Van’da 2024 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, kızının suda boğulup boğulmadığının kesinleşmesi amacıyla 'diatom' testi için başvurduklarını açıkladı. Baba Kabaiş, adli tıptaki mevcut örneklerin yetersiz kalması durumunda fethi kabir yapılması talep edilecek.
Diatom testi nedir ve neden önemli?
Diatom testi, boğulma vakalarında kullanılan bir adli tıp yöntemidir. Su içerisinde bulunan mikroskobik algler olan diatomların, kurbanın akciğerlerinde ve kemik iliğinde tespit edilmesiyle boğulmanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenir. Rojin Kabaiş’in bedeninin suda bulunması nedeniyle bu test, ölüm nedeninin suda boğulma olup olmadığını ortaya koyacak kritik bir kanıt olarak görülüyor.
Adli tıp süreci ve fethi kabir ihtimali
Nizamettin Kabaiş, avukatları aracılığıyla Adli Tıp Kurumu’na başvurarak diatom testi yapılmasını talep etti. Başvuruda, mevcut doku ve sıvı örneklerinin test için yeterli olmadığının belirlenmesi halinde, Rojin’in mezarının açılarak yeni örnekler alınması (fethi kabir) isteneceği ifade edildi. Bu durum, aile ve kamuoyu tarafından hassasiyetle takip ediliyor.
Rojin Kabaiş’in kaybolmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında, şüpheli ölüm iddiaları ve adli tıp raporları tartışma konusu olmuştu. Aile, kızının boğularak öldüğüne dair şüpheleri olduğunu ve adaletin sağlanması için her türlü testin yapılmasını talep etti.
Olayın geçmişi
2024 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş, bir akşam evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamamıştı. Ailesi ve arkadaşlarının ihbarı üzerine geniş çaplı arama çalışmaları başlatılmış, 18 gün sonra genç kızın cansız bedeni Van Gölü kıyısında bulunmuştu. Otopsi ve ilk adli tıp incelemelerine rağmen ölüm nedeni netlik kazanmamıştı.
Değerlendirme
Rojin Kabaiş davası, adli tıp prosedürleri ve şüpheli ölümlerin aydınlatılmasında diatom testi gibi yöntemlerin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Ailenin kararlılığı ve hukuki süreçteki takibi, benzer vakalarda mağdur yakınlarına umut verirken, adli tıp uygulamalarının yeterliliği konusunda da tartışma başlattı.