Eğitim Reformu Girişimi (ERG), PISA 2025 değerlendirmesine ilişkin çarpıcı verileri kamuoyuyla paylaştı. Buna göre Türkiye'de 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 41,6'sı en az bir tür yoksunluk yaşıyor. OECD ülkelerinde bu oran yalnızca yüzde 11,6. Aradaki yaklaşık dört katlık fark, eğitimde fırsat eşitliğinin ne denli ciddi bir sorun olduğunu gözler önüne seriyor.
Yoksunluk Türleri ve Bölgesel Farklar
PISA 2025 kapsamında öğrencilere eğitim materyalleri, beslenme, barınma ve dijital erişim gibi temel ihtiyaçlara dair sorular yöneltildi. Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 41,6'sı bu alanlardan en az birinde yoksunluk bildirdi. Özellikle kırsal bölgelerde ve düşük gelirli ailelerin çocuklarında yoksunluk oranı çok daha yüksek. Büyükşehirlerde dahi eğitim kaynaklarına erişimde mahalleler arası uçurumlar dikkat çekiyor.
Uzmanlar, yoksunluğun yalnızca maddi yetersizlikle sınırlı olmadığını vurguluyor. Aynı zamanda nitelikli öğretmen, güvenli okul ortamı ve kültürel etkinliklere katılım gibi alanlarda da derin eşitsizlikler bulunuyor. ERG'nin raporuna göre, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı okullardaki öğrenciler, avantajlı akranlarına kıyasla akademik başarıda belirgin şekilde geride kalıyor.
Eğitim Politikaları ve Çözüm Önerileri
Eğitim Reformu Girişimi, hükümete ve yerel yönetimlere çağrıda bulunarak yoksunluk yaşayan öğrencilere yönelik hedefli destek programlarının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Öneriler arasında ücretsiz beslenme programlarının yaygınlaştırılması, okullara ek kaynak aktarımı ve dijital altyapının güçlendirilmesi yer alıyor. Ayrıca öğretmen istihdamının artırılması ve dezavantajlı bölgelerde teşvik edici politikaların uygulanması gerektiği vurgulanıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak önceki yıllarda yapılan benzer çalışmalar, Türkiye'nin OECD ortalamalarının altında kaldığını gösteriyordu. PISA 2025 verileri, sorunun kronikleştiğini ve pandemi sonrası dönemde daha da derinleştiğini ortaya koyuyor.
PISA Nedir ve Neden Önemli?
PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı), OECD tarafından üç yılda bir düzenlenen ve 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen alanlarındaki becerilerini ölçen bir araştırmadır. PISA 2025, salgın sonrası eğitim kayıplarını ve eşitsizlikleri değerlendirmesi açısından ayrı bir öneme sahip. Türkiye, PISA'ya 2003'ten bu yana katılıyor ve genellikle OECD ortalamasının altında puanlar alıyor.
Eğitim Reformu Girişimi, bu verilerin yalnızca akademik başarıyı değil, aynı zamanda öğrencilerin refah düzeyini de yansıttığını belirtiyor. Yoksunluk yaşayan bir öğrencinin derslere odaklanması, motivasyonunu koruması ve geleceğe dair umut beslemesi zorlaşıyor. Bu durum, uzun vadede ülkenin insan sermayesini ve ekonomik kalkınmasını da olumsuz etkiliyor.
Siyasi Yansımalar ve Toplumsal Talepler
Raporun açıklanmasının ardından muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları hükümeti eğitim bütçesini artırmaya ve eşitsizlikle mücadele için somut adımlar atmaya davet etti. Önümüzdeki günlerde konunun TBMM gündemine taşınması bekleniyor. Eğitim sendikaları da yoksullukla mücadelenin eğitim politikalarının merkezine alınması gerektiğini savunuyor.
PISA 2025 sonuçları, Türkiye'nin eğitimde fırsat eşitliği konusunda acil ve kapsamlı bir strateji geliştirmesi gerektiğini gösteriyor. Yalnızca okul içi düzenlemelerle sınırlı kalmayan, aynı zamanda ailelere yönelik sosyal destek politikalarını da içeren bütüncül bir yaklaşım şart. Aksi halde, her dört öğrenciden birinin temel ihtiyaçlardan yoksun olduğu bir ülkede nitelikli bir eğitim sisteminden söz etmek mümkün olmayacak.