Büyük Taarruz'un ikinci günü olan 27 Ağustos 1922'de, Türk ordusu düşman mevzilerini birer birer ele geçirerek Afyonkarahisar'ı işgalden kurtardı. Bu zaferin en kritik anlarından biri, savaşın seyrini değiştiren Çiğiltepe'nin alınmasıydı. Ancak bu başarı, Türk askerinin fedakarlığının yanı sıra, sözünü yerine getiremeyen bir komutanın dramatik hikayesiyle de tarihe kazındı.
Çiğiltepe'de Kanlı Mücadele
Büyük Taarruz'un planına göre, Türk ordusu 26 Ağustos sabahı saat 05.30'da topçu ateşiyle başlattığı taarruzla düşman hatlarına giriyordu. İlk gün, birçok tepe ve mevzi ele geçirilmiş, ancak asıl hedef olan Çiğiltepe henüz düşmemişti. Çiğiltepe, Afyon'un güneybatısında stratejik bir noktaydı; bu tepe düşmeden düşmanın çekilme yollarının kesilmesi mümkün değildi. Bu nedenle Türk Genelkurmayı, tepeyi almak için özel bir görevlendirme yaptı. Bu görev, 57. Tümen Komutanı Albay Reşat Bey'e verildi.
Albay Reşat'ın Sözü ve Trajedisi
Albay Reşat Bey, daha önce Mustafa Kemal Paşa'ya söz vermişti: "Çiğiltepe'yi ya alacağım ya da öleceğim." Ancak 27 Ağustos sabahı başlayan şiddetli çatışmalara rağmen, tepe bir türlü düşmüyordu. Düşman kuvvetleri, mevzilerini inatla savunuyordu. Saatler ilerledikçe, Albay Reşat'ın içindeki sıkıntı artıyordu. Mustafa Kemal Paşa, öğleden sonra durumu sorduğunda, Albay Reşat'ın verdiği cevap tarihe geçti: "Paşam, sözümü tutamadım, mazur görün." Bu sözlerin ardından albay, silahını çekerek yaşamına son verdi. Bu olay, Türk askeri tarihinde unutulmaz bir fedakarlık ve sorumluluk örneği olarak yerini aldı.
Afyon'un Kurtuluşu ve Zaferin Önemi
Albay Reşat'ın ölümü, birliklerini hırslandırdı ve kısa süre sonra Çiğiltepe savunması çöktü. 27 Ağustos akşamına doğru tepe tamamen ele geçirildi. Bu başarı, Afyonkarahisar'ın düşman işgalinden kurtarılmasına giden yolu açtı. Türk ordusu, aynı gün içinde şehir merkezine girerek Yunan işgaline son verdi. Afyon'un kurtuluşu, Büyük Taarruz'un dönüm noktalarından biri oldu. Bu zafer, düşmanın Anadolu'daki direnişini kırdı ve 30 Ağustos'ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin kazanılmasının önünü açtı. Mustafa Kemal Paşa, 29 Ağustos'ta Afyon'a geldi ve zaferin planlayıcısı olarak ordusunu tebrik etti.
Büyük Taarruz'un Stratejik Dehası
Büyük Taarruz, Türk Kurtuluş Savaşı'nın en büyük ve en kapsamlı askeri harekatıydı. Mustafa Kemal Paşa, bu taarruzun gizliliğine büyük önem verdi; ordunun hareketini gece yaptırdı ve düşmanı yanıltmak için çeşitli desiseler uygulattı. 26 Ağustos'ta başlayan taarruz, 30 Ağustos'ta zaferle sonuçlandı. Bu süreçte Türk ordusu, sayıca üstün olan düşmana karşı üstün bir manevra yeteneği sergiledi. 27 Ağustos'ta Afyon'un alınması, düşman cephesinin yarıldığını gösterdi. Bu tarih, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık tutkusunun ve vatan savunmasındaki kararlılığının bir sembolüdür.
Bugün, 27 Ağustos, Afyonkarahisar'da her yıl coşkuyla kutlanmaktadır. Bu zafer, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda ulusal bir dirilişin ifadesidir. Büyük Taarruz'un ikinci gününde yaşananlar, Türk milletinin bağımsızlık yolunda neleri göze alabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. Albay Reşat Bey gibi komutanların fedakarlıkları ve Mehmetçiğin göğüs göğüse çarpışmaları, bu toprakların nasıl kazanıldığını anlatan önemli birer destandır. Bu nedenle, bu tarihi olayları doğru anlamak ve gelecek nesillere aktarmak, bizler için büyük bir sorumluluktur.