Dolmabahçe Sarayı, Padişah Abdülmecid'in emriyle 13 yılda tamamlandı ve 1856'da kullanıma açıldı. Osmanlı bütçesinin neredeyse dörtte birine denk gelen 5 milyon altın liraya mal olan saray, dönemin ekonomik krizini derinleştirirken, devletin dış borca sürüklenmesinde önemli bir rol oynadı. İstanbul Boğazı kıyısında inşa edilen bu yapı, imparatorluğun son dönemlerindeki israfın simgesi haline geldi.
Sarayın inşası ve maliyeti
Padişah Abdülmecid, eski sarayların yetersiz olduğunu düşünerek Boğaz kıyısında modern bir saray yapılmasını emretti. Mimar Balyan ailesine verilen proje, 1843'te başladı ve 1856'da tamamlandı. Sarayın inşasında 285 bin altın lira harcandığı kayıtlara geçti. Dönemin bütçesiyle kıyaslandığında, bu rakam devletin yıllık gelirinin %25'ine denk geliyordu. Karşılıksız para basımı ve dış borçlanma, bu harcamanın finansmanını sağladı.
Sarayın iç dekorasyonunda altın varak, kristal avizeler ve değerli taşlar kullanıldı. 45 bin metrekarelik alana yayılan yapı, 285 oda, 46 salon, 6 hamam ve 2 harem dairesinden oluşuyor. Aydınlatma için İngiltere'den özel olarak getirilen kristal avizeler, dönemin en lüks eşyaları arasındaydı. Bu ihtişam, Avrupalı elçileri etkilerken, halk arasında tepkiye yol açtı.
Osmanlı ekonomisine etkisi
Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılın ortalarında ağır bir ekonomik buhran içindeydi. Kırım Savaşı'nın getirdiği yükler, saray harcamalarıyla birleşince devlet iflasın eşiğine geldi. 1854'te ilk dış borç alındı, ardından gelen borçlar 1875'te moratoryuma yol açtı. Duyun-u Umumiye İdaresi'nin kurulmasıyla Osmanlı maliyesi yabancı denetimine girdi. Tarihçilere göre, Dolmabahçe Sarayı'nın lüksü, bu çöküşün sembolü oldu.
Sarayın tamamlandığı 1856'da, dönemin şairi Ziya Paşa, 'Bu saray bir milletin kanını emdi / Yıkıldı gitti, vatan viran oldu' dizeleriyle eleştirdi. Cumhuriyet döneminde müze ve devlet konukevi olarak kullanılan saray, 170 yıldır ayakta. Günümüzde yılda 3 milyondan fazla ziyaretçi çekiyor.
Bağımsız değerlendirme
Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı modernleşmesinin en ihtişamlı ama en tartışmalı yapılarından biri. İmparatorluğun Batılılaşma çabalarının bir yansıması olarak görülse de, devletin ekonomik krizini hızlandırması ilginç bir ironi taşıyor. Bugün turistik bir cazibe merkezi olan saray, tarihi bir uyarı niteliği de barındırıyor.