İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkenin devlet televizyonunu hedef alarak, yayın politikasını 'ayrıştırıcı' olarak nitelendirdi ve kullanılan dilin İsrail'in retoriğiyle benzerlik gösterdiğini ifade etti. Pezeşkiyan, resmi bir törende yaptığı açıklamada, 'Bu tür bir söylem İsrail’in de söylemidir. Halkı birleştirmek yerine kutuplaştırmaktadır' dedi. İran lideri, devlet televizyonunu, toplumsal gerilimi körüklemekle ve farklı etnik ile dini grupları hedef gösteren yayınlar yapmakla suçladı.
Pezeşkiyan'ın televizyon eleştirisi
Pezeşkiyan, İran devlet televizyonu IRIB’ı (İslam Cumhuriyeti Yayın Kurumu) sert bir dille eleştirerek, 'Halkımızın birliğini zedeleyen içerikler üretiliyor' diye konuştu. Cumhurbaşkanı, özellikle son dönemde etnik ve dini azınlıkları hedef alan programların arttığına dikkat çekti. 'Biz birbirimize düşman değiliz. Televizyon, toplumsal barışı sağlamak için çalışmalı, ayrıştırmamalı' ifadelerini kullandı.
Pezeşkiyan'ın bu çıkışı, İran'da medya üzerindeki siyasi tartışmaları yeniden alevlendirdi. İran devlet televizyonu, genellikle muhafazakar ve dini liderlik çizgisine yakın yayın yaparken, son yıllarda reformist kanattan da benzer eleştiriler almıştı. Pezeşkiyan ise ilk kez bu kadar doğrudan ve sert bir dille kurumu hedef almış oldu.
İran'da medya ve siyaset gerilimi
İran'da devlet televizyonu, anayasal olarak doğrudan Dini Lider Ali Hamaney’e bağlıdır ve hükümetten bağımsız olarak yönetilir. Ancak Cumhurbaşkanı'nın bu eleştirisi, yürütme ile yargı ve medya arasındaki gerilimi gözler önüne serdi. Pezeşkiyan, seçim kampanyası boyunca ifade özgürlüğü ve medyada çoğulculuk sözü vermişti. Bu açıklama, reformist kanadın medya üzerindeki baskıya yönelik uzun süredir dile getirdiği rahatsızlığın bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Uzmanlara göre Pezeşkiyan'ın çıkışı, aynı zamanda İran'ın dini liderlikle olan güç mücadelesine de işaret ediyor. Devlet televizyonunun son dönemde Körfez bölgesindeki Arap etnik gruplara ve Sünni azınlığa yönelik yayınları, toplumsal hassasiyetleri artırmıştı. Pezeşkiyan, bu tür yayınların ülke içindeki istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
İran'da basın özgürlüğü endeksinde düşük sıralarda yer alırken, Pezeşkiyan'ın bu eleştirisi, reformist kanadın medya alanındaki taleplerini yeniden gündeme taşıdı. Ancak IRIB'ın yönetiminin değişmesi, doğrudan dini liderin yetkisinde olduğu için mevcut durumda zor görünüyor.
Sonuç ve değerlendirme
Pezeşkiyan'ın devlet televizyonuna yönelik bu sert eleştirisi, İran'da medya-siyaset ilişkilerinin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Cumhurbaşkanı'nın reformist vaatlerini hayata geçirme konusunda kararlı olduğunu gösteren bu adım, ancak dini liderlik ve muhafazakar yapılarla yaşanacak olası bir çatışmaya işaret ediyor. Toplumsal kutuplaşmanın derinleştiği bir dönemde, medyanın tarafsızlığı ve birleştirici rolü, İran'ın iç istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Pezeşkiyan'ın bu çıkışı, ülkedeki siyasi dengeleri nasıl etkileyeceği merakla bekleniyor.