Kıbrıslı Rum tarihçi Jerry Kossifos, Rum Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Fidias Panayiotou’ya verdiği röportajda, İsraillilerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki (GKRY) arazi alımlarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kossifos, “Kıbrıs’ta ikinci bir İsrail oluşturacaklar” diyerek toprak satışının durdurulması çağrısı yaptı. Tarihçi, Filistin örneğini hatırlatarak benzer bir sürecin Kıbrıs’ta yaşanabileceği uyarısında bulundu.
“Topraklarımızı satmamalıyız”
Röportajda Kossifos, İsraillilerin GKRY’de hızla arazi satın aldığını belirterek, bunun sadece ekonomik bir mesele olmadığını, aynı zamanda demografik ve siyasi sonuçlar doğuracağını ifade etti. “Topraklarımızı satmamalıyız. Bu topraklar atalarımızdan bize miras kaldı ve gelecek nesillere bırakılmalıdır” diyen Kossifos, hükümetin acilen önlem alması gerektiğini vurguladı.
Kossifos, İsrail’in Kıbrıs’ta stratejik noktalarda toprak edinerek adanın kontrolünü ele geçirmeyi amaçladığını öne sürdü. “Bugün satılan her dönüm toprak, yarın bir İsrail yerleşimine dönüşebilir. Filistin’de olanları hepimiz gördük. Önce toprak alıyorlar, sonra yerleşim birimleri kuruyorlar ve en sonunda o toprakları kendi vatanları ilan ediyorlar” şeklinde konuştu.
Filistin uyarısı
Tarihçi, Filistin halkının yaşadığı toprak kayıplarının benzerinin Kıbrıs’ta yaşanmaması için uyarılarda bulundu. İsrail’in 1948’den bu yana Filistin topraklarını sistematik olarak ele geçirdiğini hatırlatan Kossifos, “Filistin’de olanlar bir günde olmadı. Yıllar içinde adım adım topraklar satın alındı, yerleşimler kuruldu ve Filistinliler kendi topraklarında azınlık durumuna düştü. Kıbrıs’ta da aynı senaryo uygulanmak isteniyor” dedi.
Kossifos, İsraillilerin GKRY’de özellikle kıyı bölgelerinde ve stratejik noktalarda arazi aldığını, bunun da adanın güvenliği için tehdit oluşturduğunu söyledi. “Kıbrıs, Doğu Akdeniz’in kalbidir. Burada İsrail’in kontrolü, sadece Kıbrıs’ı değil, tüm bölgeyi etkiler” diye ekledi.
GKRY’de artan İsrail yerleşimi
Son yıllarda GKRY’de İsraillilerin gayrimenkul alımlarında ciddi bir artış yaşandığı biliniyor. Özellikle Limasol, Larnaka ve Baf gibi şehirlerde İsrailli yatırımcıların lüks konut projelerine yoğun ilgi gösterdiği ve geniş araziler satın aldığı rapor ediliyor. Bu durum, yerel halk arasında toprakların yabancılara satılmasına yönelik tepkilere yol açıyor.
Kossifos, bu satışların arkasında sadece bireysel yatırımcıların değil, İsrail devletinin stratejik planlarının olabileceğini iddia etti. “İsrail, diaspora yoluyla veya iş adamları üzerinden toprak satın alıyor. Amaçları, Kıbrıs’ta kalıcı bir varlık oluşturmak. Bu, ikinci bir İsrail kurma projesidir” ifadelerini kullandı.
Rum yönetimine çağrı
Kossifos, GKRY hükümetine seslenerek yabancılara toprak satışının sınırlandırılması veya yasaklanması gerektiğini belirtti. “Vatan toprağı satılmaz. Bunu anlamayanlar, tarihten ders almayanlardır. Bugün attığımız adımlar, yarının Kıbrıs’ını belirleyecek” dedi.
Röportajı yapan AP Milletvekili Fidias Panayiotou ise konunun önemine dikkat çekerek, Kıbrıs’ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün her şeyden önce geldiğini söyledi. Panayiotou, “Bu mesele sadece bir tarihçinin görüşü değil, hepimizin ortak sorunudur. Kıbrıs’ın geleceği için hep birlikte hareket etmeliyiz” açıklamasında bulundu.
Bölgesel dengeler ve tepkiler
Kossifos’un açıklamaları, Kıbrıs sorununun sadece ada içi bir mesele olmadığını, Doğu Akdeniz’deki güç dengeleriyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. İsrail’in GKRY ile enerji ve savunma alanında artan iş birliği, bölgesel aktörler tarafından yakından takip ediliyor. Kıbrıslı Rum tarihçinin uyarıları, bu iş birliğinin uzun vadeli sonuçlarına dair endişeleri yansıtıyor.
Öte yandan, İsrail’in Kıbrıs’taki toprak alımlarına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak uzmanlar, İsrail’in Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarlarının GKRY üzerinden güvence altına alınmaya çalışıldığını belirtiyor.
Kossifos’un çıkışı, Kıbrıs’ta toprak satışının ne kadar hassas bir konu olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Adanın iki toplumlu yapısı ve uluslararası statüsü göz önüne alındığında, arazi alımlarının sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve demografik sonuçları olacağı aşikâr. Kıbrıs’ın geleceği için atılacak adımların şeffaf ve halkın çıkarını gözeten bir şekilde planlanması gerekiyor. Aksi halde, Filistin’de yaşananların bir benzerinin Kıbrıs’ta yaşanması kaçınılmaz hale gelebilir.