Eski Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve eşi Yeşim Akpolat'ın, rüşvet gelirleriyle edindikleri villa, daire, araç, tekne ve banka hesaplarındaki paralarına müsadere kararı verildi. Karar, Aziz İhsan Aktaş davası kapsamında alındı. Akpolat, bu davada 23 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. İstanbul'da görülen davanın gerekçeli kararı, çiftin mal varlıklarının devlete geçirilmesini öngörüyor.
Dava süreci ve kararın detayları
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, Rıza Akpolat'ın "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından 23 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından, eşi Yeşim Akpolat'ın da aralarında bulunduğu bazı sanıkların mal varlıklarına el konulmasına hükmedildi. Mahkeme, çiftin sahip olduğu ve rüşvet gelirleriyle alındığı belirlenen iki villa, üç daire, iki lüks araç, bir tekne ve bir banka hesabındaki paranın müsaderesine karar verdi.
Kararda, Rıza Akpolat'ın belediye başkanlığı döneminde, iş adamı Aziz İhsan Aktaş'tan aldığı rüşvetlerle bu malları edindiği belirtildi. Bilirkişi raporlarına göre, söz konusu mal varlıklarının toplam değeri yaklaşık 50 milyon TL olarak hesaplandı. Bu tutarın, Aktaş'ın kendisine verdiği rüşvetlerle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.
Rüşvet iddiaları ve yargılama süreci
Aziz İhsan Aktaş, Beşiktaş'taki bazı imar planı değişiklikleri ve projelere onay alabilmek için Rıza Akpolat'a yüklü miktarda rüşvet verdiği iddiasıyla yargılanıyordu. Aktaş, daha önceki ifadelerinde, Akpolat'a toplamda 10 milyon dolar rüşvet ödediğini itiraf etmişti. Bu ifadeler doğrultusunda, Akpolat'ın mal varlıklarının kaynağı araştırılmış ve rüşvetle bağlantısı tespit edilmişti.
Dava kapsamında ayrıca, Beşiktaş Belediyesi'nde görev yapan bazı üst düzey bürokratların da "rüşvet" suçundan ceza aldığı belirtildi. Mahkeme, dosyada yer alan tüm delilleri ve tanık ifadelerini değerlendirerek, Rıza Akpolat'ın suçlu olduğuna hükmetmişti. Karar, temyiz aşamasında olup, Yargıtay'ın onaması halinde kesinleşecek.
Müsadere kararının anlamı
Müsadere kararı, devletin suç yoluyla elde edilen gelirlere el koyması anlamına geliyor. Bu uygulama, Türk Ceza Kanunu'nun 55. maddesi gereğince, suçtan elde edilen kazançların devlete geçirilmesini sağlıyor. Uzmanlar, bu tür kararların yolsuzlukla mücadelede caydırıcılığı artırdığını belirtiyor.
Rıza Akpolat'ın avukatları, müsadere kararına itiraz edeceklerini açıkladı. Avukatlar, söz konusu mal varlıklarının yasal yollarla edinildiğini savunarak, kararın hukuka aykırı olduğunu öne sürdü. Ancak mahkeme, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarının, rüşvet bağlantısını net şekilde ortaya koyduğunu belirterek, itirazları reddetti.
Toplumsal ve hukuki bağlam
Bu dava, Türkiye'de belediye başkanlarının karıştığı yolsuzluk iddialarına ilişkin önemli bir örnek teşkil ediyor. Rıza Akpolat'ın 2024 yılında gözaltına alınması, kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Beşiktaş Belediyesi'nde yapılan aramalarda, çok sayıda döviz, altın ve lüks eşya ele geçirilmişti. Bu durum, belediyelerdeki şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Hukukçular, müsadere kararının, yolsuzlukla mücadelede "suçun ekonomik boyutunu" hedef alması açısından önemli olduğunu vurguluyor. El konulan mal varlıklarının devlete geçmesi, hem adaletin sağlanması hem de kamu zararının tazmini açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Karar, benzer davalarda emsal teşkil edebilecek nitelikte.
Öte yandan, sürecin devam ediyor olması, Türkiye'de yargı bağımsızlığına güveni güçlendiriyor. Yargının, yüksek profilli siyasi isimler hakkında da bağımsız ve adil kararlar verebildiğini gösteriyor. Bu açıdan, müsadere kararı, toplumda hukuk devleti ilkesine olan inancı pekiştirir nitelikte.