Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma devam ederken, aile avukatları aracılığıyla Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na yeni bir dilekçe sunarak bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma açılması talebinde bulundu. Dilekçede, otopsi sürecindeki usulsüzlükler, sonradan ortaya çıktığı belirtilen DNA bulguları ve olası ihmallerin detaylı şekilde incelenmesi istendi. Aile, sürecin şeffaf bir şekilde aydınlatılmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını talep ediyor.
Ailenin yeni başvurusu ve talepleri
Rojin Kabaiş'in ailesi, daha önce de defalarca adalet çağrısında bulunmuştu. Son başvuruda, özellikle otopsi raporundaki çelişkiler ve delillerin geç açıklanması gibi konulara dikkat çekildi. Aile avukatı yaptığı açıklamada, "Kızımızın ölümünde şüpheli bulgular mevcut. Otopsi sırasında yapılan işlemlerde eksiklikler olduğunu düşünüyoruz. DNA bulgularının neden bu kadar geç açıklandığını ve bu gecikmenin soruşturmayı nasıl etkilediğini merak ediyoruz. Bu nedenle savcılığa başvurarak kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmasını talep ettik." dedi.
Dilekçede, otopsi sürecine dahil olan adli tıp uzmanları, kolluk kuvvetleri ve diğer ilgili kamu görevlilerinin isimlerinin yer aldığı öğrenildi. Ayrıca, delillerin toplanma ve korunma sürecinde yaşanan aksaklıkların da soruşturma kapsamında değerlendirilmesi istendi.
Olayın geçmişi ve soruşturma süreci
Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde Van'da kaybolmuş ve yaklaşık üç hafta sonra Van Gölü kıyısında cesedi bulunmuştu. Olayın hemen ardından başlatılan soruşturma kapsamında, genç kızın ölümünün şüpheli olduğu belirtilmişti. Yapılan otopsi sonucunda ölüm nedeninin boğulma olduğu açıklanmış ancak olayın aydınlatılabilmesi için kapsamlı bir inceleme başlatılmıştı.
Soruşturma sırasında, Kabaiş'in cep telefonunda yapılan incelemelerde bazı dijital bulgulara ulaşıldığı, ancak bu bulguların detaylarının kamuoyuyla paylaşılmadığı öğrenildi. Ayrıca, olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğu konusunda soru işaretleri bulunuyor. Özellikle sosyal medyada genç kızın taciz edildiği yönünde iddialar ortaya atılmış, aile bu iddiaları doğrulamıştı.
Kamu görevlilerine yönelik suçlamalar
Ailenin yeni dilekçesinde, otopsi raporunun hazırlanma sürecinde görev alan adli tıp uzmanlarının, olay yeri inceleme ekiplerinin ve savcılık görevlilerinin ihmalkar davrandığı öne sürülüyor. Özellikle, otopsi raporunda yer alan bulguların eksik veya hatalı olabileceği, DNA testlerinin geç sonuçlanmasının soruşturmayı olumsuz etkilediği belirtiliyor.
Ayrıca, Kabaiş'in kaybolduğu gün kamera kayıtlarının incelenmemiş olabileceği ve bazı tanık ifadelerinin alınmadığı yönünde iddialar da bulunuyor. Aile, bu eksikliklerin giderilmesi ve sorumluların cezalandırılması için yasal süreci başlattı.
Hukuki süreç ve toplumsal yankı
Rojin Kabaiş'in ölümü, Türkiye genelinde büyük yankı uyandırmış, birçok sivil toplum örgütü ve kadın derneği adalet çağrısında bulunmuştu. Van'daki yürüyüşler ve basın açıklamalarıyla olayın takipçisi olacaklarını belirten gruplar, sürecin şeffaf bir şekilde yönetilmesini istiyor.
Kamuoyunun yakından takip ettiği bu davada, ailenin yeni başvurusu hukuki sürecin seyrini değiştirebilir. Eğer mahkeme, kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmasına karar verirse, dosya kapsamında yeni bir inceleme başlayacak. Bu durum, davanın aydınlatılmasına önemli bir katkı sağlayabilir.
Rojin Kabaiş'in ölümü, aynı zamanda Türkiye'de kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Birçok aktivist, bu tür olayların üzerinin kapatılmaması ve adil bir yargılama yapılması için yetkililere çağrıda bulunuyor.
Önümüzdeki günlerde Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu yeni başvuruyu değerlendirip karara bağlaması bekleniyor. Aile ve avukatları, sürecin takipçisi olacaklarını ve adaletin tecelli edeceğine inandıklarını ifade ediyor.