ORSAM (Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi) Koordinatörü Oytun Orhan, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) fesih kararına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Orhan, bu kararın SDG'nin ayrı bir yapı olarak varlığının sona erdiğini gösterdiğini belirterek, Suriye'nin toprak bütünlüğü açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Cumhuriyet'e konuşan Orhan, sürecin bundan sonraki aşamalarında entegrasyonun daha pürüzsüz ilerleyeceğini ifade etti.
Fesih Kararı ve Entegrasyon Süreci
Oytun Orhan, SDG'nin fesih kararını 'nihai bir adımdan ziyade kritik bir aşama' olarak nitelendirdi. Bu kararın, özellikle Suriye'nin kuzeydoğusunda uzun süredir devam eden askeri ve siyasi belirsizliklerin ardından geldiğine dikkat çekti. Orhan, "SDG'nin ayrı bir yapı olarak yaşama şansı kalmadı. Bu kararla birlikte entegrasyon süreci daha kolay ilerleyecek" dedi. Ayrıca, SDG'nin feshedilmesiyle birlikte Suriye'de merkezi hükümetin otoritesinin genişlemesinin önünün açılacağını, bunun da ülkenin istikrarına katkı sağlayabileceğini söyledi.
Atamalar ve Risk Değerlendirmesi
SDG unsurlarının devlet kurumlarına entegrasyonu ve yapılacak atamalar konusuna da değinen Orhan, bu durumun risk teşkil etmediğini belirtti. "SDG unsurlarının devlette görev alması risk teşkil etmez" diyen Orhan, bu kişilerin deneyimlerinin ve bölgeye hakimiyetlerinin, Suriye'nin yeniden imarı ve toplumsal uyum sürecinde önemli bir katkı sağlayabileceğini ifade etti. Orhan, atamaların şeffaf ve liyakat esaslı yapılması halinde olası güvenlik ve yönetim sorunlarının yaşanmayacağını sözlerine ekledi.
Bölgesel ve Uluslararası Boyut
SDG'nin feshi, yalnızca Suriye iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, uzun süredir SDG'nin PKK'nın Suriye uzantısı olduğunu savunarak bu yapıya karşı askeri operasyonlar düzenlemişti. ABD'nin ise SDG'yi DEAŞ'la mücadelede önemli bir müttefik olarak desteklediği biliniyor. Oytun Orhan, bu kararın Türkiye'nin güvenlik endişelerini bir ölçüde hafifletebileceğini, ancak terörle mücadele konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Orhan, "Bu süreç, Suriye'nin kuzeyinde kalıcı bir istikrarın tesisi için fırsat penceresi sunuyor. Ancak tüm tarafların sorumlu davranması gerekiyor" diye konuştu.
Geleceğe Yönelik Beklentiler
Oytun Orhan, önümüzdeki dönemde SDG'nin fesih kararının nasıl hayata geçirileceğinin ve bu sürecin ne denli başarılı olacağının belirleyici olacağını söyledi. Özellikle silahlı unsurların statüsü, bölgesel yönetimlerin geleceği ve Arap aşiretleriyle ilişkiler gibi konuların önem taşıdığını dile getirdi. Orhan, "SDG'nin feshi, Suriye'de siyasi çözümün önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırdı. Bu, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve ulusal birliği açısından tarihi bir adım" ifadelerini kullandı. Ayrıca, uluslararası toplumun bu süreci desteklemesi ve Suriye'nin yeniden inşası için kaynak ayırması gerektiğinin altını çizdi.
Bağımsız Değerlendirme
SDG'nin fesih kararı, Suriye iç savaşının seyrini değiştirebilecek nitelikte bir gelişme olarak öne çıkıyor. Bu kararın, Suriye'de merkezi yönetimin kontrolünü artırırken, ülkenin kuzeydoğusundaki yönetim modelinin geleceğine dair soruları da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, sürecin başarısının, tarafların samimiyetine ve uygulama aşamasındaki kararlılığa bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel aktörlerin, bu gelişmeyi kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda yakından takip etmesi bekleniyor. Tarihsel olarak benzer yapıların feshedilmesi ve entegrasyon süreçleri incelendiğinde, kalıcı barışın tesisinin uzun vadeli bir mutabakat ve kapsayıcı bir siyasi süreçle mümkün olabileceği görülüyor.