Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Haluk Türkmen, Aybastı, Korgan ve Kabataş ilçelerinde altın arama amacıyla yürütülen sondaj faaliyetlerindeki usulsüzlüklere dikkat çekerek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Ordu İl Müdürlüğü'ne yaptıkları şikayete verilen yanıtın ardından suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Türkmen, söz konusu yanıtı sert bir dille eleştirerek, çevre mevzuatına aykırılıkların görmezden gelindiğini savundu.
İl Müdürlüğü'ne Şikayet ve Yanıt
ORÇEV, bölgedeki altın arama sondajlarının çevresel etkilerine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Ordu İl Müdürlüğü'ne başvuruda bulunmuştu. Dernek, sondaj çalışmalarının tarım arazilerine, su kaynaklarına ve doğal yaşama zarar verdiğini, ayrıca gerekli çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin tamamlanmadan faaliyetlerin sürdürüldüğünü iddia ediyor. Avukat Haluk Türkmen, İl Müdürlüğü'nden gelen yanıtın tatmin edici olmadığını belirterek, "Yapılan şikayetimize verilen cevap, adeta usulsüzlükleri örtbas eder niteliktedir. Bu nedenle konuyu yargıya taşıma kararı aldık" dedi.
Türkmen, İl Müdürlüğü'nün yanıtında, sondaj faaliyetlerinin yasalara uygun olduğu yönünde bir ifade kullanıldığını, ancak somut verilerle bu durumun çürütülemediğini öne sürdü. "Çevre mevzuatı açıkken, bölgedeki su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunması gerekirken, tam tersi bir tutumla karşılaşıyoruz" ifadelerini kullandı.
Suç Duyurusu ve Gerekçeleri
ORÇEV tarafından yapılan suç duyurusunda, ilgili kamu kurumlarının görevlerini ihmal ettiği ve çevre mevzuatına aykırı davrandığı öne sürülüyor. Dernek avukatları, sondaj çalışmalarının Aybastı, Korgan ve Kabataş ilçelerinde geniş bir alanda yapıldığını, bu alanların içme suyu havzalarına yakın olduğunu vurguluyor. Ayrıca, sondajlarda kullanılan kimyasalların yer altı sularına karışma riski taşıdığı iddia ediliyor.
Suç duyurusunun dayanakları arasında, 2872 sayılı Çevre Kanunu'na aykırılık, ÇED raporu olmaksızın faaliyet gösterilmesi ve doğal sit alanlarına zarar verilmesi gibi maddeler yer alıyor. Türkmen, "Amacımız, bölgede yaşayan insanların sağlığını ve doğal kaynaklarımızı korumak. Bu sondajlar durdurulmazsa, telafisi mümkün olmayan çevresel felaketlerle karşı karşıya kalabiliriz" şeklinde konuştu.
Bölge Halkı ve Çevre Örgütlerinin Tepkisi
Ordu ve çevresinde faaliyet gösteren çevre örgütleri, ORÇEV'in girişimine destek verdi. Bölge halkı da sondaj çalışmalarından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Özellikle tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan köylüler, su kaynaklarının kirlenmesinden endişe ediyor. Bir köy sakini, "Burada yıllardır tarım yapıyoruz. Sondajlar başladıktan sonra kuyularımızdaki su seviyesi düştü, bazı kaynaklar kurudu. Yetkililerden sesimizi duymalarını istiyoruz" dedi.
Çevre mühendisleri, altın madenciliğinde kullanılan siyanür liç yönteminin su kaynakları için büyük tehlike oluşturduğunu belirtiyor. Sondaj aşamasında ise daha çok bentonit ve su bazlı çamur kullanılsa da, ilerleyen aşamalarda kimyasal kullanımının artabileceği uyarısı yapılıyor. ORÇEV, bu nedenle sondajların başlangıç aşamasında durdurulmasının hayati olduğunu savunuyor.
Yetkililerden Açıklama Bekleniyor
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Ordu İl Müdürlüğü'nden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak ORÇEV'in suç duyurusunun ardından savcılığın harekete geçmesi bekleniyor. Avukat Haluk Türkmen, "Hukuk devletinde her kurum üzerine düşen görevi yapmakla yükümlüdür. Biz de vatandaş olarak hakkımızı sonuna kadar arayacağız" dedi.
Öte yandan, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından verilen arama ruhsatlarının iptali için de ayrı bir dava açılabileceği belirtiliyor. ORÇEV, konuyu ulusal ve uluslararası platformlara taşıyarak kamuoyu oluşturmayı hedefliyor.
Çevre Hukuku ve Yerel Yönetimlerin Rolü
Türkiye'de çevre hukuku, son yıllarda artan madencilik faaliyetleri karşısında yetersiz kalabiliyor. Uzmanlar, yerel yönetimlerin ve valiliklerin çevre denetimlerinde daha etkin olması gerektiğini vurguluyor. Ordu Valiliği'nin konuya müdahil olup olmayacağı ise merak konusu. ORÇEV, yerel yönetimleri göreve davet ederek, "Ordu'nun doğasını hep birlikte korumalıyız" çağrısı yaptı.
Bölgede daha önce de benzer madencilik karşıtı hareketler yaşanmış, örneğin Fatsa ve Ünye'de yapılmak istenen taş ocaklarına karşı halk eylemleri düzenlenmişti. Bu tür girişimler, çevre bilincinin arttığını gösteriyor. Ancak yasal süreçlerin uzaması, faaliyetlerin geçici olarak durdurulmasıyla sonuçlanabiliyor. ORÇEV, bu kez kalıcı bir çözüm istiyor.
Sonuç ve Beklentiler
ORÇEV'in suç duyurusu, yerel çevre mücadelesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Dava süreci, benzer madencilik faaliyetlerine karşı emsal teşkil edebilir. Avukat Haluk Türkmen, "Bu dava sadece Ordu için değil, tüm Türkiye'deki çevre davaları için bir test niteliğinde. Kazanırsak, doğa katliamlarının önüne geçilebilir" dedi.
Kamuoyunun ve bağımsız bilirkişilerin süreci yakından takip etmesi, şeffaflık açısından büyük önem taşıyor. Çevre örgütleri, sondajların durdurulması için imza kampanyaları düzenlemeye hazırlanıyor. Önümüzdeki günlerde konunun TBMM gündemine taşınması da bekleniyor. ORÇEV, mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini açıkladı.