Özbekistan, yıllar boyunca dünyanın hemen yanı başında ama bir bakıma dünyadan uzakta kalan bir ülke olarak biliniyordu. Semerkant, Buhara ve Hive gibi tarihi şehirlerin isimleri hep hafızamızdaydı. İmam Buhârî, İmam Mâtürîdî, Bahâeddin Nakşibend, Bîrûnî, Hârizmî ve Uluğ Bey gibi medeniyet mimarları zaten kültürel hafızamızın içindeydi. Ancak bu isimlerin hayat verdiği coğrafya, uzun süre kapalı kapılar ardında kaldı. Son yıllarda ise Özbekistan, turizm alanında başlattığı reformlarla bu kapıları aralamaya başladı. Peki, bu canlanma sadece ekonomik bir hamle mi, yoksa ülkenin Aydınlanma geleneğini yeniden diriltecek bir uyanışın habercisi mi?
Turizmde Büyük Atılım: Rakamlar ve Politikalar
Özbekistan hükümeti, 2016 yılından bu yana turizm sektörünü canlandırmak için kapsamlı adımlar attı. Vize rejiminin serbestleştirilmesi, 2018'de 80'den fazla ülkeye e-vize uygulamasının başlatılması ve birçok Avrupa ülkesine vize muafiyeti getirilmesi, ülkeye gelen yabancı turist sayısında ciddi artış sağladı. Resmi verilere göre, 2019'da Özbekistan'ı ziyaret eden turist sayısı 6,7 milyonu aştı; bu rakam 2015'te 2 milyonun altındaydı. Pandemi sonrası toparlanma sürecinde ise 2023'te 7 milyonun üzerinde turist ağırlandı. Devlet başkanı Şavkat Mirziyoyev'in talimatıyla turizm altyapısına yapılan yatırımlar, Semerkant ve Buhara'da yeni oteller, müzeler ve restore edilen medreselerle kendini gösteriyor.
Özellikle Semerkant'taki Registan Meydanı, Bibi Hanım Camii ve Şah-i Zinde Külliyesi; Buhara'daki Poi Kalon ve Ark Kalesi; Hive'deki İç Kale (Itchan Kala) gibi UNESCO Dünya Mirası alanları, turist akınına uğruyor. Bu şehirler, sadece mimari güzellikleriyle değil, aynı zamanda İslam dünyasının ilk üniversitelerinden biri sayılan Semerkant'taki Uluğ Bey Medresesi gibi bilim ve felsefe merkezleriyle de öne çıkıyor. Uluğ Bey'in 15. yüzyılda kurduğu rasathane, dönemin astronomi çalışmalarına ışık tutmuştu. Bugün bu miras, turist rehberlerinin anlattığı hikâyelerle yeniden hayat buluyor.
Aydınlanma Geleneği ve Turizmin Rolü
Özbekistan toprakları, tarih boyunca İslam dünyasının entelektüel merkezlerinden biri oldu. 9. yüzyılda yaşayan Hârizmî, cebirin kurucusu kabul edilirken; 10. yüzyılda Bîrûnî, astronomi ve matematik alanında çığır açtı. İmam Mâtürîdî, İslam teolojisinde akılcı bir ekolün öncüsü oldu. İmam Buhârî ise hadis ilminin en önemli kaynaklarından Sahih-i Buhârî'yi derledi. 14. yüzyılda Bahâeddin Nakşibend, tasavvufi bir hareketin temellerini attı. Tüm bu isimler, sadece dini değil, aynı zamanda bilimsel ve felsefi bir aydınlanmanın temsilcileriydi.
Bugün turizmin canlanması, bu mirasın yeniden keşfedilmesine vesile oluyor. Örneğin, Semerkant'ta düzenlenen uluslararası konferanslar ve festivaller, bilim ve kültür tarihine ilgiyi artırıyor. Buhara'da açılan yeni müzeler, el yazmaları ve astronomi aletlerini sergiliyor. Ancak uzmanlar, turizmin tek başına bir Aydınlanma getirmeyeceğini, bunun için eğitim ve düşünce özgürlüğünün de gerekli olduğunu vurguluyor. Özbekistan'da son yıllarda üniversite sayısı artmış ve yurtdışı eğitim programları teşvik edilmiş olsa da, ifade özgürlüğü ve akademik özerklik konusunda henüz istenen düzeyde değil.
Siyasi ve Ekonomik Dengeler
Özbekistan'ın turizm hamlesi, aynı zamanda bir siyasi mesaj içeriyor. Ülke, 1991'de bağımsızlığını kazandıktan sonra uzun süre kapalı bir yönetim sergiledi. İslam Kerimov döneminde (1991-2016) dış dünyayla sınırlı ilişkiler kuruldu. Mirziyoyev iktidarıyla birlikte başlayan açılım politikası, ekonomik liberalleşme ve bölgesel işbirliği arayışlarını beraberinde getirdi. Turizm, bu açılımın en görünür yüzü haline geldi. Orta Asya'nın kalbinde yer alan Özbekistan, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında da stratejik bir konumda. Turizm gelirleri, ülke ekonomisi için önemli bir döviz kaynağı oluşturuyor; 2023'te turizm gelirleri 2 milyar doları aştı.
Ancak bu canlanmanın sürdürülebilirliği, altyapı yatırımlarına ve çevresel korumaya bağlı. Semerkant ve Buhara'da hızlı otel inşaatları, tarihi dokuyu tehdit edebileceği endişesini doğuruyor. Ayrıca, turistlerin büyük çoğunluğu büyük şehirlerde yoğunlaşırken, kırsal bölgelerdeki potansiyel henüz kullanılamıyor. Hükümet, 2030'a kadar yıllık 12 milyon turist hedefi koymuş durumda. Bu hedefe ulaşmak için yeni havalimanları, hızlı tren hatları ve konaklama tesisleri planlanıyor.
Gelecek Perspektifi: Turizm Aydınlanma Getirir mi?
Tarihsel olarak, ticaret ve seyahat, fikirlerin yayılmasında katalizör olmuştur. İpek Yolu, sadece malların değil, aynı zamanda bilginin de taşındığı bir güzergâhtı. Semerkant ve Buhara, bu yol üzerinde bilim insanlarını, şairleri ve filozofları ağırladı. Bugün turizmin canlanması, benzer bir etkiyi yaratabilir mi? Eğer Özbekistan, turizmi sadece ekonomik bir araç olarak görmez, aynı zamanda kültürel ve entelektüel bir etkileşim platformu olarak kullanırsa, bu mümkün olabilir. Örneğin, uluslararası akademik işbirlikleri, öğrenci değişim programları ve kültürel etkinlikler, ülkeye sadece döviz değil, yeni fikirler de getirebilir.
Ancak unutmamak gerekir ki Aydınlanma, sadece müzeler ve anıtlarla değil, eleştirel düşünce, hoşgörü ve özgür tartışma ortamıyla gelişir. Özbekistan'ın genç nüfusu, internet ve sosyal medya aracılığıyla dünyayla daha fazla bağlantı kuruyor. Bu durum, içeride reform taleplerini artırabilir. Turizm, bu süreci hızlandırabilir veya yavaşlatabilir; belirleyici olan, siyasi iradenin nasıl bir yol izleyeceğidir. Özbekistan, tarihi mirasını koruyarak ve evrensel değerleri benimseyerek, kendi Aydınlanma deneyimini inşa edebilir. Aksi halde, turizm sadece vitrin süsü olarak kalır ve aranan kayıp Aydınlanma, bir kez daha uzak bir hayal olarak kalır.