CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, katıldığı Halk TV programında “ABD ve İsrail’in düzenine karşıyız” çıkışı yaparken, kısa süre önce Newsweek dergisinde yayımlanan yazısında Türkiye’yi Avrupa ve NATO güvenliği üzerinden Batı’ya şikâyet ettiği ortaya çıktı. Özel’in iki farklı mecrada sarf ettiği sözler, “Batı’ya başka, iç kamuoyuna başka konuşmakla” eleştirilmesine neden oldu.
Halk TV’de verilen mesaj ile Newsweek yazısı çelişiyor
Özgür Özel, Halk TV’de yayımlanan söyleşisinde “ABD ve İsrail’in bölgede kurmaya çalıştığı düzene karşı duruyoruz. Türkiye’nin bağımsız dış politika izlemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Ancak sadece birkaç hafta önce İngilizce yayın yapan Newsweek dergisinde kaleme aldığı yazıda, Türkiye’nin Avrupa ve NATO güvenliği için kritik önemde olduğunu vurgulayarak Batı ülkelerine adeta “Türkiye’yi kaybetmeyin” çağrısı yapmıştı. Bu durum, Özel’in dış politikada ikili bir dil kullandığı yorumlarına yol açtı.
Siyasi kulislerde Özel’e tepki büyüyor
Siyasi kulislerde Özel’in bu çelişkili tutumu, özellikle milliyetçi ve muhafazakâr çevrelerde sert eleştirilere neden oldu. Birçok siyasi yorumcu, “Bir yanda Halk TV izleyicisine hitaben ABD karşıtlığı yapıyorsunuz, diğer yanda Batı medyasında Türkiye’yi ABD ve AB’ye şikâyet ediyorsunuz. Bu samimiyetsizliktir” değerlendirmesinde bulundu. Özel’in CHP içindeki muhalif kanattan geldiği ve zaman zaman parti yönetimini eleştirdiği biliniyor. Bu kez hedef tahtasında kendisi var.
Newsweek yazısında Özel, “Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşması Avrupa güvenliğini tehlikeye atar. Batı, Ankara ile diyaloğu artırmalı” ifadelerine yer vermişti. Oysa Halk TV’de “Türkiye’nin emperyalist güçlerin oyununa gelmemesi gerektiğini” söylemişti. Bu iki söylem arasındaki fark, sosyal medyada da geniş yankı buldu. Kullanıcılar, “Özgür Özel’in yüzü hangi tarafa dönük?” şeklinde yorumlar yaptı.
Bağımsız değerlendirme: Dış politikada tutarlılık sorunu
Özgür Özel vakası, Türk siyasetinde sıkça rastlanan bir ikilemi gözler önüne seriyor: iç kamuoyuna verilen mesajlarla uluslararası platformda söylenenler arasındaki uçurum. Her ne kadar siyasetçiler farklı kitlelere hitap etmek zorunda olsa da, bu ölçüde bariz bir çelişki güven sorununa yol açıyor. Özel’in her iki mecrada da söylediklerinin doğruluk payı olabilir, ancak seçici vurgular, dinleyiciye “bize dilediğini söylüyor” izlenimi veriyor. Dijital çağda her söz arşivlenirken, tutarsızlıkların cezası hem medyada hem sandıkta ağır olabiliyor.