PISA 2025 araştırmasının Türkiye verileri, akademik başarıdaki yükselişin gölgesinde veli tutumlarına dair çarpıcı bir tabloyu gün yüzüne çıkardı. Ailelerin okul yönetimine ve öğretmenlere yönelik müdahalesi belirgin biçimde artarken, çocuklarının eğitim sürecine gösterdikleri kişisel ilginin gerilediği tespit edildi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuya ilişkin değerlendirmesinde “Aile öğretmeni yönetmeye çalışıyor” ifadesini kullanarak sürecin pedagojik dengesinin bozulduğuna işaret etti.
Öğretmen Üzerindeki Baskı Artıyor
PISA 2025 verilerine göre, Türkiye'de velilerin okul içi kararlara katılma oranı önceki dönemlere kıyasla yükseldi. Ancak bu katılım, yapıcı iş birliğinden çok öğretmenin sınıf içi yöntemlerine yönelik müdahale biçiminde kendini gösteriyor. Öğretmenlerin ders işleme biçimi, ödev politikaları ve notlandırma süreçlerine velilerin doğrudan yönlendirme çabası, araştırmanın öne çıkan bulguları arasında yer aldı.
Bakan Tekin, bu durumun öğretmen otoritesini zayıflattığını belirterek, eğitim sürecinin profesyonel bir alan olduğunu vurguladı. Tekin, ailelerin çocuklarının eğitimine katkı sunmasının değerli olduğunu ancak bunun öğretmenin pedagojik özerkliğini ortadan kaldıracak noktaya taşınmaması gerektiğini ifade etti.
Çocuğun Eğitim Sürecine İlgisi Azalıyor
Araştırmanın dikkat çeken diğer boyutu ise velilerin çocuklarının günlük öğrenme süreçlerine ayırdığı zamanın azalması. Aileler okulun idari ve akademik işleyişine daha fazla dahil olurken, çocuklarıyla birlikte kitap okuma, ödev takibi ve ders dışı öğrenme etkinliklerine katılım oranı geriledi. Bu paradoks, velilerin “eğitimi yönetme” arzusunun, “eğitime eşlik etme” sorumluluğunu gölgede bıraktığını gösteriyor.
Uzmanlar, çocukların akademik motivasyonunun büyük ölçüde aile içi tutumlardan beslendiğini belirtiyor. Velinin öğretmene müdahalesi arttıkça, çocuğun kendi öğrenme sorumluluğunu üstlenme becerisinin zayıfladığı, bunun da uzun vadede bağımsız düşünme ve problem çözme yetilerini olumsuz etkilediği değerlendiriliyor.
PISA'nın Ölçtüğü Gerçek Ne?
PISA yalnızca matematik, fen ve okuma becerilerini ölçen bir sınav değil; aynı zamanda öğrencilerin okul iklimi, aile desteği ve öğretmen-veli ilişkilerine dair algılarını da kayda geçiriyor. 2025 döngüsünde Türkiye, akademik puanlarda önceki yıllara göre yükseliş kaydederken, veli katılımı ve öğrenci öz-yeterlik algısı gibi sosyal-duygusal göstergelerdeki dengesizlik dikkat çekti. Bu durum, başarının yalnızca test puanlarıyla okunamayacağını gösteriyor.
Eğitimciler, velilerin okula katılımının “denetleyici” değil “destekleyici” bir çerçevede yeniden tanımlanması gerektiğini savunuyor. Okul-aile iş birliğinin sağlıklı işlemesi için velilere yönelik rehberlik programlarının yaygınlaştırılması, öğretmenlerin mesleki özerkliğinin korunması ve çocukların öğrenme sorumluluğunu üstlenmesini teşvik eden yaklaşımların güçlendirilmesi öneriliyor.
Velilere ve Okullara Düşen Görev
PISA 2025'in ortaya koyduğu tablo, eğitimde başarının yalnızca müfredat ve sınav odaklı politikaların değil, aile içi tutumların da bir yansıması olduğunu gösteriyor. Velinin öğretmeni yönetmeye çalışması kısa vadede bir kontrol hissi yaratabilir; ancak çocuğun öğrenme sürecine duyduğu ilgiyi artırmadığı sürece bu çaba kalıcı bir kazanıma dönüşmüyor. Eğitimin gerçek aktörü olan çocuğun süreçten kopmaması, velinin rolünü doğru tanımlamasına bağlı.