Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Azerbaycan ile barış sürecinin daha da güçlendirilmesi ve kurumsallaştırılması gerektiğini söyledi. Paşinyan, başkent Erivan'da düzenlenen bir hükümet toplantısında yaptığı açıklamada, iki ülke arasında varılan anlaşmaların kalıcı hale getirilmesi için somut adımlar atılması çağrısında bulundu. Başbakan, "Barışı sadece imzalanan belgelerle değil, kurumlar ve toplumsal mutabakatla güçlendirmeliyiz" dedi.
Barışın Kurumsallaştırılması İçin Çağrı
Paşinyan, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi sürecinde önemli mesafe kat edildiğini ancak bunun geri döndürülemez olması için kurumsal mekanizmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. "Sınır güvenliği, ekonomik işbirliği ve diplomatik kanalların sürekli açık tutulması, barışın teminatı olacaktır" ifadelerini kullandı. Ayrıca, iki halk arasında güven tesis edilmesi için sivil toplum diyaloğunun teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.
Ermenistan Başbakanı, geçtiğimiz aylarda Azerbaycan ile yürütülen müzakerelerde önemli aşamalar kaydedildiğini hatırlatarak, özellikle sınır belirleme komisyonunun çalışmalarının hızlandığını aktardı. Paşinyan, "Karşılıklı anlayış ve iyi niyetle, kalan sorunları da çözebileceğimize inanıyorum" dedi.
Ekonomik İşbirliği ve Bölgesel Kalkınma Vurgusu
Paşinyan'ın açıklamaları, Güney Kafkasya'da ekonomik işbirliğinin artırılması yönündeki beklentilerle örtüşüyor. Bölgede ticaret yollarının açılması, enerji ve ulaştırma projelerinin hayata geçirilmesi, hem Ermenistan hem Azerbaycan için önemli fırsatlar sunuyor. Paşinyan, "Barış ortamı, ekonomik kalkınmanın önünü açacak ve halkların refahını artıracaktır" diye konuştu.
Uzmanlar, iki ülke arasındaki ticaret hacminin henüz potansiyelin çok altında olduğunu belirtiyor. Ermenistan, Azerbaycan ile sınırların açılması halinde transit gelirlerinden pay almayı ve bölgesel lojistik merkez haline gelmeyi hedefliyor. Azerbaycan ise Nahçıvan'a kesintisiz kara bağlantısı sağlamayı amaçlıyor.
Arka Plan: Uzun Yıllara Dayanan Anlaşmazlık
Ermenistan ve Azerbaycan, 1990'lı yıllardan itibaren Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle karşı karşıya geldi. 2020 yılındaki 44 günlük savaşın ardından Rusya'nın arabuluculuğuyla ateşkes imzalandı. Ancak tam bir barış anlaşması henüz sağlanamadı. 2023 yılında Azerbaycan'ın Karabağ'da kontrolü tamamen ele geçirmesinin ardından müzakereler yeni bir boyut kazandı.
Son dönemde Avrupa Birliği, ABD ve Rusya'nın da katkılarıyla yürütülen diplomatik çabalar sonucunda taraflar arasında sınır belirleme, ulaşım yollarının açılması ve esir değişimi gibi konularda adımlar atıldı. Paşinyan'ın son açıklaması, bu sürecin kurumsal bir zemine oturtulması gerektiği yönündeki çağrı olarak yorumlanıyor.
Bölge analistleri, kalıcı barışın sağlanması için sadece siyasi irade değil, aynı zamanda hukuki ve ekonomik mekanizmaların da tesis edilmesi gerektiğini belirtiyor. Paşinyan'ın vurguladığı "kurumsallaşma" kavramı, bu ihtiyaca işaret ediyor.
Uluslararası Aktörlerin Rolü
Ermenistan-Azerbaycan barış sürecinde Türkiye, Rusya, ABD ve Avrupa Birliği gibi aktörlerin etkisi bulunuyor. Türkiye, Azerbaycan'ın yanında yer alırken, ilişkilerin normalleşmesi için Ermenistan ile de diyalog yürütüyor. Paşinyan, "Bölgesel aktörlerin yapıcı katkıları barışı güçlendirecektir" ifadesiyle bu çok taraflı desteğe işaret etti.
Öte yandan, Rusya'nın bölgedeki askeri varlığı ve arabuluculuk rolü tartışılmaya devam ediyor. Batılı ülkeler ise sürece daha fazla angaje olma sinyali veriyor. Ermenistan, bir yandan Rusya ile geleneksel bağlarını korurken diğer yandan Batı ile ilişkilerini de geliştirmeye çalışıyor.
Sonuç ve Beklentiler
Nikol Paşinyan'ın açıklamaları, Ermenistan'ın barış sürecindeki kararlılığını gösteriyor. Ancak barışın kurumsallaşması için atılması gereken adımlar var: sınır anlaşmasının imzalanması, diplomatik ilişkilerin tesisi, ticaret ve ulaşımın serbestleştirilmesi, karşılıklı güven artırıcı önlemler. Bu adımların hayata geçirilmesi, sadece iki ülke için değil, tüm Güney Kafkasya için istikrar ve refah anlamına geliyor. Paşinyan'ın çağrısı, bölgesel barışın kalıcılığı açısından kritik bir dönemeçte yapılmış bir uyarı niteliğinde. Önümüzdeki aylarda yapılacak görüşmeler ve alınacak kararlar, sürecin yönünü belirleyecek.