Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi İlhan Taşcı, NTV'de katıldığı canlı yayında gazeteci Kemal Öztürk'ün sarf ettiği, "Öyle korkunç hikayeler dinledim ki 'Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir' diyesiniz geliyor" ifadelerini suç unsuru olarak değerlendirdi ve konuyu resmi olarak RTÜK Başkanlığı'na taşıdı. Taşcı, bu sözlerin toplumsal nefreti ve düşmanlığı körükleyebileceğini vurgulayarak, yayıncılık ilkelerine aykırı bir durum olduğunu bildirdi.
NTV Yayınında Gerilim
Olay, NTV ekranlarında yayınlanan bir program sırasında yaşandı. Programda konuşan gazeteci Kemal Öztürk, Suriye'deki son gelişmeleri ve Nusayri toplumuna yönelik iddiaları değerlendirirken, duyduğu bazı hikayelerden etkilendiğini belirterek tepki çeken ifadeler kullandı. Öztürk'ün bu sözleri, hem stüdyoda hem de sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Özellikle Nusayri vatandaşlar ve bazı sivil toplum kuruluşları, bu ifadelerin nefret söylemi içerdiğini ve toplumsal barışa zarar verdiğini savundu.
RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yayıncılık ilkelerinin herkesin yaşam hakkına ve inanç özgürlüğüne saygıyı zorunlu kıldığını hatırlattı. Taşcı, bir kişinin veya grubun toplum içinde hedef gösterilmesinin, şiddeti teşvik etmenin ve ayrımcılığı körüklemenin ifade özgürlüğünün sınırları içinde değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Bu tür söylemlerin, toplumsal kutuplaşmayı artırdığına dikkat çeken Taşcı, RTÜK'ün bu konuda gerekli incelemeyi başlatması ve gereken yaptırımları uygulaması gerektiğini belirtti.
RTÜK Başkanlığı'na Yapılan Başvuru
İlhan Taşcı, başvurusunu RTÜK Başkanlığı'na sunarak, söz konusu yayının 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a aykırı olduğunu ileri sürdü. Başvuruda, yayında halkı kin ve düşmanlığa tahrik edici unsurların yer aldığı, bu durumun doğrudan yasanın 8. maddesindeki "Yayın hizmetleri, toplumun millî ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olmamalıdır" hükmünü ihlal ettiği kaydedildi. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bu sözlerin, suç işlemeye alenen tahrik niteliği taşıdığı vurgulandı.
Taşcı başvurusunda, yayıncı kuruluştan bu tür ifadelere anında müdahale etmesi beklendiğini, aksi halde etik ihlalin daha da derinleşeceğini ifade etti. RTÜK'ün aldığı kararların sadece cezai müeyyideyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Taşcı, yayıncı kuruluşlara yönelik eğitici ve önleyici mekanizmaların da güçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
NTV kanalından konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak, bazı basın meslek örgütleri ve gazetecilik dernekleri, düşünce ve ifade özgürlüğünün korunması ile nefret söylemi arasındaki hassas dengeye dikkat çekerek, bu tür yayınların gazetecilik etiği açısından da sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Öte yandan, Kemal Öztürk'ün sözleri, Suriye'deki iç savaş ve mülteci krizi bağlamında Türkiye'de zaman zaman alevlenen tartışmaların bir parçası olarak görüldü. Uzmanlar, bu tür söylemlerin, Suriye'deki etnik ve mezhepsel gerilimleri Türkiye'ye taşıyabileceği ve toplumsal dokuyu zedeleyebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
RTÜK'ün başvuruyu ne zaman görüşeceği henüz netleşmezken, sürecin önümüzdeki günlerde yayıncı kuruluştan savunma alınmasıyla devam etmesi bekleniyor. Kurul, yapacağı inceleme sonucunda, ihlalin varlığı halinde idari para cezası veya program durdurma cezası gibi yaptırımlar uygulayabilir.
Bu tür olayların, medya kuruluşlarının yayın ilkelerini ne kadar hassasiyetle uyguladıkları konusunda önemli bir test niteliği taşıdığına dikkat çeken basın özgürlüğü savunucuları, sansür endişesi yaratmaksızın nefret söylemiyle mücadelede yasal düzenlemelerin etkin şekilde kullanılması gerektiğini savunuyor.
Sonuç olarak, RTÜK Üyesi İlhan Taşcı'nın girişimi, medyada nefret söylemi tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Bu başvuru, sadece bir yayıncı kuruluşun ceza alıp almayacağı değil, aynı zamanda toplumsal barışın korunması ve medya etiğinin güçlendirilmesi açısından da önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye gibi çok kültürlü ve hassas dengelere sahip bir ülkede, medyanın sorumlu yayıncılık anlayışıyla hareket etmesi, toplumsal kutuplaşmanın önlenmesi için kritik rol oynuyor. RTÜK'ün kararı, bu alandaki yaklaşımın ne kadar kararlı olduğunu gösterecek.