifadelerini kullandı. Ancak ABD ve bazı Avrupa ülkeleri, çatışmanın tırmanmasından endişe ederek bu konuda temkinli davranıyor.
Rusya'dan Gözdağı
Rusya'nın bu açıklamaları, daha önce de benzer tehditlerin geldiği bir dönemde yapılıyor. Moskova, Batı'nın Ukrayna'ya sağladığı silahların Rus topraklarına karşı kullanılması halinde bunu bir savaş sebebi sayacağını sık sık dile getiriyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Haziran ayında yaptığı açıklamada, 'Ukrayna'ya uzun menzilli silahlar tedarik eden ülkeler, bu silahların Rusya'ya karşı kullanılması durumunda sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaklar' demişti. Uzmanlar, Rusya'nın bu açıklamalarının Batılı ülkeleri caydırmaya yönelik psikolojik bir savaş olabileceğini değerlendiriyor. Öte yandan, İngiltere ve Fransa'nın Ukrayna'ya daha gelişmiş silah sistemleri sağlaması, Rusya'nın Belarus'la birlikte yeni bir cephe açmasına veya Baltık ülkelerine yönelik provokasyonlara neden olabilir.
Rusya'nın bu sert tavrı, Avrupa güvenlik mimarisini tehdit ediyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, sürekli olarak ittifakın Ukrayna'ya desteğinin süreceğini belirtirken, Rusya'nın söylemlerinin 'tehlikeli' olduğunu söyledi. Stoltenberg, 'Rusya'nın gözdağı, bizim kararlılığımızı zayıflatmayacak. Ukrayna'nın zaferi, Avrupa'nın güvenliği için hayati önem taşıyor' dedi. Avrupa Birliği de İngiltere ve Fransa'nın tutumunu desteklerken, Rusya'ya karşı yeni yaptırım paketleri üzerinde çalışıyor.
Bu gelişmeler, Türkiye'nin de dahil olduğu Karadeniz bölgesindeki güvenlik dengelerini de etkiliyor. Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde savaş gemilerinin geçişini düzenleyen bir politika izliyor. Yetkililer, tansiyonun yükselmesinin bölgesel istikrarı bozabileceğini ve diplomasiye daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurguluyor.
Rusya'nın bu söylemleri, uluslararası toplumun her iki tarafı da itidale davet ettiği bir dönemde geliyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 'Bir an önce ateşkes sağlanmalı ve diyalog yolları açılmalı. Aksi halde dünya daha büyük bir felakete sürüklenebilir' şeklinde konuştu. Taraflar arasında doğrudan müzakere zemini şu ana kadar oluşmadı.
Uzmanlar, Rusya'nın söylemlerinin müzakerelere zemin hazırlamak için bir baskı aracı olarak kullandığını da belirtiyor. Moskova'nın, Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin sınırlarını zorlayarak, masada daha avantajlı konum sağlamak istediği düşünülüyor. Ancak Batı'nın bu tehditler karşısında geri adım atmaya pek niyeti yok. Bu da önümüzdeki haftalarda tansiyonun daha da artacağı sinyalini veriyor.
Bu gelişmeler, 2022'de başlayan savaşın seyrini değiştirebilecek kritik bir eşiğe işaret ediyor. Avrupa'nın güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bu süreçte, her iki tarafın da soğukkanlılığını koruması ve diplomatik çözüm yollarına zorlaması bekleniyor. Rusya'nın tehditkâr tavrı, küresel istikrarı tehdit eden bir unsur olarak değerlendiriliyor.