Osmaniye'nin Sumbas ilçesinde yaşayan 65 yaşındaki Ayşe Özer, 6 Şubat 2023'teki depremlerde hasar gören evinde kızı ve engelli oğluyla birlikte yaşam mücadelesi veriyor. Deprem sonrası evinin tavanı dökülen Özer, her gün korkuyla yatıp kalktıklarını belirterek yetkililerden yardım istedi. Sadece yaşlılık ve engelli aylığıyla geçinen aile, kalıcı konut veya kira desteği talebinde bulunuyor.
Depremin İzleri Hala Silinmedi
Ayşe Özer, depremin yaşandığı andan itibaren hayatlarının değiştiğini ifade ediyor. Evin duvarlarındaki çatlaklar ve sürekli korku psikolojisi, ailenin günlük hayatını olumsuz etkiliyor. Özer, "Gece yattığımızda yine deprem olacak korkusu yaşıyoruz. Sabah kalktığımızda ilk işimiz evin durumunu kontrol etmek" diyor. Kızı ev işlerinde annesine yardımcı olurken, engelli oğlu ise özel bakım gerektiriyor.
Yetkililere Çağrı
Ayşe Özer, depremzedelerin hala çadır veya konteynerde yaşadığını, kendisinin de benzer durumda olduğunu vurguluyor. "Devletimizden Allah razı olsun, ancak evimiz oturulamaz halde. Tavan sıvaları dökülüyor, duvarlar nemli. Kış geliyor, nasıl ısınacağız bilmiyorum" şeklinde konuşuyor. Yetkililerden acil çözüm beklediklerini ifade eden Özer, özellikle engelli oğlu için güvenli bir ortam talep ediyor.
Deprem Bölgesinde Durum
Kahramanmaraş merkezli depremlerin vurduğu Osmaniye'nin Sumbas ilçesinde birçok ev ağır hasarlı veya yıkılmıştı. Devlet tarafından konteyner kentler kuruldu, ancak bazı aileler kendi evlerinde oturmaya devam ediyor. Uzmanlar, depremlerin üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen hala birçok insanın güvenli barınma ihtiyacı olduğuna dikkat çekiyor. Ayşe Özer gibi depremzedelerin yaşadığı korku ve güvensizlik, psikolojik destek ve hızlı yeniden konut inşası gerektiriyor.
Bağımsız Değerlendirme
Deprem felaketinin ardından 1,5 yılı aşkın süre geçmesine karşın, bölgede hala çözüm bekleyen onlarca aile bulunuyor. Ayşe Özer'in yaşadıkları, Türkiye'nin afet yönetimi ve konut politikalarındaki eksiklikleri bir kez daha gözler önüne seriyor. Kalıcı konutların hızla tamamlanması ve geçici barınma alanlarında yaşam koşullarının iyileştirilmesi, bölge halkının normale dönmesi için kritik önem taşıyor. Yetkililerin depremzedelerin her birinin derdine kulak vermesi, toplumsal iyileşmenin anahtarı olacaktır.