Türkiye'nin güneydoğusunda 15 Ağustos 1984'te devlete yönelik ilk silahlı saldırının üzerinden tam 42 yıl geçti. Bu saldırı, bölücü terör örgütü PKK'nın eylemlerinin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Örgütün kökeni ise 1973 yılında "Apocular" adıyla yola çıkan bir gruba dayanıyor. 27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Fis Ovası'nda yapılan gizli toplantıda PKK (Partiya Karkerên Kurdistanê - Kürdistan İşçi Partisi) adıyla resmi olarak örgütlendiler. Bu tarih, Türkiye'nin terörle mücadelesinde bir dönüm noktası olurken, 42 yıllık süreçte yaşananlar hâlâ hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Fis Ovası'nda Alınan Kararlar ve Örgütün Yapılanması
1978 yılında Fis Ovası'nda bir araya gelen grup, ideolojik temelli bir örgüt kurduklarını ilan etti. Bu toplantıda alınan kararlar doğrultusunda, bölgede devlet otoritesine karşı silahlı mücadele başlatılması benimsendi. Örgütün kurucu kadrosunda yer alan isimler, uzun yıllar boyunca terör eylemlerinin arkasındaki ana aktörler oldu. PKK'nın kuruluş felsefesi, Marksist-Leninist ideolojiye dayanıyor ve "bağımsız Kürdistan" hedefi güdüyordu. Bu amaçla, kırsal alanlarda gerilla savaşı taktikleri uygulanması planlandı. Fis Ovası toplantısı, örgütün hiyerarşik yapısının da temelini attı; liderlik, askeri kanat ve siyasi kanat olarak ayrışan bir yapı oluşturuldu.
15 Ağustos 1984: İlk Silahlı Saldırı
PKK'nın eylemleri, 15 Ağustos 1984'te Hakkari'nin Şemdinli ve Eruh ilçelerinde güvenlik güçlerine ve sivil halka yönelik saldırılarla başladı. Bu saldırılar, örgütün silahlı mücadele dönemini başlattığı kabul edilir. O tarihten itibaren bölgede yaşanan çatışmalar, binlerce insanın hayatını kaybetmesine, göçlere ve ekonomik kayıplara neden oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu saldırılara karşı geniş çaplı operasyonlar başlattı. Özellikle kırsal bölgelerde sıcak takip ve sınır ötesi harekatlar, terörle mücadelenin önemli unsurları haline geldi. Zaman içinde örgüt, Suriye, Irak ve İran'daki kamplarını kullanarak eylem kapasitesini artırdı. Türkiye'nin terörle mücadelesi, ulusal ve uluslararası boyutlarıyla önemli bir güvenlik sorunu olarak gündemdeki yerini korudu.
Mücadelede Dönüm Noktaları
42 yıllık süreçte PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın 1999'da yakalanması, örgütün stratejisini değiştirmesine yol açtı. Öcalan, 2000'li yıllarda aldığı kararlarla sözde "demokratik konfederalizm" kavramını öne çıkardı; ancak silahlı eylemlerden tamamen vazgeçilmedi. Özellikle 2015 sonrası şehir çatışmaları ve gençlik yapılanmalarıyla mücadele daha karmaşık bir hal aldı. Türkiye, 2019'dan itibaren Hudut Kartalları ve İHA/SİHA'larla yürütülen etkin operasyonlarla örgütün sınır ötesi varlığına darbe vurdu. Bu operasyonlarda örgütün sözde üst düzey yöneticileri etkisiz hale getirildi.
Terörle Mücadelenin Bugünü ve Geleceği
Günümüzde PKK, Irak'ın kuzeyinde etkili gücünü yitirmiş olsa da, Suriye'de PYD/YPG adı altında tekrar yapılanma çabası içinde. Türkiye, bu yapılanmaya karşı uluslararası hukuk çerçevesinde sınır ötesi operasyonlar düzenliyor. Milli Savunma Bakanlığı, 2024 itibarıyla etkisiz hale getirilen terörist sayısının binleri bulduğunu açıklamıştı. Ancak terörle mücadele sadece askeri boyuttan ibaret değil; ekonomik kalkınma, sosyal entegrasyon ve eğitim politikaları da bu sürecin ayrılmaz parçaları. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) gibi kalkınma projelerinin tamamlanması, bölgedeki terör ortamını olumsuz etkileyen unsurları azaltabilir.
Sonuç olarak, 15 Ağustos 1984'te atılan ilk kurşun, Türkiye'nin kaderini derinden etkileyen uzun bir mücadelenin başlangıcıydı. 42 yıl sonra, devlet ve toplum bu mücadeleden daha güçlü çıkmıştır. Ancak uluslararası destekli terör örgütlerinin bölgedeki istikrarı tehdit etmeye devam ettiği gerçeği, Türkiye'nin güvenlik politikalarını şekillendirmeye devam edecektir. Önemli olan, kazanılan tecrübeyi gelecek nesillere aktararak, terörün kökeninde yatan sosyo-ekonomik sorunları çözmek adına kararlılıkla ilerlemektir. Bu, hem ülkenin bekası hem de bölge barışı için hayati önem taşımaktadır.